PİYASALAR

  • BIST 1001.5273.81%
  • ALTIN402.405-0.49%
  • DOLAR7.259-2.12%
  • EURO8.751-2.42%
  • STERLİN10.129-0.27%
  1. YAZARLAR

  2. Sosyolog Aygül Fazlıoğlu

  3. Siyasal Yaşama Kadınların Katılımı ve Temsil Sorunu
Sosyolog Aygül Fazlıoğlu

Sosyolog Aygül Fazlıoğlu

Sosyolog
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasal Yaşama Kadınların Katılımı ve Temsil Sorunu

A+A-
Sosyolog Aygül Fazlıoğlu

 

 

Siyasette kadın ve erkek konusu ne yazmakla ne de tartışmakla bitmez. Fakat siyaseti, kadın-erkek yan yana yapabilmeyi mutlaka ve mutlaka ülke yararına olan önemli bir gelişme olarak kabul etmek gerekir.

 

Bugün 5 Aralık, Dünya kadınları için ne ifade ediyor bilmiyorum ama biz Türk kadınları için çok büyük bir adım. Bir çok ülkede kadınların bireysel bir biçimde başlayan seçme ve seçilme hakkı mücadelesine karşın Türk kadını herhangi bir mücadele vermeksizin, Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapıldı. Bunlar; 1930'da belediye seçimlerinde seçme, 1933'te çıkarılan Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934'te Anayasa'da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarıdır.

 

Kadınlara dönemin koşullarına göre çağdaş ve ileri boyutta önemli haklar sağlanmış olması, Cumhuriyet'in en büyük başarılarındandır. Bu konuda yapılan yasal düzenlemeler, Türkiye Cumhuriyeti'nde toplumsal alanda yapılan en önemli yeniliklerdendir.

 

 

Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsili sadece adalet ve demokrasi talebi olmakla kalmayıp, aynı zamanda kadının statüsünün geliştirilmesinin de gerekli bir koşuludur. Kadının her düzeyde yönetime etkin katılımı sağlanmadan ve karar almanın bütün düzeylerine eşitlikçi bir biçimde katılmadan kalkınma ve çağdaşlık hedeflerine ulaşılması pek mümkün gözükmemektedir.

 

 

Kadınların seçme ve seçilme hakkını elde ettiği ilk ülkelerden biri olan ülkemizde kadınların TBMM de temsili genellikle çok düşük düzeylerde olmuştur. Milli mücadele yıllarının hemen ardından gerçekleştirilen ilk seçimlerde kadın temsil oranı TBMM'de 1935 yılında % 4.6 iken (395 milletvekilinin 18'i kadın) 2002 yılında bu oran % 4.4'e düşmüştür (550 milletvekilinin 24'ü kadın). Kasım 2015 tarihi içinde ise Meclise 81 kadın, milletvekili olarak girmiştir. Bu da toplam içinde %14.7'lik bir orana tekabül etmektedir. Şu anda TBMM'de Başkan Vekili iki kadın, iki kadın komisyon başkanı, bir kadın grup başkan vekili ve Bakanlar Kurulu'nda da iki kadın Bakan bulunmaktadır. Bu oranlar Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranı olmakla birlikte arzu edilen seviyeye halen ulaşılamamıştır.

 

 

Demokrasinin gelişmesinde, ayrıca kadınların karar alma mekanizmalarına katılımında anahtar bir role sahip olan yerel yönetimlere bakıldığında da durum farklılık göstermemektedir. 2009 yılı yerel seçimlerinde kadın belediye başkanı oranı %0,9 iken, 2014 yılı yerel seçimlerinde bu oran %2,9'dur.Kadın muhtar oranı 2009 yılı yerel seçimlerinde %2,3 iken, 2014 yılı yerel seçimlerinde bu oran %2 olmuştur.

 

 

Türkiye'de yerel ve ulusal düzeyde siyasal karar alma süreçlerinde kadınların yeterince temsil edilememesi, cinsiyet eşitsizliğinin temel kaynaklarından biridir.

 

Siyasi temsil karşısında yaşanan eşitsizlik sadece kadınların erkeklere karşı sayısal eşitsizliği ile sınırlı değildir. Bu kadar eşitsiz temsilin elbette pek çok nedeni vardır. Bunlardan biri, siyaseti erkeklere ait bir dünya olarak gören anlayış, hem kadınların hem de erkeklerin zihinlerindeki ilk engeli oluşturmaktadır. Sosyo-ekonomik farklılıklar, kültürel kodlar, geleneksel kadınlık rollerinin kadına yüklediği sorumlulukların ağırlığı, siyasi partilerdeki erkeklerin karşı cinsi yok sayması, toplumda siyasetin erkeklere özgü olduğu algısı, kadın temsilini hızlandıran en etkili yöntemlerden biri olan kotanın uygulanmaması da diğer eşitsizlik nedenlerini oluşturmaktadır.

 

 

Türkiye'de siyasi karar alma mekanizmalarında kadınların yeterince temsil edilmediği ve toplumunun bu durumdan hoşnut olmadığı yadsınamaz bir gerçektir. Kadınların siyasette etkili olamayışını, sadece, erkeklerin bu anlamda engelleyici olmalarına ya da destekçi olmamalarından kaynaklı bulmuyorum. Anlatmaya çalıştığım siyaset arenasında, kadınlar erkeklerden yeterince destek görmemektedir. Erkekler siyaseti hala çok sevmekte ve siyasetteki hâkimiyetlerini bırakmak istememektedirler.

Kadınların siyasi sürece katılması, hem siyasi davranışın şekli ve içeriği açısından siyasetin niteliğini, hem de tüm alanlarda elde edilen sonuçları olumlu yönde değiştirebileceğine ben dahil inananların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

 

 

Son Söz

 

 

Kadınların siyasi karar mekanizmalarından dışlanması siyaseti kadınların katkısından mahrum bırakmaktır. Oysa kadınlar farklı yaşam deneylerinden kaynaklanan farklı bir bakış açılarına sahiptir. Bu bakış açısı doğru politikalar üretebilmek için büyük bir fırsat ve zenginlik olup, kadınların katkısı olmadan sadece kadın sorunları değil, toplumun sorunları da doğru ve kalıcı çözümlere kavuşması beklenmemelidir.

 

Kadınlarla ilgili konuların sadece seçim dönemlerinde ya da 8 Mart Dünya Kadınlar gününde gündeme gelip sonra unutulmaması için hepimize önemli görevler düşmektedir.

Yaşadığı toplumun ve ülkesinin sorunlarına duyarlı ve bu sorunların çözümüne katkı sağlamak isteyen tüm kadınlar siyasete daha yakın durmalıdır.

Kadınların siyası mekanizmalardaki varlığı hayati bir ihtiyaçtır. Bu nedenle bu konuda atılacak her adım içtenlikle desteklenmelidir. Günümüzde artık seçmen, kadın siyasetçi görmeye hazır ve isteklidir.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 727 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.