1. YAZARLAR

  2. Alperen Yiğit

  3. Kanun Devleti Mi Hukuk Devleti Mi ?
Alperen Yiğit

Alperen Yiğit

Avukat
Yazarın Tüm Yazıları >

Kanun Devleti Mi Hukuk Devleti Mi ?

A+A-

Tarihin ilk çağlarından beri kurulan bütün devletlerde kanunlar ve mahkemeler vardı. Ancak kanunların ve mahkemelerin olması veya devletlerin yönetim biçimlerinin krallık ya da cumhuriyet olması o devletin hukuk devleti olup olmadığı konusunda belirleyici bir rol oynamaz. Zira firavunun Mısır krallığı da belli bir takım kanunlarla yönetiliyordu. Yine “Katolik” unvanı ile meşhur Aragon (İspanya) Kralı Ferdinand “Kral olmasına Kralım, bunda kuşku yok ama her aklıma eseni de yapamam ya...” derken de, bir anlamda kendisinin dışında ve kendisinin bile uymakla yükümlü olduğu hukuk kurallarının uygulandığı bir rejimin var olması gerektiğini ileri sürüyordu. Bu anlamda hukuk devletinin birinci kıstası, bir devlet rejiminde belirlenen hukuk kurallarına hem yönetenlerin hem de yönetilenlerin (toplum, halk, vatandaş) uyması, kısacası hukuk kurallarının herkes için geçerli olmasıdır.Bu noktada önem arz eden husus yapılan kanunların vatandaşın refah ve mutluluğunu gözetiyor ve en alt gelir seviyesindeki vatandaş ile en üst gelir seviyesindeki vatandaşın eşit şekilde hakkını arıyor ise ve yine  devletin eylem ve işlemleri de yasalarla kontrol altına alınmış ise o devletin bir hukuk devleti olduğunu söyleyebiliriz.  Yeri gelmişken tarihte en büyük kanun yapıcılardan biri olarak kendine yer bulan Hammurabinin şu sözü hukuk devletinin ana temasını anlamakta kolaylık sağlayacaktır “ Ben zayıfları ve güçsüzleri korumak için kanun yaptım”. 


Günümüzde hukuk devleti olarak batılı devletler gösterilse de ne geçmişlerinde ne de günümüzde bizler kadar hukuk devleti anlayışına sahip olamamışlardır. İlk Türk devletlerinden itibaren yazılı veya yazısız bütün kanunlarda hukukun üstünlüğü esas alınmış, vatandaşın refah ve mutluluğu ön planda tutulmuştur. Kuramsal olarak insanın devletten önce oluştuğu, hatta devletin varlık şartının insan olduğu, zira insan olmadan devlet denen olgunun var olamayacağı aşikardır. Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü devlet ve hukuk sistemimizde insanın merkeze aldığının  en büyük kanıtıdır.  Bu yüzden de dünyanın hiçbir devletinde görülmeyen bir devlet ve vatan sevgisi oluşmuş ve Devlet kendisinden korkulan çekinilen bir kurum olarak değil vatandaşın her türlü ihtiyacını karşılayan bir kurum olarak görülmüş ve millet devlete olan sevgisini devlet baba sözüyle günümüze kadar yaşatmıştır. 
Bir devlete kavramsal olarak “hukuk devleti” denmesi, o devletin hukuk devleti olduğunu göstermez. Bir devletin hukuk devleti niteliği kazanabilmesi için öncelikle belli başlı bazı unsurları taşıması gereklidir. Hukuk devleti ilkesinin gerekleri konusunda tam bir görüş birliğine varılmış değildir. Bununla birlikte ülkemizde hemen herkesin üzerinde görüş birliğine vardığı hukuk devletinin gereklerini bir kaçından bahsedecek olursak şayet “ 

• Temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınmış olması, 
• Kanunların Anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi, 
• Kanuni idare ilkesi (Yasal Yönetim), 
• İdarenin yargısal denetimi, 
• Kanunsuz suç ve ceza olmaması 
• Devlet faaliyetlerinin belirliliği ilkesi, 
• Kuvvetler (erkler) ayırımı, 
• Mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıç güvencesinin sağlanmış olması (Yargı Bağımsızlığı), 
• İdarenin mali sorumluluğu,
 • Demokratik siyasi rejim 

Tüm bu süreçler göz önüne alındığında, toplumun ekonomik ve sosyal gelişimi ile beraber ve buna paralel bir biçimde, kendi mecrasında ilerleyen hukuk devletinin bu vasfı kazanma sürecinde etkin olan temel unsurun bireyin devlet karşısında sahip olduğu konum ve haklarının olduğu görülmektedir.Gerçek bir hukuk devletinde yaşamak istiyorsak güçlünün hukukunu değil devlette yaşayan bütün bireylerin hukukunu yaşatan bir sisteme ihtiyacımız vardır. Bir grubun  devletin bütün kurumlarına hakim olduğu ve ülkenin bütün vatandaşlarının yerine düşünüp en doğru kararı da kendilerinin verdiğine inanan veya benim oyumla evde börek aça kadının oyu bir olamaz gibi eşitler arası eşitlik anlayışına sahip insanlar hukuk devletinin yaşamasının önündeki en büyük engeldir. Ancak ve ancak bir ülkenin vatandaşları adalet önünde eşitse ve o ülkede hukuk anlamında herkese dokunulabiliyorsa kanun devleti değil  gerçek bir hukuk devletinde yaşıyorsunuz demektir.

“Hukuk, adalet süzgecinden; devlet de hukuk süzgecinden geçtikten sonra
geriye kalan şey hukuk devletidir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.