PİYASALAR

  • BIST 1001.391-0.74%
  • ALTIN497.611.38%
  • DOLAR8.7851.03%
  • EURO10.3051.03%
  • STERLİN12.0440.49%
  1. YAZARLAR

  2. Gaye Yardımcı

  3. GELECEĞİN TARIMI, TARIMIN GELECEĞİ ANKARA’DA
Gaye Yardımcı

Gaye Yardımcı

Yazarın Tüm Yazıları >

GELECEĞİN TARIMI, TARIMIN GELECEĞİ ANKARA’DA

A+A-

Başlığımın iddiasının farkındayım. Pandemi döneminde hiç olmadığı kadar önem kazanan tarım, toprak ve üretimle olan ilişkimiz sadece bizim değil, tüm dünyanın ana gündem maddesi oldu. Topraktan toprağa dönüşün hikayesi olarak görülen insanlığın devam etmesi için yapılan çalışmalardan bir çoğumuz habersiziz. Ankara Ticaret Odası olarak yaptığımız projeler vesilesi ile tanıştığımız, Soframıza gelen bir birinden değerli gıdaların özü olan tohum için yaptığı çalışmalarla Ankara’dan tüm ülkeye, dünyaya açılan bir enstitü; Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü’nden bahsedeceğim size bu yazımda.

Türkiye’de; 23 milyon hektar tarım arazisi 22,4 milyon hektar orman, 14,6 milyon hektar mera olduğunu göz önüne alırsak, ülkemiz coğrafi ve iklim özellikleri açısından çok elverişli ve farklı ekolojik topraklara sahip olup, kültüre alınmış pek çok bitki türünün gen kaynağı konumundadır.

Dünya büyüklüğü değişmezken içinde yaşayan insan nüfusunun katlanarak artması artık tarım ve toprağa dayalı üretimin ne kadar vazgeçilemez bir unsur olduğunu anlamamızı sağladı. Tarım ve çiftçiliğe yönelik projeleri geliştirmenin önemini kavrayan günümüzde söz sahibi ülkelerin, sadece teknolojik gelişmeleri yaratan değil aynı zamanda topraklarını tarıma en uygun hale getiren ülkeler olduğu ise apaçık ortada! Bu bilinçle, geçiş iklimine sahip, mikro klima özelliği ile aslında bilinenin aksine verimli topraklara sahip Ankara’nın tarım konusunda öneminin ortaya çıkması için, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran’ın öncülüğünde kıymetli projelere imza atıyoruz.

Ankara Kalkınma Ajansı Desteğiyle, ATO İDEA olarak başladığımız, “ANKARA BİTKİ ÖRTÜSÜ HARİTASI” projemizin çalışmalarına, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın başta Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarım Reformları Genel Müdürlüğü ve Ankara İl Müdürlüğünün destekleri ile başladık. Ankara’nın 25 ilçesinde, doğadan toplanan ve üretimi yapılan bitkilerin tanıtımı için yola çıktığımız bu projemizde Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü tanımamız bize bambaşka bir vizyon kattı.

1926 yılında “UMUMİ ZİRAAT LABORATUVARI” olarak kurulan, bugünki adıyla Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü olarak 95 yıldan beri ülke geleceği için birbirinden kıymetli akademisyenlerle çalışmaya devam ediyor. Buğday, arpa, baklagiller, yem bitkileri, endüstri bitkileri ve tıbbi aromatik bitkiler gibi Milli Çeşit Listesi’nde yer alan 96 çeşidin geliştirildiğienstitüde bulunan ülkemizin en büyük Tohum Gen Bankası, dünyada sayılı merkezler içerisinde. Türkiye Tohum Gen Bankası 60 binden fazla tohum örneğini bugün ve gelecek için muhafaza ederek araştırma ve ıslah çalışmalarına genetik kaynak sağlıyor.
 
 Ayrıca, Anadolu topraklarında yetiştirilen ürünlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla 2017 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından başlatılan Ata Tohumu Projesiyle ata Ata Tohumları toplanmış ve çoğaltma işlemleri de devlet kontrolünde yapılmış. Bu tohumlar Türkiye’nin birçok bölgesinde bulunan Araştırma Enstitülerinde korunuyor ve dileyen vatandaşlara dağıtımı yapılabiliyor.

Enstitü ile tanıştığımız toplantımızda ATO Başkanımız Gürsel Baran’ın, “Atalarımızın geçmişte kullandığı ve herhangi bir işleme maruz kalmadan, yıllar önceki haliyle kalmış yerel çeşit olarak da bilinen “ata” tohumunun çoğaltılarak üreticilere ulaştırılması kutsal bir görevdir. Yüzyıllardır Anadolu’da kullanılan ve genetiği ile hiç oynanmamış olan bu tohumlardan elde edilen sebze ve meyvelerin tohumlarının alınarak bir sonraki sezonun ekimi için çoğaltıldığı, bu döngü sayesinde ata tohumu varlığının korunması ile gıdaların gelecek nesillere bozulmamış şekilde ulaşmasının önemini gençler yıllar sonra anlayacaktır” açıklaması konuyu en iyi özetleyen cümleler oldu.
 
Doğa’nın sahibi ve efendisi insan’dan, bir tohumdan küçük virüse yenilen insana… Maddenin beyni, zihni genlerdir. Ve o gen’in karşısında insan nedir ki? Sonsuzluğa göre bir hiç, hiçliğe göre her şey! Her iki ucu da kavramaktan uzak insanoğlu hiç ile her şey arasında bir orta noktadayken “Gen” her şeyi bilir ve aslına rücü ederJ
İşte Aziz YeniKapıHaber okuyucuları, Bir buğday tanesinin geni ile tarımın ilk başladığı bu bereketli hilalin topraklarında, o tane hava ve güneşle nasıl hayat bulduysa, onun devamını günümüz şartlarına taşımak için çalışan ekibin tanınması, bilinmesi, destek olunması hepimizin sorumluluğu!
Ve,
Arazi bozulumu, iklim değişikliği, biyoçeşitliliğin
korunması, tarım ve orman alanlarının verimli şekilde kullanılması ve yok olan türlerin günümüze uyarlanarak üretime dönüşmesi için çalışan bu ekiple bir an önce tanışmanız dileğiyle…
 
Baki selam ve sevgiyle…

Bu yazı toplam 488 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar