PİYASALAR

  • BIST 1001.393-1.69%
  • ALTIN458.144-0.3%
  • DOLAR8.1660.23%
  • EURO9.707-0.09%
  • STERLİN11.1980.14%
  1. YAZARLAR

  2. UMUT ÖZKAN

  3. TÜRKİYE’NİN ANAYASA İLE İMTİHANI
UMUT ÖZKAN

UMUT ÖZKAN

Avukat Arabulucu
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYE’NİN ANAYASA İLE İMTİHANI

A+A-

Her dönem gündemimize giren yoğun tartışmalara neden olan ama sonuçsuz kalan anayasa değişikliği girişimlerine çokça şahit olmuşsunuzdur.

Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu toplumun tüm kesimleri dile getirmekle birlikte siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları yeni ve sivil bir anayasa için sayısız girişimde bulunsa da ülkemizde yakın geçmişte baştan sona yeni bir anayasa yapmak maalesef darbecilere nasip oldu,  1961 ve 1982 Anayasaları darbelerin gölgesinde hazırlandı.

Darbeci mantalitenin yaptığı 82 Anayasası milletin beklentilerine cevap veremediği gibi, kısıtlayıcı dili birlik ve beraberliğin sağlanmasına katkı sunamamış baskıcı yönü ise ülkede bitmek bilmeyen kaos ortamına çanak tutmuştur. Bu sıkıntılara çözüm bulmak isteyen siyasilerce TBMM’de değişiklikler yapılmaya çalışılmış ama meclis çatısı altında bulunan bazı partilerin uzlaşmaz tutumu ve anayasa değişikliği için gerekli olan nitelikli çoğunluğun bir türlü sağlanamamasından ötürü bu girişimlerde de beklenen sonuca ulaşılamamıştır. Yapılan bazı değişiklikler ile birlikte ise tabiri caizse yamalı bir bohçaya dönmüştür anayasamız.

Yeni anayasa tartışması güncel bir tartışma konusu değildir ülkemiz için. Türkiye yeni bir anayasaya kavuşuncaya kadar bu talep ve tartışma süre gidecektir. Bu konuda herkesin hem fikir olduğu husus, darbecilerin yapmış olduğu anayasanın ortadan kaldırılması ve sivil irade tarafından yeni bir anayasa yapılmasıdır. Lakin toplumsal mutabakatın tam olarak oluşmaması ve TBMM’de bulunan partilerin uzlaşı sağlayamaması yeni ve sivil bir anayasanın önündeki en büyük engel olarak durmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği "Belki de şimdi Türkiye'nin tekrar anayasayı tartışmasının vakti gelmiştir" sözleri, hepimizin dikkatini bu noktaya çekti.

Anayasa nedir isterseniz kısaca onu açıklayalım. Anayasa, bir devletin kuruluş ve işleyiş esaslarını, organlarını, bunların görev ve yetkilerini, fertlerin sahip oldukları hak ve hürriyetleri belirleyen ana kanun ve prensiplerdir. Diğer bütün hukuki kurallarından ve yapılardan üstündür ve hiçbir kanun ve yapı anayasaya aykırı olamaz.

1787 Tarihli ABD Anayasası

Anayasa, temel prensipleri belirlediği için kısa metinler şeklinde olması gerektiği üzerinde hem fikirdir otoriteler. Örneğin 1787 tarihli ABD Anayasası herhangi bir millete ait en eski federal anayasa olma özelliğinin yanı sıra yalnızca 7 madde ve 4 sayfadan oluşmaktadır. Asgari müşterekler üzerinde birleşen eyaletler haklarını güvence altına almışlar ve Amerika Birleşik Devletlerinin federal sistemini tesis etmişlerdir. Zaman içinde bazı değişiklikler olsa bile Dünyayı idare eden ABD’nin 4 sayfalık ve 7 maddelik bu anayasa ile idare edildiği gerçeği hiç değişmemiştir. Türkiye’ye gelecek olursak şu an geçerli olan 1982 Anayasası 177 maddeden oluşmaktadır. Aklınıza gelebilecek hemen hemen her konunun anayasa ile düzenlenmeye çalışılması tam bir darbeci zihniyetin ürünüdür.  Milletine güvenmeyen hatta hor ve hakir gören bir anlayışla yapılan, halkın ne yapması ile ne yapmaması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde açıklayan, özgürlükleri kısıtlayan bir anayasadır.

Bir örnekle ifade edecek olursak anayasanın 4. Maddesi şu şekilde yazılmıştır; anayasanın 1. maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Acaba böyle bir madde olmasaydı Millet işi gücü bırakıp bu maddeleri değiştirmek için uğraşır mıydı, tabii ki hayır. Bu üç madde ile ilgili olarak milletin sair ekseriyetinde hiçbir sıkıntı bulunmamakta. Lakin anayasayı yapan zihniyetin Millete karşı üsten bir bakışa sahip olması ve güven duymaması nedeniyle böyle bir zırhı anayasa ekleme ihtiyacı duymuşlardır. Maalesef anayasamızın geneli bu şekilde sınırlayıcı ve kısıtlayıcı hükümlerle doldurulmuş durumda.

Yeni Anayasadan Beklentiler

Yeni anayasamız geçmiş deneyimlerden istifade ederek, geleceğin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.  Nasıl bir anayasaya ihtiyaç var.  İlk olarak 177 maddelik çok kapsamlı ve düzenleyici bir anayasaya ihtiyaç yok. Kooperatifçiliğin geliştirilmesi, tüketiciler ile esnaf ve sanatkarların korunması, piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi, devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması, sporun geliştirilmesi  gibi kanunla düzenlenebilecek hususların yeni anayasanın içine boca edilerek şişirilmesine ise hiç gerek yok. Madde sayısının artması temel esaslarda anlaşan   tarafların ayrıntıda boğulmasına neden olmakta bu da yeni anayasa girişimlerinin inkıtaya uğramasına yol açmaktadır. Bu yüzden mümkün olduğunca kısa ve öz bir anayasanın yapılması elzemdir.

Toplumun her kesimi tarafından anlaşılabilir bir anayasa yapabilmek için en fazla 25-30 maddeden oluşan, açık ve anlaşılır bir şekilde yazılmış, uzun cümlelerden mümkün olduğunca kaçınılması gerekmektedir. Mevcut anayasamızda bulunan anlam kargaşasına son vermek ve cümlelere farklı anlamlar yüklenilmesinin önüne geçmek için de kısa ve bağlaçsız ifadelerin kullanılması yeterli olacaktır.

Yeni anayasamızın hukukun üstünlüğü ilkesini temel alan, kişisel özgürlükleri ve hakları garanti altına alarak geniş kesimleri kucaklayacak bir toplumsal sözleşme olarak düzenlenmesi yerinde olacak ve toplumun geneli tarafından kabulü mümkün olacaktır.

Bugün Değilse Ne Zaman

Büyük ve güçlü bir devlet olma geleneğine sahip milletimize dar gelen hatta pranga olan 82 Anayasanın baskıcı uygulamaları mevcut siyasi iklimle birlikte her ne kadar törpülenmiş olarak  görülse bile 82 Anayasa ile yola devam edilmesi durumunda eski Türkiye’de görmeye alışık olduğumuz çirkin manzaraları tekrar yaşabilir siyasi iklimin değişmesiyle birlikte darbecilerin yapmış olduğu anayasanın ceberrut yüzüyle tekrar karşılaşabiliriz.

Aynı delikten aynı yılana iki kere sokulmak akıl karı olmasa gerek. Böyle bir süreçle karşılaşmamak için toplumun tüm kesimlerinin üzerinde mutabık kalacağı hukukun üstünlüğü ilkesini temel alan kısa, öz ve özgürlükçü bir anayasanın yapılma sürecini hızlandırmak için elimizden gelen gayreti hep birlikte göstermeliyiz.

Türkiye darbecilerin yapmış olduğu bir anayasa ile yönetilmeyi hak etmiyor. Toplumun her kesimini kucaklayan milletin haklarını güvence altına alan yeni bir anayasa bugün değilse ne zaman.

Bu yazı toplam 3320 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.