PİYASALAR

  • BIST 100119.574-1.01%
  • ALTIN312.063-0.19%
  • DOLAR6.0560.12%
  • EURO6.551-0.05%
  • STERLİN7.885-0.03%
  1. YAZARLAR

  2. Aygül Fazlıoğlu

  3. ‘Siyaset Erkek İşidir’ Anlayışını Değiştirmek
Aygül Fazlıoğlu

Aygül Fazlıoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Siyaset Erkek İşidir’ Anlayışını Değiştirmek

A+A-

Siyasette kadın-erkek dengesi nasıl sağlanır?

Kadınlar siyasi alanda olmalı mı? Olursa siyasete katkıları ne olur? Olmazsa kayıplar ne olur?

Kadınların siyaset, bilim ve kültür sanat alanlarındaki görünürlüğü konusunda geçmişe kıyasla önemli kazanımlar elde edilmesine rağmen, dünya genelinde cinsiyet eşitsizliğinin en belirgin olduğu alanlardan biri hiç kuşkusuz siyasettir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınların siyasete katılımında, kadınların aleyhine büyük bir eşitsizlik yaşanmaktadır.

Toplumsal yaşamda ve çalışma yaşamında sağlanan ilerlemelere rağmen, kadınların bu alanlardaki etkinlik düzeyleri siyasi alana taşınamamıştır. Günümüzde kadınların siyasi partilere, parlamentoya, yerel yönetimlere, sendikalara ve üst düzey bürokratik görevlere, yani diğer deyişle karar mekanizmalarına katılımları oldukça sınırlıdır.

İSTENİLEN SEVİYEDE DEĞİL

Birçok ülkede kadınların bireysel bir biçimde başlayan seçme ve seçilme hakkı mücadelesine karşın Türk kadını herhangi bir mücadele vermeksizin, Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklikler gerçekleşti. Bunlar; 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934’te Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarıdır.

Millî mücadele yıllarının hemen ardından gerçekleştirilen ilk seçimlerde kadın temsil oranı TBMM’de 1935 yılında yüzde 4,6 iken (395 milletvekilinin 18’i kadın) 2002 yılında bu oran yüzde 4,4’e düşmüştür (550 milletvekilinin 24’ü kadın).  Kasım 2015 tarihi içinde yapılan genel seçimlerde Meclise 81 kadın, milletvekili olarak girmiştir. Bu da toplam içinde yüzde 14,7’lik bir orana tekabül etmektedir. 

24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde ise parlamentodaki kadın milletvekili sayısı 104, temsil oranı yüzde 17,45 olarak gerçekleşmiştir.

24 Haziran 2018 seçimiyle uygulamaya konulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde kabinede iki kadın bakan (yüzde 12,5) görev yapmaktadır. Ayrıca bakanlıklarda görev yapan bakan yardımcılarının 5’i (yüzde 8,9) kadındır. Bu oranlar Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranı olmakla birlikte arzu edilen seviyeye halen ulaşılamamıştır.

ARTAN GRAFİK

Demokrasinin gelişmesinde, ayrıca kadınların karar alma mekanizmalarına katılımında anahtar bir role sahip olan yerel yönetimlere bakıldığında da durum farklılık göstermemektedir. 2009 yılı yerel seçimlerinde kadın belediye başkanı oranı yüzde 0,9 iken, 2014 yılı yerel seçimlerinde bu oran yüzde 2,9’dur.

31 Mart 2019 yerel seçim sonuçlarına göre ise 30 büyükşehir belediye başkanından üçü (Gaziantep, Aydın, Van Büyükşehir Belediyeleri’ne kadın belediye başkanı seçilmiş olup, Van Büyükşehir Belediyesi’nde devam eden yargı süreçleri nedeniyle görev değişikliği olmuştur.) Toplam 1389 belediye başkanından 42’si kadındır (Biri il belediye Siirt). Toplam 20.745 belediye meclis üyesinden 2.283’ü (yüzde 11,1), 1.272 il genel meclisi üyesinden 48’i (yüzde 3,77) kadındır.

Yerel yönetimlerin önemli bir ayağı olan muhtar seçimlerinde kadın muhtar oranı 2009 yılı yerel seçimlerinde yüzde 2,3 iken, 2014 yılı yerel seçimlerinde bu oran yüzde 2’ye düşmüştür. 31 Mart 2019 yerel seçim sonuçlarında ise Türkiye genelinde toplam 50 bin 157 muhtardan 1086 kadın muhtar seçilmiştir. Bir önceki seçimde kadın muhtar sayısı 685’ti.

ENGELLERDEN BİRİ

Kadınların bu siyasal profilleri bağlamında siyasete katılımlarının yetersizliği neden önemlidir? Bu sorunu yanıtı, siyasetin, siyasal kurum ve aktivitelerin yaşamımızdaki öneminde yatmaktadır.

Hepimizin de bildiği gibi, siyaset, kaynak dağıtım süreçlerini etkiler. Kaynakların ne şekilde elde edileceği ve bunların hangi gruplar arasında nasıl paylaştırılacağı politik kararlara bağlıdır. Bu kararlar üzerinde kadınların söz sahibi olması içinde bu süreçte karar verme mekanizmalarında yer alması gerekmektedir.

Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsili, adalet ve demokrasi talebinin ötesinde, kadının statüsünün geliştirilmesi ve toplumsal kalkınmanın gerekli bir koşuludur. Kadının her düzeyde yönetime etkin katılımı sağlanmadan ve karar almanın bütün düzeylerine eşitlikçi bir biçimde katılmadan kalkınma ve çağdaşlık hedeflerine ulaşılması pek mümkün gözükmemektedir. Çünkü kadınların kendi koşullarında değişiklik yaratabilecek siyasal eylemlere katılamamaları, kendi koşullarında yapabilecekleri iyileştirmelerin önündeki en önemli engellerden biridir.

OLUMLU YÖNDE DEĞİŞTİRİYOR

Kadınların siyasi alanda var oluşunu engelleyen eşitsiz temsilin, elbette pek çok nedeni vardır. Siyasi temsil karşısında yaşanan eşitsizlik sadece kadınların erkeklere karşı sayısal eşitsizliğiyle sınırlı değildir. Bu kadar eşitsiz temsilin elbette pek çok nedeni vardır. Bunlardan biri, siyaseti erkeklere ait bir dünya olarak gören anlayış hem kadınların hem de erkeklerin zihinlerindeki ilk engeli oluşturmaktadır. Sosyo-ekonomik farklılıklar, kültürel kodlar, geleneksel kadınlık rollerinin kadına yüklediği sorumlulukların ağırlığı, siyasi partilerdeki erkeklerin karşı cinsi yok sayması, toplumda siyasetin erkeklere özgü olduğu algısı, kadın temsilini hızlandıran en etkili yöntemlerden biri olan kotanın uygulanmaması da diğer eşitsizlik nedenlerini oluşturmaktadır.

Oysa kadınların siyasi sürece katılması, hem siyasi davranışın şekli ve içeriği açısından siyasetin niteliğini, hem de tüm alanlarda elde edilen sonuçları olumlu yönde değiştirebilmektedir.

UZUN YILLAR ALACAK GİBİ

Günümüz dünyasında ortaya çıkan gelişmeler, insani değerlerin yaşatılması ve güçlendirilmesini önemli kılmaktadır.

Kadınların güçlenmesinin önemini 1906 yılında Finlandiya farkına varıp, kadın vatandaşlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. Gurur duyarak söyleyebiliriz ki, Türk kadını seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında, birçok Avrupa ülkesinden daha önce kazanmıştır. Fakat günümüzde kadınların siyasetteki konumu halen arzu edilen seviyeye ulaşamamıştır. Bu durum sorun olarak görülmediği sürece de kadının siyasette olması gereken yeri bulması uzun yıllar alacak gibi gözükmekle birlikte ülkemiz dâhil BM üyesi ülkeler, 17 sürdürülebilir kalkınma hedefini 2030 yılına kadar hayata geçirmek için taahhütlerini ortaya koymuştur. 

Bunlar arasında 5.  Hedef “Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve tüm kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesi” hayati öneme sahiptir. Bu hedefle kadınların tam ve yetkin bir şekilde siyasi, ekonomik ve toplumsal alana katılımı beklenmektedir. Ayrıca ülkemizde kadınların güçlenmesinin sağlanmasına yönelik önlemler kalkınma planları, hükümet programları, stratejik planlar gibi politika belgelerinde yer almaktadır. 

NEDEN SİYASET İSTİYORLAR?

Dünya’da kadınların seçme ve seçilme hakkını elde ettiği ilk ülkelerden biri olan ülkemizde, kadınlar neden siyaset yapmak istiyor?  Çünkü ülkesinin sorunlarına ve ayrıca bizzat kendi yaşadığı kadın sorunlarının farkına varılmasına ve çözümlenmesinde katkı sağlamak istiyor…

Sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmak istiyor…

Kadınlarla ilgili konuların sadece seçim dönemlerinde ya da ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde gündeme gelip, sonra unutulmaması için mücadele etmek istiyor…

Hassas/kırılgan grupların sesi olmak istiyor…

“Siyaset erkek işidir” anlayışını kırmak istiyor…

Hem cinslerine rol model olmak istiyor…

Farklı yaşam deneyimlerinden kaynaklanan farklı bakış açılarını yansıtmak istiyor…

SEÇMENİ DAHA İYİ TANIYOR

İstiyor çünkü kadın siyasetçi seçmeni daha iyi ve yakın kucaklayabilmektedir. Kadınlar farklı yaşam deneyimlerinden kaynaklanan farklı bir bakış açısına sahiptir. Bu bakış açısı doğru politikalar üretebilmek için büyük bir fırsat ve zenginliktir.

Kadınların katkısı olmadan sadece kadın sorunları değil, toplumun diğer sorunlarının da doğru ve kalıcı çözümlere kavuşması beklenmemelidir.

Kadınların siyasi mekanizmalardaki varlığı yaşamsal bir ihtiyaçtır. Bu nedenle, bu konuda atılacak her adımın içtenlikle desteklenmesi gerekmektedir. Kadınların siyaset ve yönetim kademelerindeki temsil oranlarının yükselmesi ve siyasal yaşamdaki etkinliklerinin artması, Türkiye’nin uluslararası alanda saygınlığının artmasına katkı sağlayacaktır.

SİYASİ GÜCE KATILMALI

Sonuç olarak kadınlar birey, aile ve toplumların şekillendirilmesinde önemli bir yere sahip olup kendi varlığını inşa etme sürecinde oldukça büyük mücadeleler vermektedir. Siyaset dünyasında kaybolmamak için erkeklerden daha fazla mücadele etmeli ve seslerini duyurmalıdır. Ayrıca kadınlar siyasete daha yakın durmalıdır…

Toplum olarak bizlerde, siyaset yapmak isteyen kadınları desteklemeli ve daha çok kadının TBMM’de ve yerel yönetimlerde yer almasını sağlamalıyız. Kadınların siyasi sürece katılımlarının artması hem siyasi davranışın şekli hem de içeriği açısından siyasetin niteliğini değiştirecektir. Bu değişimin tüm alanlarda elde edilen sonuçlarında ise toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde olumlu kazanımlar elde edilecektir.

Bu yazı toplam 2097 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar