PİYASALAR

  • BIST 100108.0970.77%
  • ALTIN371.771-2.46%
  • DOLAR6.708-1.51%
  • EURO7.496-1%
  • STERLİN8.41-1.19%
  1. YAZARLAR

  2. Emine Kibar

  3.  Kadının Saatine Kurulu Hayat
Emine Kibar

Emine Kibar

Yazarın Tüm Yazıları >

 Kadının Saatine Kurulu Hayat

A+A-

Çalışma hayatında, ev hayatında, sosyal hayatta var olmaya çalışırken oradan oraya savrulan kadının aklında tek bir şey vardır: Tüm görevlerini eksiksiz yerine getirmek. Sabah evden bin bir telaşla çıkarken mutlaka çocuğun kıyafetleri, yemeği hazırlanmıştır. Keza eşinin de kıyafetleri ütülü olarak dolapta hazırdır. Akşam ne yenileceği düşünülmüştür ve belki hatta pişirilmiştir. İşe gittiğinde patronun istediği dosyalar dün akşam mesaisinden çoktan masada hazırdır. Hafta sonu aile buluşması için evde verecekleri davet menüsü bellidir. Aileden kimse atlanmamalıdır. Çocukların kurs saatleri, eşinin gömleğinin ütüsü, evdeki bitmeyen alacaklar listesi hepsinin zamanı kadının saatine kuruludur. Ayrıca evde bir yardımcı olması bu gerçeği değiştirmez. Bu sorumlulukların hepsinin yükü tek bir omuzda toplanır. Oradan diğer sorumlulara aktarılır.

TÜM SORUMLULUKLAR ONA AİT

Çalışan kadın eve girdiği dakikadan itibaren ev hanımı kimliğini giyer üstüne. Yemek, temizlik, çocuk bakımı gibi görevler uyku saatine kadar bitirilmelidir. Görev paylaşımı genelde romantik filmlerde olan bizim toplumumuzda pek yer etmeyen bir konudur. Öyle ki bir yardıma ihtiyaç varsa bunu üçüncü bir kişi pek ala yapabilir. Oysa tüm ev içi sorumluklar ev içi görev paylaşımıyla çözülebilir ya da en azından daha az yardım alarak planlanabilir. Hele bir de bu görevler için yardım eden bir eşi ya da üçüncü bir kişi yoksa tüm bunları yapmak için ekstra bir efor sarf eder kadın. Ev hanımı olan kadının hali farklı mıdır? Ev işleri, çocuk bakımı ve aile içi sorumluluklardan gelen işler evde mesai yaptırır ama para kazandırmaz. Evde olmak ev işleriyle uğraşmak prestijli bir iş olmadığından kadın ne sosyal çevresinde ne ailesinde ne de çocukları tarafından bir ‘İş yapıyormuş’ gibi algılanmaz. Öyle ya bu işler bir ücret karşılığında yapılmaz.

KENDİNDEN ÇALAR

Eş ve eşin ailesiyle kurulan ilişkiler, kadının kendi ailesi ve arkadaşlarıyla kurulan ilişkiler… Hepsi için ayrı zaman gerekir. Kadın bu zamanları kendine ayırması gereken zamandan çalarak her şeye yetişmeye çalışır. Kadının eş rolüyle de başı derttedir. İlişkileri tek taraflı ve yüzeysel bir düzeye indiren toplumsal bakış açısı kadını esir alır. Tüm rollerinin dışında bir de sevgi dolu, bakımlı, itaatkâr bir eş olması gerekir. Bu baskıyı da eşinden çok hem cinsleri ve ailesi yapar. Oysa ilişkiler denge üzerine kuruludur ve karşılıklı sevgi, saygı ile büyüyüp gelişir. Bunlardan bihaber kadın daha zarif görünme çabasının içine girer. Yeni bir stres kaynağı elde etmiş olur böylelikle.

KENDİNİ BEĞENDİREMEZ

Ne iş yerindeki otoriteye ne ailedeki otoriteye tam olarak kendini beğendiremez. O yapması gereken ve yapmaması gerekenlerin sınırını kendi çizemediği için bu iş yükleri onun boynun borcu olur. Kadının toplumsal rollerini hakkıyla kusursuz bir şekilde yerine getirme çabası ve çoğu zaman her şeyi tek başına yapmak zorunda kalması üzerindeki baskının artmasına neden olur. Öyle ki zamanında verilmemiş molalar, çıkarılmayan sesler sonrasında başka sorunların baş göstermesine sebep olur. Kadın kaç parçaya bölünür bilinmez ama üstlendiği tüm rollerin üstesinden gelmek için üstün bir çaba sarf eder. Zihni koca bir fabrikayı yöneten bir yönetici gibi çalışır hem de ömür boyu. Var olmak, yaşamak ve eşit olmak için verdiği savaşta kıyasıya mücadele eder. Hep daha fazlasını yapmaya razıdır. Yeter ki görünür olsun. Yeter ki özgürlük elinde olsun.

Bu yazı toplam 707 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar