PİYASALAR

  • BIST 10014952.770.24%
  • ALTIN6884.631.01%
  • DOLAR45.2410.07%
  • EURO53.3560.3%
  • STERLİN61.4520.25%
  1. YAZARLAR

  2. UMUT ÖZKAN

  3. YOK EDİLEN NESİL
UMUT ÖZKAN

UMUT ÖZKAN

Avukat Arabulucu
Yazarın Tüm Yazıları >

YOK EDİLEN NESİL

A+A-

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okulda meydana gelen silahlı saldırılar, toplum genelinde büyük bir infiale yol açtı. Göz aydınlığımız olan çocuklarımızın eğitim aldığı okulların en korunaklı alanlar olması gerekirken silahlı saldırıların konusu hâline gelmesi; öğrenciler, öğretmenler ve ailelerde derin bir endişeye neden oldu.

 

Toplumu sarsan bu tür olayların akabinde sorumlular aranırken “Bize ne oluyor?” sorusu da akıllara gelmiyor değil. Çocuklarımız, gençlerimiz ya da toplum genel anlamda neden bir cinnet hâli içinde? 14-15 yaşlarındaki çocuklar, okul arkadaşlarına ve öğretmenlerine neden ateş ediyor; hangi saiklerle bir çetenin parçası hâline geliyorlar? Sokakta yaşanan en ufak bir tartışma neden cinayetle sonuçlanıyor; aile içi şiddetin önü neden alınamıyor? Bu tip soruların ne sonu geliyor ne de cevabı.

 

“Bir karıncanın bile hesabı sorulur” anlayışından bugünlere nasıl evrildik? Karıncanın yaşam hakkına duyduğumuz saygıyı bugün bir insana karşı neden gösteremiyoruz? Müslümanlıkla yoğrulmuş bir milletin genleriyle nasıl oynandı, köklerinden nasıl kopartıldı, duyguları nasıl yok edildi?

 

Uzun zamandır toplum olarak büyük bir saldırı altındayız. Genel anlamda herkes saldırının farkında ama savunma konusunda ciddi bir irade ortaya koyamıyoruz. Saldırının şiddeti ise Çanakkale’de maruz kaldığımız saldırının katbekat üstünde. Çanakkale’de 250 bin şehit ve birkaç nesli kaybederken bugün kaç nesli kaybettiğimizi hesaplamak bile mümkün değil. Tahribat ise olabildiğince büyük.

 

Geçmişin aksine bugünkü saldırılar silahlarla, bombalarla yapılmıyor. Parasını vererek satın aldığımız akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve televizyonlar bu saldırıların aparatları hâline geldi. Küreselciler tarafından hazırlanan toksik içerik ve programlar; bu aparatlar aracılığıyla çocuklara, gençlere ve topluma enjekte ediliyor. Ve yavaş yavaş arzu ettikleri sonuca ulaşıyorlar: Toplum ifsat edilmiş oluyor.

 

Türkiye’de günlük ortalama internet kullanım süresi 7 saat 13 dakika ile dünya ortalamasının çok üzerinde. Bu da gösteriyor ki insanımız gününün üçte birini internette geçiriyor. Bu oran çocuk ve gençlerde ise 10 saati aşmakta. Gününün büyük kısmını dijital dünyada geçiren bir ebeveyn, çocuğuna ne kadar zaman ayırabilir, eşiyle ne kadar ilgilenebilir? Sonuçta bu aile kurumunun ayakta kalması mümkün olabilir mi?

 

Hangi istihbarat örgütünün hazırladığı belli olmayan sosyal medya programları ve dijital oyun platformları ile geleceğimiz olan çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatları ellerimizin arasından akıp giderken bu acı manzarayı seyretmekten başka bir şey yapamıyoruz.

 

Ahlaksız içeriklerle ruhu ve gönlü kirletilen, insan öldürmeyi bir oyun olarak gösteren sanal deneyimlere maruz kalan çocuklar; gerçekle sanal dünya arasındaki dengeyi kaybederek adeta duygusuz robotlara dönüşmekte. Fenomen olma arzusu, kısa yoldan zenginleşme hırsı ve dijital görünürlük tutkusu; gençleri sınır tanımayan bir savrulmaya sürüklerken içine düştükleri bahis, kumar, teşhir ve şiddetin önüne geçilememekte.

 

Zamanlarının büyük bir bölümünü ekran başında sarf eden çocuklar ve gençler, girmiş oldukları sosyal izolasyon neticesinde aile içi iletişimi kaybederken sağlıklı arkadaşlık ilişkileri de kuramıyorlar. Sonuçta etrafa boş gözlerle bakan, amaçsız, merhametsiz ve duyarsız bireylere dönüşüp toplum için potansiyel bir tehdit hâline gelmektedirler.

 

Kendi üretmediğimiz, kaynak kodları bize ait olmayan ve denetimini yapmadığımız sosyal medya programları ile dijital oyun platformlarının bizleri uçurumun kenarına getirdiğini bugün daha iyi anlamaktayız. Eğer gerekli tedbirleri almazsak yarın sadece bireyleri değil; kimliğini, değerlerini ve geleceğini kaybetmiş bir toplumla karşı karşıya kalacağız.

 

Bu mesele, ülke savunması kadar önemlidir. Eğer nesilleri korumayı başaramazsak sınırları korumanın da bir anlamı kalmayacaktır.

Bu yazı toplam 473 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.