1. YAZARLAR

  2. Ayşe Keşir

  3. Evlilik, Gösterinin Bir Parçası Mı
Ayşe Keşir

Ayşe Keşir

Yazarın Tüm Yazıları >

Evlilik, Gösterinin Bir Parçası Mı

A+A-
Ayşe Keşir
  Evlilik ve aile olmayı, nesnel ihtiyaçları karşılama üzerinden tanımlayarak yapıyoruz en büyük hatayı... İçinde empati, insaf, vicdan, sabır, muhabbet, güven, sorumluluk, hasılı "insanlık" yoksa her evlilikle yuva kurulmuyor maalesef... "Kendimiz için istediğimizi diğeri için de istemedikçe" her evliliği aile yapamayız. Çözüm üretemesek de bazen, hatta anlamasak da, dinlemek, dert ortağı olmaktır aile olmak... Zaman zaman fikir ayrılıklarına düşsek de, bir masada yemek yemek, hasta olana ilacını getirmek, "ayaktayken bir çay da bana koy" diyebilmektir aile olmak... Kardeşinin kıyafetini ödünç almak, küçük sırlarını paylaşmak? "Merak edip beklemesinler" diye gecikeceğini yüksünmeden arayıp haber vermek, bireysel keyifler kadar birlikte yapılanlardan mutlu olmaktır aile olmak... Sorun çözme becerisini birlikte geliştirmek, araya yollar, şehirler girse de ayrı olmamaktır aile olmak... Haklarımızı kutsarken, görevlerimizi de unutmamaktır aile olmak... Romantik idealist yaklaşımla yaptığımız evlilik ve aile tanımlarının ötesinde medyanın içerik ve üretimlerinde aile, farklı şekillerde yer almaktadır. Özellikle bugünlerde, evlilik programları üzerinden medyanın aile algısı çokça tartışılmaktadır. Medyada aile teması, aile temalı yapımlar, televizyonun temel içeriklerinden biri olmaktadır. Dizi, eğlence programları, evlilik programlarında, yapımların, hoyratça yer verdiği içerikler üzerinden aile değerleri tartışılmaktadır. Diğer yandan ticari yayınlar olan reklamların, aile bütünlüğünü pekiştiren, duygusal kurgular içermesi, sektörün kendi içinde bir çelişkisini de göstermektedir. Medyanın hem içerik hem de teknoloji bağımlılığı açısından, çocuk, genç, aile ve aile bireyleri üzerindeki etkisi sıkça gündemde yer almaktadır. İletişim teknolojileri yaygınlaştıkça, birbirimize yaklaştığımız oranda uzaklaşmakta olduğumuz da aşikardır. İletişim araçlarının çeşitliliği bize çoklu seçenek, özgürlük sunarken aynı zamanda yan ürünler olarak da bilgi kirliliği ve sosyal deformasyona da alan açmaktadır. Özellikle çocuklar, gençler ve medya okur-yazarlığı olmayan bireyler, hem zararlı içeriklerden etkilenmekte, hem de teknoloji bağımlılığının zararlı sonuçlarına maruz kalmaktadırlar. Medya ve iletişim araçlarında, içeriklerinin 'sosyal öğrenme' etkisi ile teknoloji araçlarının kullanımının 'bağımlılık etkisi' artık ispatlamıştır. Televizyonun özellikle çocuklar ve gençler üzerinde, sosyal öğrenme etkisi, Bandura başta olmak üzere pek çok araştırmacının çalışma konusu olmuştur. Özellikle çocukların, şiddeti televizyondan öğrendiğini doğrulayan bu araştırmalar, medyanın kamu hizmeti sorumluluğunu göz önüne sermektedir. Evlilik programları, dizi filmler vb yapımların içerik tartışmalarında 'Ne yapalım seyrediliyor? Memnun olmayan izlemez.' demekle, televizyon hizmet sağlayıcıları başta olmak üzere sorumluluktan kaçamayız. Hizmet sağlayıcı, ister kamuya, ister özel sektöre ait olsun, medya hizmeti bir kamu hizmetidir. Saklambaç adlı program ile başlayan Biri Bizi Gözetliyor devam eden yapımlarla ev içine ait mahremiyet, bir şov malzemesine dönüştürmüştür. Daha sonra bugünkü anlamda başlayan evlilik programları, çiftlere evlenmeleri halinde ev, araba gibi ödüller vaat etmekteydi. Evlilik programları günümüze kadar farklı adlarla yayın hayatına devam etmişlerdir. Evlilikte tanışma, doğal seyrinde ve/veya eş dost tanıdık, akraba ile olması gerekirken, bu programlar ile tam bir gösteri şekline dönüşmektedir. Evlilik kararı aile birliği, bütünlüğü ve sürdürülebilirliği için önemli bir karardır. Bu kararın milyonların gözü önünde ve hiç tanımadığı kişilerin müdahalesiyle olması, evlilik birliğinin sağlam temellerini sorgular hale getirmektedir. Neil Postman Öldüren Eğlencekitabında, "Eğlence, televizyondaki her türlü söylemin üst ideolojisidir'" der. Evlilik programlarının birinci hedefi, eğlence ve reytingdir. İnsan hayatını çok etkileyen bir kararı, birilerini eğlendirerek ve bir şovun içinde alınması ne kadar sağlıklıdır? Evliliğin, ev, araba, ev işleri gibi konularla pazarlık konusu haline gelmesi ve bu pazarlığın milyonları eğlendirmek için yapılması, aşk, sevgi, muhabbet gibi değerlerin kapitalizme yenik düşmesidir. TBMM Aile Bütünlüğünü Koruma Araştırma Komisyonu çalışmaları süresince yapılan toplantılarda, yurt içi ve yurt dışı ziyaretlerde hem uzmanlar hem de vatandaşlarımız dinlenmiştir. Yurt içindeki ve yurt dışındaki vatandaşlarımızın büyük bir kısmı, bu tür programların aile birliğini, bütünlüğünü sarstığı görüşündedirler. Program yapımcıları, televizyon yöneticileri her ne kadar yaptıkları işi, beğenildiğini ve izlendiğini ifade ederek savunsalar da araştırmalar ve çalışmalar tam tersini söylemektedir. Psikolog Serhat Yabancı'nın 2010 yılında yaptığı evlilik programlarına ilişkin anket çalışmasında, katılımcıların yüzde 70'i bu programlar aracılığıyla yapılan evlilikleri güvenilir bulmadığını ifade etmiştir. Ayrıca aynı çalışmada katılımcıların yüzde 55'i bu programların olumsuz etkisi olduğunu düşünmektedir. Bu olumsuz etkiler arasında topluma yanlış örnek olması, şov amaçlı olması, reyting uğruna mahremiyetin gözler önüne serilmesi, ve adaylara ilişki ve eş seçimi konusunda eğitim verilmemesi sıralanmıştır. TC. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından 2010'da yapılan Medya Profesyonellerinin ve Medyanın Aile Algısı Araştırmasına göre; Medya profesyonelleri, medyanın aile değerleri üzerinde etkili olduğunu düşünmektedir (yüzde 76).Katılımcıların yarıdan fazlası (yüzde 57) medyanın aileyi koruma kaygısının olmadığı ve dizilerin aile yapısını olumsuz etkilediği görüşündedir. Bu araştırmayla, medyanın mutfağında çalışan profesyonellerin de kamuoyunda dile getirilen eleştiri ve endişelere katıldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca Kültür Bakanlığı tarafından 2011'de yapılan 'Toplumun Kültür Politikaları ve Medyanın Kültürel Süreçlere Etki Algı Araştırması' bu konuda önemli veriler sunmaktadır. Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 79'u televizyonlardaki evlilik programlarının Türk aile yapısını bozduğunu düşünmektedir. Araştırma bulgularına göre, bu programlara toplumda bir hassasiyet oluşmaktadır. Çözüm mekanizmaları Bir meslek mensubu olarak, sektöre ait sorunların, sektörün kendi dinamikleri ile çözüleceği kanaatindeyim.TBMM Aile Bütünlüğünü Korunma Araştırma Komisyonu Raporunda bu konu ve çözüm önerileri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. -Medya sektörünün tüm tarafları, kamu, özel sektör, meslek örgütleri arasındaki iletişim ve koordinasyon son derece önemlidir. -RTÜK sadece ceza veren kurum olarak algılanmaktadır. Kurumun hem medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara rehberlik etmesi hem de vatandaş şikayetlerinin izleme değerlendirilmesinin sağlanması, STK'lar ile işbirliği yapması gerekmektedir. -Kanallara içerik üreten yapımcı firmaların birden çok kanala yapımlarını pazarladığı düşünüldüğünde RTÜK tarafından kanal izlemesinden ziyade tematik izleme yapılması, böylece hangi kanalda yayınlandığına bakılmaksızın benzer temalardaki içeriklerdeki ihlallere aynı yaptırımların uygulanması mümkün olacaktır. Sektör hangi durumlarda ne tür cezalar alacağını bilmelidir. Tematik izleme yapan uzmanların uzmanlık alanları temalara uygun olarak belirlenmelidir. -'Aile dostu' yayınlar,yapımlar paradigma değişikliğine gidilmelidir. Reklamverenlerin aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen yayınları tercih etmemesi için farkındalıklarının artırılması, 'aile dostu' yayınlara yönelmeleri çeşitli mekanizmalar ile teşvik edilmesi önem arz etmektedir. Özellikle reklam payları ödemeleri konusu çalışılabilir. 'Aile dostu' yayıncıların reklam payı ödemelerinin diğer kuruluşlardan daha az olması için mevzuat altyapısı hazırlanabilir. -Kamu kurum ve kuruluşları, reklam ve sponsorluk anlaşmalarında 'aile dostu' yayınlara yönelerek,sektöre öncülük edebilir. -Medyada özdenetimini sağlamaya yönelik mekanizmalar oluşturulması için sektör ve paydaşlar birlikte çalışmalıdır. "Medya Profesyonellerinin ve Medyanın Aile Algısı Araştırmasına'' katılan medya profesyonelleri de bu görüşü desteklemekte, medyanın aile değerleri açısından medya ile ilgili meslek kuruluşları tarafından denetlenmesi gerektiğini düşünmektedir. Medya etiği ilkeleri arasında ailenin korunmasına yönelik maddeler kesinlikle bulunmalıdır diyenlerin oranı yüzde 72'dir. -Ailelerin bilinçli tüketici olması için STK'lar ile kampanyalar yapılmalı. Medya okur yazarlığı ve seçici olma bilinci hayatın her kademesine yaygınlaştırılmalıdır. Bütüncül yaklaşım, sonuç odaklı ve sürdürülebilir çalışma ile az zamandaçok işler başarabiliriz.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.