PİYASALAR

  • BIST 100108.8690.19%
  • ALTIN271.847-0.37%
  • DOLAR5.770.31%
  • EURO6.382-0.05%
  • STERLİN7.6050.5%
  1. YAZARLAR

  2. Saliha Sağdıç

  3. Bana ‘Enneagram’ını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!
Saliha Sağdıç

Saliha Sağdıç

Yazarın Tüm Yazıları >

Bana ‘Enneagram’ını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!

A+A-

Saliha Sağdıç-Özgü Güler

BANA ‘ENNEAGRAM’INI SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM!

Öğretmen sınıfındaki ‘Mükemmeliyetçi mizaç tipindeki’ iki öğrenciyi göstererek sınıfa hitaben konuşmaya başladı. “Bakın Ayşe ve Ali’ye. Tam anlamıyla örnek öğrenciler! Bir kere bile ödevlerini yapmadan gelmezler, dersi can kulağıyla dinleyip her soruya parmak kaldırmaya çalışırlar. Size bakıyorum; biri bir yanda, diğerinin aklı havada, biri uyuyor, biri yerinde duramayıp kımıldanıp duruyor. Vallahi yoruldum! Ben ders anlatırken aklınız nerede ha? Neden siz de onlar gibi olmaya çalışmıyorsunuz? Bu gidişle hiçbiriniz adam olamayacaksınız.

Bu okulda birkaç tane düzgün öğrenci var, gerisi fasa fiso! Yazık!” Öğretmen bilmiyordu ki, ‘Düzgün öğrenci’ diye tanımladığı çocuklar aslında ‘Tip 1’ olanlardı. Sahi herkes onlar gibi analitik zekâya sahip, sistematik düşünen, sorumluluk sahibi, planlı olmak zorunda mıydı? Olabilir miydi?

Bir başka örneğe bakalım...

Anne ve babası ‘Maceracı, keşfetmenin hazzını arayan mizaç tipindeki’ çocuklarından sürekli şikâyet ediyordu. Hiç yerinde durmadığından, enerjisinin hiç bitmediğinden, her şeyden çabuk sıkıldığından, konsantre olmakta zorlandığından dert yanıyorlardı. Oysa çocuk yalnızca ‘Tip 7’ydi!

Bir örnek daha vermek gerekirse…

Çocuğun fazlaca enerjik olması, hayatın keyfini çıkarmayı arzulamasından, odaklanmakta zorlanması, keşfedilecek milyonlarca şeyin ilgisini çekmesinden kaynaklanıyordu.

Sahip olduğu potansiyelin doğru yönlendirilmesine ihtiyacı vardı yalnızca. Etrafındakiler onun enerjisine, o ise etrafındakilerin ona şaşırmasına şaşırıyordu. Hayır! Bir derdi yoktu, asosyal de değildi, doğası böyleydi. ‘Huzuru, dinginliği arayan mizaç tipindeydi’ yani ‘Tip 9’du yalnızca.

Çünkü dünyadaki herkes, hareketli, enerjik, konuşkan ve girişken olmuyordu ve olmak zorunda da değildi. Çocuğun fazlaca enerjik olması, hayatın keyfini çıkarmayı arzulamasından, odaklanmakta zorlanması, keşfedilecek milyonlarca şeyin ilgisini çekmesinden kaynaklanıyordu. Sahip olduğu potansiyelin doğru yönlendirilmesine ihtiyacı vardı yalnızca. Etrafındakiler onun enerjisine, o ise etrafındakilerin ona şaşırmasına şaşırıyordu. Hayır! Bir derdi yoktu, asosyal de değildi, doğası böyleydi. ‘Huzuru, dinginliği arayan mizaç tipindeydi’ yani ‘Tip 9’du yalnızca. Çünkü dünyadaki herkes, hareketli, enerjik, konuşkan ve girişken olmuyordu ve olmak zorunda da değildi.

Diyor Enneagram! Yani mizaç tipleri sistemi…

KİŞİYE ÖZEL

Bazı şeyler kişilere özeldir… İlaç reçeteleri, diyet listeleri, gözlükler vs...

Zayıflamak için diyetisyene giden bir yakınınızın yiyecek listesini alıp uygulayamazsınız. Evet muhtemelen aynı şeyleri yiyeceksiniz ama zamanı, miktarı, çeşitleri o kişinin vücuduna, hastalıklarına, değerlerine, vücudundaki yağ ve kas oranlarına hatta alerji durumlarına göre belirlenmiştir. Başkasının diyet listesiyle forma girmeye çalışmak, başkasına yazılan ilaçlarla iyileşmeye çalışmak nasıl doğru değilse bize özel olmayan yöntemlerle hayatımızı, psikolojimizi beşerî ilişkilerimizi düzenlemeye çalışmak da normal değildir.

Çünkü her insan farklıdır. Aynı anne babadan doğmuş, aynı evde büyümüş, aynı eğitimleri almış, aynı muameleye maruz kalmış olsa bile!

Mizacımız tıpkı diyet listemiz gibi, başka insanlarla benzerlik gösterse bile bize özeldir.

Fakat yıllardır, sanki tüm insanlar aynıymış gibi hayatımızı düzene sokmaya çalışan, bizi iyi insan, iyi ebeveyn, doğru şu, doğru bu yapmaya çalışan bir sistem var adeta.

“Her insan şahsına münhasırdır” diyor Enneagram aslında. Zannedilenin aksine insanı sınırlamaz, var olanı gösterir. Tıbbın iki böbreğin var demesi gibidir, mizaç tipini keşfetmek ve insanın yaşamına kattığı değer hiçbir şeyle ölçülemez. Çünkü prototip bir ‘Örnek insan’ yoktur. Harika ebeveyn ya da mükemmel çocuk da yoktur. Doğuştan getirdiğimiz mizaç özelliklerimiz doğrultusunda sahip olduğumuz potansiyelin en iyisine ulaşmak yahut doğamız gereği olumsuz sonuçlar doğurabilecek yanlarımızı törpülemek durumundayız. Bu da demek oluyor ki, birimizin için geçerli olan yöntemler diğerimiz için geçerli değil.

AYNI ÖZELLİKLERİ TAŞIMIYORUZ

Bize anne babalığı öğreten yöntemleri ele alalım. Dünyaya bir çocuk getirmiş ve onu en iyi şekilde yetiştirmek isteyen insanlar için verilmiş bir düzine öneri var. Fakat bu öneriler ideal bir çocuk ve ideal bir anne baba üzerinden verilir hep. Oysa ne dünyaya gelen çocuk ne de anne ve baba aynı mizaç özelliklerini taşıyor! Ebeveynlerden birinin ‘Mutlak güç arayan mizaç tipinde’ yani ‘Tip 8’ bir ebeveyn olduğunu düşünelim. Bu kişi zaten doğuştan getirdiği lider ve korumacı özellikleri sebebiyle çocuğu üzerinde otorite kurmakta zorlanmayacaktır. Çocuğunun da ‘Sadık, sorgulayıcı mizaç tipinde’ olduğunu varsayalım. Bu durumda çocuk zaten doğası ve mizacı gereği otoritenin, yani anne babanın sözünü dinleme eğiliminde olacaktır. Öyleyse bu ebeveynin ihtiyacı olan şeyle ‘Keşfetmenin hazzını arayan mizaç tipindeki’ ebeveynin ihtiyacı olan şey aynı değildir. Dahası değer görmenin peşinde olan ‘Yardımcı mizaç tipindeki’ yani ‘Tip 2’ olan çocuklarla, keşfetmenin hazzını arayan, ‘Maceracı mizaç tipindeki’ yani ‘Tip 7’ olan çocukların ihtiyaçları da birbirinden oldukça farklıdır. Bu iki farklı mizaç tipindeki çocuğun ebeveynleri için de süreç birbirinden farklı işleyecektir. ‘Tip 2’ olan çocuk sevgiyi iliklerine kadar hissetmek isterken, diğeri tüm evi keşfetmek ister. ‘Başaran mizaç tipindeki’ yani ‘Tip 3’ çocuğunuz, başarısızlıkla, ilgisizlikle mutsuz olurken, ‘Özgün mizaç tipindeki’ yani ‘Tip 4’ çocuğunuz anlaşılmadığını hissettiğinde mutsuz olur.

KİTAPLARDA YAZAN İNSANLAR DEĞİLİZ

‘Tip 7’ çocuğumuzu ödev başına oturtmak için keyifli hale getirmeye çalışmak zorunda olabiliriz ama ‘Tip 5’ çocuğumuz için buna çok da ihtiyacımız yoktur. Çünkü o bilgiyi öğrenmek için ille de keyif almayı beklemez. Elbette yalnızca çocuk büyütmekle yahut öğrenci yetiştirmekle değil hayatın her alanındaki ilişkilerde geçerli bu saydıklarımız.

İşte insan hakkında, adeta bir mizaç röntgeni çeken bu kadim sistem diyor ki; biz kitaplarda yazan insanlar değiliz. Hiçbirimiz için, hiçbir alanda genel geçer kurallar ve yöntemler olamaz. Doğuştan getirdiğimiz mizaç kodlarını doğru okursak, kendimizi ve çevremizdekileri soyut bir aynada olanca şeffaflığıyla görebiliriz. Bu sistemi öğrendiğimizde beynimizde bir ‘Mizaç tipleri klasörü’ açılacak. Tanıdığımız ve tanışacağımız insanları, kendimiz de dahil olmak üzere o klasöre koyacak ve ona göre değerlendireceğiz. Mizaç tipi olan 8 arkadaşınızın, söyleyeceği şeyleri neden eğip bükmeden, direkt söylediğini bileceğiz ve şaşırmayacağız mesela! Yahut ‘Tip 1’ olan eşimizin bizi eleştirmekten zevk almadığını, aslında mizacı gereği hataları düzeltme, bir daha olmasını engelleme çabasında olduğunu anlayacağız.

Bir çeşit “Bana Enneagram’ını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” meselesi…

Bu yazı toplam 3062 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.