PİYASALAR

  • BIST 1002.5540.43%
  • ALTIN991.359-0.02%
  • DOLAR16.8840%
  • EURO17.8210.04%
  • STERLİN20.609-0.41%
  1. YAZARLAR

  2. UMUT ÖZKAN

  3. Fırsatçılık, stokçuluk ve spekülatif fiyatlama
UMUT ÖZKAN

UMUT ÖZKAN

Avukat Arabulucu
Yazarın Tüm Yazıları >

Fırsatçılık, stokçuluk ve spekülatif fiyatlama

A+A-

15 Temmuz gecesinde olduğu gibi darbeyi engellemek için sokaklara çıkıp tankların önüne dikilenler de var bankamatiklerin önünde sıraya girenler de. Ne mutlu ki darbecilerin kurşunlarına siper olanların sayısı bakkalların önünde makarna kuyruğunda olanlardan çok daha fazla.

Her kriz ortamında içinde bulunduğu krizi fırsata çevirmeye çalışan uyanıklar türeyebiliyor. Milletin büyük bir bölümü vatan kurtarma derdine düşmüşken bir tarafta bazılarının kendilerini kurtarmaya çalıştıklarını da görmüyor değiliz. Tabii ki bu görüntüler moral bozmaktan öteye geçmiyor.

Çanakkale savaşında 15’lik gençler şehadete yürürken ne düşünüyorlardı acaba arkadan gelecek arkadaşlarına birkaç dakika daha kazandırabilmek için düşman kurşunlarının üzerine atılırken akıllarından ne geçiyordu. Ayçiçek yağı mıydı dert ya da birkaç sarı lira mı ya evde bıraktığı anası, eşi ve kokusuna doyamadığı kundaktaki bebesini düşünmüyor muydu Mehmedim. Vurulup toprağa düştüğünde son nefesini vereceği o birkaç saniyede kısacık ömrü film şeridi gibi gözünün önünden geçerken geleceğe dair hayalleri ne olacaktı.

Kar fırtınasının içinde ilerlemeye çalışan Şerife bacının bir gözü bebesinin üzerinde bir gözü ise cepheye götürdüğü mühimmatı çeken iki kara öküzünün üzerindeydi. Bir dağın başında kadın başına yapa yalnızdı. Kar aman vermiyor, bebesi soğuktan kas katı kesilmiş kara öküzler ise karla kaplı yolu aşamıyordu. Soğuk iliklerine kadar işlemiş tam bir çıldırma halinde iken şerife bacının aklında tek bir hedef vardı o da mühimmatı cepheye ulaştırmak. Bu çetin yolculuğun sonunda Şerife bacı ruhunu hakka teslim etmiş olsa da mühimmatı da cepheye ulaştırmıştı. Bebesinden başka kimse duymamış olsa da son sözü vatan sağolsundu.

Bize ne oldu demek gelmiyor içimden...

Birkaç litre ayçiçek yağı için marketlerde birbirleri ile kavga edenleri, zamdan etkilenmemek için ihtiyacından çok daha fazlasını evine depo edenleri, biraz daha fazla kazanmak için ürünleri raflardan çekip depolarda saklayanları görünce bize ne oldu demek gelmiyor içimden.

Mazlum sarı saçlı mavi gözlü olunca mazlum olur anlayışının sahibi batı kültürünün ayrımcılığı, bireyselliği, kibri ve egosunun hızlı bir şekilde toplumumuzu istila ettiğine tanıklık ediyoruz.

Peygamber efendimizin ‘‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’’ sözünün belleklerde arka sıralara gerilediğini ‘‘önce ben’’ diyen batı anlayışının ise ön sıralara yerleştiğini görüyoruz üzülerek.

Dolar artınca dolara, gayrimenkul fiyatları artınca gayrimenkule, araç fiyatları artınca araç almak için kuyruklara girmekten çekinmiyoruz. Lüks konut projelerinin satış ofislerinin izdiham nedeniyle kapatıldığını da izliyoruz Tv ekranlarından.

Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlığın çatışmaya dönüşmesiyle birlikte geçtiğimiz günlerde ayçiçek yağı ile ilgili spekülatif haberler yayıldı bir anda. Stokların bittiği, yağ bulanamayacağı ve fiyatların artacağı söylentisi insanların marketlere akın etmesine yol açtı. Hiç ihtiyacı olmadığı halde üçer beşer teneke yağı kapıp evine dönenler günün kazananlarıydı.

Oysa ki hiç ihtiyacı yoktu aldıklarına hatta aldığı yağları evde koyacağı boş bir dolabı bile yoktu büyük ihtimalle. Ertesi gün market raflarının ayçiçek yağları ile dolu olduğunu gördüğünde ise içinde bir hayıflanma ve kızgınlık hem kendisine hem de bu söylentileri çıkaranlara.

Ayçiçek yağı ile ilgili spekülatif haberleri çıkaranlar amaçlarına ulaşmış oldular. Öncelikli olarak insanları manipüle ederek marketlere yönlendirdiler. Ayçiçek yağında arz talep dengesini bozarak ayçiçek yağında olağanüstü bir talep oluşturdular bu da fiyatların anormal derecede yükselmesine yol açtı. Bu manipülasyonda başarıya ulaşan odaklar yakın zamanda farklı ürünlerde de benzer senaryoları uygulamaya çalışabilirler. Bu yüzden hükümetin yaşanan süreçleri çok iyi analiz etmesi ve gereken tedbirleri alarak olağanüstü refleks göstermesi gerekiyor.

Gıda güvenliği ve temininin savunma sanayii kadar önemli olduğu gerçeğini gözden kaçırmamalıyız. Bereketli geçen kış aylarını avantaja çevirmek için ülke genelinde ekilmedik bir toprak parçası bırakmamak elzemdir. Hasat aylarında da devletin gerekli stoğu yaparak özel sektörün bu alanlarda tekel oluşturmasının önüne geçilmesi gerekiyor.

Fiyat artışlarının önüne geçilmesi için vatandaşın gözü devlette. Lakin devletin hepimizin başına bir görevli koyması mümkün değil. Çarşı ve pazarı yasalarla, genelgelerle, polis ve müfettişlerle düzeltmek ise çok mümkün gözükmüyor. Doların düşmesine rağmen, etiketlerin düşmemesinden bunu anlamaktayız.

Konfüçyüs’ün ‘‘insan düzgünse yasalara ihtiyaç yoktur, insan bozuksa yasalar işe yaramaz.’’ sözü çok manidardır. İhtiyacımız olanın yasaların gücü arttırmaktan ziyade vicdanlı insanların sayısını arttırmaktan geçtiğine işaret etmektedir.

Bu yazı toplam 575 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.