PİYASALAR

  • BIST 1002.5540.43%
  • ALTIN991.359-0.02%
  • DOLAR16.8840%
  • EURO17.8210.04%
  • STERLİN20.609-0.41%
  1. YAZARLAR

  2. Ayfer Balaban

  3. Anneliğin karşılığı ne?
Ayfer Balaban

Ayfer Balaban

Turuncu Dergisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Anneliğin karşılığı ne?

A+A-

‘İçi boşaltıldı evlat her şeyin içi boşaltıldı, anneliğin de…
Anneliğin karşılığı ne, söyler misin bana?’
Anne  konulu bir konferansta  dinleyenlerimden birinin âdeta haykırarak  sorduğu sorulardan biriydi yukarıya yazdığım satırlar, soru muydu, sitem  miydi, serzeniş mi, yoksa …
Hak, dedim, hanımefendi anneliğin karşılığı hak.
“Rabbim kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara ‘öf’ bile deme; onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki; Rabbim! tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi, sen de onlara acı.” ( İsra;23-24)
Ayet-i kerimede ana-baba hakkının Rabbimize kullukla birlikte zikredilmesi bu hakkın ehemmiyeti hususunda gayet sarih bir bağlam olarak yetmez mi?  diye karşılık verdim ama dedim ya bu sorudan çok bir ‘ah!’ idi sanki.
Anneliğin içinin boşaltılmasına gelince; hangi değerimizi ele yele vermedik ki?
Anne-babalık, hısım-akrabalığın hangisinin değerlerimizde tam karşılığı bulunmakta, hangisi etkilenmedi yaşanan hayattan?
Haklısınız, bir kırılma yaşandı ve kırıldığı yerden kanıyor. Bu kırılma şüphesiz bizi, bugünü ve geleceği etkiliyor. En kadim değerler alanı, bu cepheden bir çatışma alanına dönmesin diye değil mi bütün çabamız?
Bir noktalık nefeslenmeden ‘Annelik ateşten gömlek hocam’ dedi bir başkası.  “Yerimizden yurdumuzdan ekmek davası deyip geldik bu koca şehre, şehir koca ağzıyla yutuyor bizi.  Ana-ata bilmez, büyük-küçük tanımaz oldu evlat, ellerinde bir telefon ana da o, baba da o. Hısım akrabayı hiç sormayın onlar da sanal. 
Akşam ezanı okunduktan sonra sokakta oynamamıza izin vermezdi büyükler, kötülük bağından boşanır, derlerdi, şimdi içerisi dışarısı aynı, bütün kötülükler bir tıkla bağından boşanıyor sanki. Vallahi ne söz geçirebiliyor ne ikna edebiliyorum.  Karşılaşabilecekleri tehlikeleri az çok biliyorum bu yeni hayat tarzında, ama o uçurumu geçemiyorum be hocam? Çok bencil bu zamaneler çok bencil, umarsızlar, örf–adet bilen yok. Hep iyi geçimi vurguladınız ya, biz iyi geçiniyoruz demeyi çok isterdim be hocam. Maalesef”.
“Annelik ateşten gömlekse, babalık ne?” diye, sormak geldi içimden de mevzu renk değiştirmesin diye bahası ateşten gömlek olsa da hep arkalarında durduğumuzu, ellerini tutmaya hazır olduğumuzu bilmeleri, hissetmeleri gerekiyor, biz her halûkarda anneliğimizi hakkıyla yaşamaya mecburuz.
Ağzımız dolu dolu ‘doyasıya bir annelik yaşadım’ diyemesek de duyguları zaafa uğratmadan ‘anneliği hakkıyla yaşıyorum’ diyebiliyorsak, anneliğimizi sorgulayabiliyor ve eksiklerimizi kabullenip doğru bilgiyle doğru temas sağlayabiliyorsak ve onlardan duayı eksik etmiyorsak Allah’ın izni inayetiyle onların temel kişilik örgüsü sağlam olacaktır.  Bütün izler silinir en kalıcı iz anne izidir, bunu unutmayalım olur mu hanımefendi? Deyiverdim.
Genç bir hanımefendi biraz ürkek biraz çekingen ‘Hocam hak deyince, akan sular durur amenna fakat hak istismarı diye bir şey var.  Eline mikrofonu alan bu salonlarda bildik anne hikayelerini anlatıyor, anneliği sopa edip adeta bizi döğüyor.’ diye başlayınca söze, bir adım daha yaklaşarak dinleyenlere, ‘hak istismarı’nın mühim bir vurgu olduğunu ve bunu biraz daha müşahhaslaştırmasını istedim.
“İnsana da anne-babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik. Bana ve anne-babana şükret. Dönüş banadır. Eğer hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” (Lokman.14-15)
Ayetini okudunuz ve ‘hak mihenk taşı, iyi geçim de duvarın harcı’ dediniz ama oradan ötesi müphem kaldı.  Ya cehaletten ya da maksatlı, sebep her ne ise bazı annelerin sütten sopaları var.  ‘Karını boşamazsan sütümü helal etmem, nişanı bozmazsan analık hakım helal değildir’ gibi sitemlerinin ürettiği şiddet, bu ağır duygusal baskı ana hakkının neresindedir hocam? Bu tür anne tutumlarının silinmesi zor olumsuz izlerinin hiç mi hakkı yok Yaradan katında?
Kalbin içinde yangınlar var belli. Bu yangınlar kimlerin eteklerini tutuşturmadı ki kardeşim, diyerek tuttum elini.
Kalbimizle aklımızı hayırda buluşturamamak halleri bunlar. Anne-evlat kalbinin imtihanlarından biri-birkaçı, açmazı, kaçmazı belki. ‘Cennet annelerin ayaklarının altındadır’ hadisiyle zihnimizde canlanan anne imgesi ile reel hayatta annelik halleri örtüşmeyebilir. Anneler de insandır ve annelerin zorlandığı yokuşlarda belli olur anneliğin kalitesi. Toplumda ağlayan anneler de var ağlatan anneler de.
Şüphesiz Allah’ın hakkı bütün hakların üzerindedir ve bu hakka mugayir hususlarda bunu isteyen kim olursa olsun itaat yoktur. İtaat nerede başlar nerede biter? Bu pek çok alanda sorun üreten bir durumdur.  Bu marazi durum her maraziyet gibi doğru yaklaşımla tedaviye muhtaçtır. 
Anne elbette evladının özgürlüğünü tanımalı, birey olduğunu kabul etmeli ve bencillikle koruma hissini birbirine dolayarak onun varlığına haksızlık etmemelidir.  Bir annenin ‘şöyle yapmazsan, böyle etmezsen sütümü helal etmem’ demesi evladını korumak değil bilakis şahsiyetine değer vermemek, bağımsız düşünebileceğine güvenmemektir.
Her şey hızla değişiyor ve bu değişim büyük ölçüde anneliğe de yansımakta, tabiatıyla anne tutumları da değişmektedir.
Numune-i imtisal cennet kokulu annelerin anneliği Cenab-ı Hakk’ın rububiyetine ne güzel misaldir oysa. 
Ne mutlu ben nasıl bir anneyim? Deyip önce anneliğini sorgulayanlara, halini güzelleştirenlere ve baş tacı olanlara.
Güneşe sormuşlar, ‘Gezegenleri etrafında nasıl döndürüyorsun?’ diye.
‘Ben kendi etrafımda daha hızlı dönerek.’  Diye cevap vermiş.
Anne anneliğini, evlat evlatlığını unutmasın yeter deyip Allah’a emanet ettik birbirimizi.
‘Sen bütün övgülere değersin anacığım
Ben acizim bu kadarını söyleyebildim,
demiş Aprıncır Tigin
Mavi boncuklu ak yaşmaklı anam (rahmet olsun) dinleseydi yazdıklarımı,  nettin, neyledin ya hu evlat? Yine ters köşe yapmışsın demezdi, ‘benim Hak’tan özge sevdiğim mi var, sütüm sonuna kadar helal’, derdi.

Bu yazı toplam 69 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.