PİYASALAR

  • BIST 1001.104-2.04%
  • ALTIN507.9572.01%
  • DOLAR8.3561.17%
  • EURO9.7760.85%
  • STERLİN10.8361.07%
  1. YAZARLAR

  2. Deniz Oğur

  3. KoronoFOBİ
Deniz Oğur

Deniz Oğur

Uzm. Psikolog Deniz OĞUR
Yazarın Tüm Yazıları >

KoronoFOBİ

A+A-

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Koronavirüs bir süre sonra dünyanın birçok yerine yayıldı ve 11 Mart tarihinde de ülkemizde ilk vakayı gördük. Toplumun birçoğu televizyonlardan ve sosyal medyadan diğer ülkelerin durumunu sürekli takip ederken “Ülkemize gelir mi acaba?” kaygısını yaşıyorduk. İlk vakanın çıkmasıyla ve virüsten kaynaklanan ölümlerin açıklanmasıyla beraber bireylerdeki kaygıda da ciddi bir artış oldu. Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Pandemi’ olarak ilan ettiği bu durum beraberinde psikolojik bir pandemiyi de getirdi. Dünya çapında insanlar kaygı, korku ve yoğun stres içerisindeler. “Acaba bu virüs bana da bulaşır mı?” diye herkes korkuyor ve bunun tedirginliğini yaşıyor. Bu tedirginlik hali beraberinde birçok psikolojik bozukluğu da getiriyor. Şu anda korona olmayıp da koronanın getirmiş olduğu kaygı ve stresten kaynaklanan bir takım psikosomatik belirtiler yaşanmakta; koronanın belirtileri olan ateş, mide bulantısı, öksürük şikayetleriyle hastaneye başvurmaktalar. Bu ülkemizde de görülen bir durum. Geçtiğimiz günlerde Bakırköy’de bir hastanede insanların test yaptırmak için sıraya girdiklerini gördük. Elbette bazıları bunu kendini rahatlatmak için yapmakta fakat görünen şu ki Korona hem bireysel ruh sağlığımızı hem de toplumun ruh sağlığını da olumsuz etkiledi.

PANİKLEMEYİN

Bu süreçte kaygılı olmamız normal bir durum. Kaygı şu anda bizi doğru önlemler almaya yönlendiriyor ve temkinli davranmamızda önemli bir etkisi var, fakat burada biz uzmanları endişelendiren durum bireylerin kaygıdan çıkıp panik haline gelmeleri. Bireylerin bu dönemde panik halinden uzak durmaları ve sakin kalmaya çalışmaları gerekmektedir. Çünkü biliyoruz ki bizim Koronavirüs’e karşı en önemli silahımız bağışıklık sistemi. Psikolojik iyilik halini ne kadar yüksek tutarsak bağışıklık sistemimiz de o kadar güçlü olacak ve virüse karşı direnç gösterecektir. Şunu unutmayalım ki; psikolojimizle bağışıklık sistemimiz doğrudan entegre, birbiri ne paralel bir şekilde çalışıyor. Bu dönemde fiziksel olarak kendimizi beslerken, ruhumuzu beslemeyi de ihmal etmeyelim. Evet, kaygılanalım fakat paniklemeyelim. Paniklediğimiz takdirde doğru önlemleri almaktan uzaklaşabiliriz.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ÖNEMLİ

İçinde bulunduğumuz durumu ikiye ayırmamız gerekiyor: Karantina süreci ve karantina sonrası süreç. Karantina sürecini açıklamak gerekirse; virüsün ülkemize gelmesiyle beraber devletimiz yerinde ve isabetli birtakım kararlar aldı. Gerek uzaktan eğitim gerekse de toplu taşımalarla seyahat konusunda düzenlemeler ve en önemlisi de ‘Evde kal’ çağrısı…

Şu anda birçok insan evinden işlerini halletmekte ve acil olmadıkça sokağa çıkmamaktadır. Bu süreçte insanlar evlerinde sıkılmakta ve ciddi sorunlar yaşamaktadır. Ama şu süreçte içinde bulunduğumuz duruma bakış açımızı değiştirmemiz gerekmektedir. Yukarıda da bahsettik bağışıklık sistemimiz önemli!

EGZERSİZ YAPABİLİRSİNİZ

Yoğun iş temposunda sürekli kendimize vakit ayıramamaktan şikâyetçiydik veya çocuklarımızla vakit geçirememekten dolayı isyan ediyorduk. Şu anda kendimize vakit ayırmak ve çocuklarımızla kaliteli zaman geçirmek için en doğru zaman! Bu süreci bir karantina olarak düşünmeyin, tabii ki zihnimizden hiçbir zaman korunmamız gerektiğini ve önlem almamız gerektiğini çıkartmamalıyız ama bunu sakin ve dingin bir şekilde yapabiliriz. Bu zaman sizin zamanınız, evdesiniz ve kendinizle baş başasınız. Bunu bir inziva gibi düşünün, kendinizi dinlemek ve bedeninize, ruhunuza yatırım yapmak için bir sürü vaktiniz var. Egzersiz yapabilirsiniz, yeni hobiler edinebilir uzun zamandır okumak istediğin ama vakit bulup da okuyamadığınız kitap ve kaynakları tarayabilirsiniz, çocuklarınızla vakit geçirebilir, onlara hem bilişsel hem de gelişimsel anlamda ciddi katkılarınız olabilir. Zihninizdeki sürekli “Acaba Korona mıyım?” sorularını atın. Şu anda tertemizsiniz ve tüm önlemlerinizi aldınız. Eğer bir belirtiniz olursa yapmanız gerekeni biliyorsunuz. Ama şu anda size ait olan bu vakti iyi değerlendirin. Şunu unutmayalım hiçbir enfeksiyon hastalığı sonsuza kadar devam etmez. Toplum bu enfeksiyon veya virüslere karşı bağışıklık kazandığı anda yavaş yavaş virüs ortamı terk edecek ve biz tekrar eski hayatımıza döneceğiz. Peki, bu dönüş nasıl olacak?

NORMAL HAYATA DÖNÜŞ

İşte burada karantina sonrası sürece giriyoruz. Bir gün uyandığımızda televizyon ekranlarında Dünya Sağlık Örgütü’nden “Korona bitti” açıklamasını duyduğumuzda dünya buna inanacak mı? Elbette bu haberlerden sonrada insanların tedirginliği devam edecek ve dışarı çıkmakta zorlanacağız. Fakat bu süreçte biz nasıl kademeli bir şekilde önlemler aldıysak normal yaşama dönüş de normal bir şekilde olacaktır. Öğrencileri yeniden sokakta gördükçe, insanları park ve bahçelerde gördükçe insanlarda toplumda yavaş yavaş normal hayatına dönecektir.

Bu yazı toplam 22473 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.