PİYASALAR

  • BIST 10094.4182.55%
  • ALTIN359.686-0.73%
  • DOLAR6.743-0.32%
  • EURO7.3530.59%
  • STERLİN8.3370.49%
  1. YAZARLAR

  2. Betül Tat

  3. Mutfağın Yemek Kültüründen Sunum Kültürüne Yolculuğu
Betül Tat

Betül Tat

Yazarın Tüm Yazıları >

Mutfağın Yemek Kültüründen Sunum Kültürüne Yolculuğu

A+A-

Son günlerde sosyal medyada adeta bir linç meselesi haline getirilen gösteri kültürü maalesef mutfakları da esir aldı. Kadim medeniyetimizin yemek kültürü şık fotoğraf kareleriyle sunum kültürünün gölgesi altında bırakılmak isteniyor. Hatırlarsınız, ‘Yemekteyiz’ diye bir program var. Dış ses eşliğinde katılımcı yaklaşık 1-1,5 saatte yemek yapıyor, sofra hazırlıyor. 12 parça porselen yemek setlerini, çatal ve kaşık uyumlu olmayınca sofraya oturulmaması gerektiğini, şık masa örtülerini, peçetelikleri orada tanıdık. Daha doğrusu orada zihnimize kazındı. Her gelir grubundaki kadın ucuz veya pahalı porselenler almaya başladı. Çeyizlik setler annelerin evinde kullanır oldu. Bu aslında değişimin ayak sesiydi. Sosyal medya usul usul giriyordu hayatımıza. Facebook, twitter, instagram keşfedilmemiş arsa gibiydi. Komşular birbirinden uzak yerlere evlerini inşa ediyor, arada bir ‘Ben buradayım’ diyordu.

SUNUMU YİYORUZ

Şu an yaşanılan sıkışıklıkta kendini göstermenin ilk basamağı sunum... Köy kahvaltısı, metropol kahvesi, çocuğun beslenme çantası hiç fark etmiyor. Yemeği değil sunumu yiyoruz. Ünlü restoranlar ucundan kıyısından püf noktalarını değil showlarını paylaşıyorlar. Yemeğe değil o süslü kocaman tabaklara para dönüyoruz. Bahane ise hazır: Önce gözümüzü doyuralım. Bu yüzden yemeğin tadı, damak lezzeti, kültür gibi konular pek konuşulmuyor maalesef.

Gösteri toplumlarında yemek benlik üzerinden sunuluyor. İnsan, arka fon, mobilya, tasarım hatta müzik oldukça önemli bu sunumda. Performans adı altında dijital dünyada yemek kültürünü katlediyoruz. Evet çok sert oldu fakat yaptığımız tam olarak bu. Görünen şey iyi olandır tezinin arkasından gidiyoruz yoğun kalabalıklarla. Hal böyle olunca yemek de ihtiyaç ve kültür denkleminden çıkıp imgesel ve estetik bir hal alıyor. Yemek fotoğrafı çekip paylaşmak kişinin kendisine bir kıymet veriyor. Renkler, tabaktaki süsler, mekân ve tüm detaylar o yemeği yiyen kişinin sosyal sınıfını temsil ediyor.

SOSYAL MEDYA MUTFAKLA TANIŞTI

Kremalar, kaşarlar, göz kamaştıran soslar… Son zamanlarda sosyal medyanın dijital mutfak hikâyelerinden kareler aslında. Hepsinin ortak bileşeni sunum. Akışkan ürünler yemeğin estetikliğini arttırıyor. Sosyal medya fenomenleri hızlı, masraflı ve bol görselli yemek tarifleri paylaşırken damak tadımızı da kremalara boğuyor. Yemek fotoğrafı çekilirken parlaklık ayarıyla oynanıyor, filtre kullanılıyor. Tadılmayan, koklanmayan, tabana konulmayan yemek dijital dünyanın beğenisine sunuluyor.

TEŞHİRCİLİK ARTIK SOFRALARIMIZDA

Yemek fotoğrafları artık gelişi güzel de yayınlanmıyor. En çekici bölümü lezzet efektleriyle sunuluyor. Bugün instagramda, #foodporn etiketiyle paylaşılan 198 milyon fotoğraf bulunuyor. Yemek pornosu sağlıktan ziyade görüntüyü, beğeniyi, reklamı esas alıyor. Görüntüler her türlü dramaturijiyi, koreografiyi, sahnelenişi içeriyor. Teşhircilik adeta sofralarımıza, tabaklarımıza işleniyor. Bereket ise çok gerilerde kalıyor. Hatta bazı sofralara baktığımda bereket terk etmiş buraları diyorum. Bu görüntüler beyne de zarar veriyor, iştah açıyor, doygunluk hissini azaltıyor, bağımlılık ve yeme bozukluğuna neden oluyor. Sonrası milyonlarca obez, o kadar mide küçültme ameliyatı ve yine o kadar vitamin, metabolizması bozulmuş hayatlar.

PERFORMANSA DÖNÜŞTÜ

Nusret’in hayatımıza nasıl girdiğine, et showlarıyla başlattığı akıma hepimiz şahidiz. Nusret sayesinde kasap babaları steakhouse seven çocukları oldu. Tuz atma şovu onu dünyaya tanıttı. Üç peynirden yapılan Adana böreği de Nusret’e rakip olmaya aday. Sosyal medya videolarıyla ünlenen bu börek bir anda şubeleşti. Aşçılık da artık sanattan ziyade performansa dönüştü. Devasa bıçaklar, kocaman tepsiler, abartılı videolar denilince aklımıza gelen isimlerden biri CZN Burak. Dükkânında bulunan yemekleri karıştırıp servis edenler, müşterilerini adeta döverek şov yapanlar… Toplumun büyümemiş yetişkinlerini mutlu ediyor.

ESİR DÜŞMEYİN

Sosyal medyadaki yemek akımları mekânları da oldukça etkiliyor. Restoranlar artık bir arka fon. Eğer sosyal medya konseptine uygunsa müşteri o zaman tercih ediyor daha doğrusu sunumuna, paylaşımına layık görüyor. Akıllı telefonlardan yapay zekâya uzanan sürece baktığımızda sosyal medya ve yemek konusunu özellikle yemek, sunum ve şov başlığını daha çok konuşacağız gibi görünüyor. Siz siz olun yemek rutininizi, damak tadınızı ve mutfağınızı sosyal medyaya esir etmeyin.

Bu yazı toplam 1523 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar