PİYASALAR

  • BIST 1009645.02-0.5%
  • ALTIN2438.189-2.32%
  • DOLAR32.5040.04%
  • EURO34.597-0.49%
  • STERLİN40.11-0.36%
  1. YAZARLAR

  2. UMUT ÖZKAN

  3. Cumhurbaşkanlığı Seçim Sisteminde Revizyon
UMUT ÖZKAN

UMUT ÖZKAN

Avukat Arabulucu
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhurbaşkanlığı Seçim Sisteminde Revizyon

A+A-

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM SİSTEMİNDE REVİZYON

Uzun yıllar Parlamenter Sistem ile yönetilen ülkemizde hükümet kurmada yaşanan sıkıntılar, kurulan hükümetlerin kısa süreli olması, güçsüz ve niteliksiz koalisyon hükümetlerinin karar almada zayıflığı sistemin tıkanmasına neden olmaktaydı.

2017 yılında yapılan referandumla gerçekleşen Anayasa değişikliğinin ardından 24 Haziran 2018 seçimiyle beraber Parlamenter Sistemi terk ederek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş yaptık.

Seçimin nihayete ermesiyle birlikte hükümetin belli olması, daha etkin ve hızlı kararlar alınması Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tam bir istikrar sistemi olduğunu ortaya koymaktadır.

Yeni sisteme geçişimizin üzerinden 5 yılı aşkın bir süre geçmesi ile sistemin olumlu yanlarının yanı sıra birtakım olumsuzluklarını da uygulamada görmekteyiz.

Cumhurbaşkanlığı seçimin iki turlu olması ve yüzde 50+1 barajı bazı handikapları da beraberinde getirmektedir. İki turlu bir seçim sistemi hem sürecin uzamasına neden olmakta hem de devletin kasasına ciddi bir yük oluşturmaktadır.

Yüzde 50+1 barajına ulaşmanın getirdiği zorluk ise hiçbir ortak noktası olmayan hatta birbirine tamamen zıt kutupları bir araya getiren işlevsiz ve faydasız ittifakların oluşmasına neden olmakta.

14 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin öncesinde altılı masa ve bileşenleri ile yaptığı toplantılar ve pazarlıklarla gündeme gelen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ortaklarına vermiş olduğu ödünler ve dağıtmış olduğu milletvekilliklerine rağmen yüzde 50+1’e ulaşamamıştır.

Seçimin ikinci tura kalmasının ardından yeni ittifak arayışına çıkan Kılıçdaroğlu bu kez yüzde 2’lik oy oranına sahip Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın kapısını çalmıştır.

Mülteciler ve Suriyeliler konusunda yapmış olduğu marjinal çıkışlar ile kamuoyunun tepkisini çeken Ümit Özdağ ile yaptığı pazarlıklar neticesinde Zafer Partisinin kendisine vereceği desteğin karşılığında başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere üç bakanlığın Zafer Partisi’ne verilmesi, güvenlik, adalet ve ekonomi bürokrasisi öncelikli olmak üzere bazı bakan yardımcılıklarının da Zafer Partisi’ne tahsis edilmesini içeren protokolü imzalamıştır. Bu gizli protokol geçtiğimiz günlerde Ümit Özdağ tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Yüzde 2’lik bir desteğe sahip bir partinin bu kadar kilit bir noktaya gelmesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için handikap oluşturmaktadır.

Yüzde 50+1 mecburiyeti partileri makul olmayan ittifaklara sevk etmekte, kirli pazarlık ve iş birliklerine kapı aralanmaktadır. Bu yüzden yüzde 50+1 çıtasının aşağı çekilmesi için dünyanın farklı ülkelerindeki uygulamaların ışığında ‘‘en çok oyu alan’’ ya da ‘‘en az yüzde 40+1’’ alan aday seçilir şeklinde seçim sistemin revize edilmesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ruhuna çok daha uygun olacaktır.

Ülkemiz için bir nevi ayak bağı olan Parlamenter Sistem üzerinde uzun yıllar direnilmesi milletimize çok şey kaybettirdi. İstikrarın garantörü olan etkin ve hızlı karar alma süreçlerini de beraberinde getiren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin her daim güçlü kalması ve şaibelerden uzak tutulması için Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin tek turlu olması ve en çok oyu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi çok daha faydalı olacaktır.

Bu yazı toplam 773 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.