PİYASALAR

  • BIST 100110.0220.44%
  • ALTIN366.943-1.49%
  • DOLAR6.7790.27%
  • EURO7.670.14%
  • STERLİN8.5810.84%
  1. YAZARLAR

  2. Ümmügülsüm Tat

  3. Dünyanın Geri Dönüş Bileti Yok
Ümmügülsüm Tat

Ümmügülsüm Tat

Turuncu Dergisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünyanın Geri Dönüş Bileti Yok

A+A-

Caddeler ve sokaklar boşaldı. Okullar, alışveriş merkezleri, güzellik salonları, kütüphaneler, kafeler kapalı. Parklar yasağa dahil. Çocuklar, gençler ve ileri yaştakiler evden çıkamıyor. Hafta sonları sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Belediye hoparlöründen gelen ses ‘Kıymetli hemşerimiz, yasaklara uyduğunuz için teşekkür ediyoruz’ anonsuyla uyandırıyor her sabah. Biz, yani evdekiler yalnızca seyrediyoruz hayatı…

SINIRLAR ÇİZİLDİ

Karantina günleri başladığında, çocuklar okuldan eve döndüğünde evde olmak üzerine nostaljik kareler paylaştı birçoğumuz. Evler temizlendi, dolaplar düzenlendi, mutfaktaki un bazen ekmek oldu bazen tatlı. Hayatı hızlı yaşayanlar için karantina belki biraz dinlenmek demekti, kayıtsız çalışanlar için bir daha iş bulamama korkusu, hastalar için şifa kaygısı. Yoğun bakımda hastası olan, Anadolu’nun bir köyünde yaşlı anne babası olan, mezun olacak evladını bekleyenler elbette aynı karantinayı yaşamadı. Herkes kendi dünyasında çekti sınırları. Herkes kendi kapılarını kapattı. Kimisi nefes darlığı yaşadı, kimi sevdiklerini kaybetme korkusu. Herkes kendi sınır hattını çizdi dünya ile arasına.

SU ÜSTÜNE ÇIKTI

Çok yorulmuştuk. Sabahları çocuklarını okula yetiştiren anneler, asgari ücretle gece gündüz çalışanlar, tezini bitirmeye çalışan doktora öğrencileri, şehir şehir, ülke ülke dolaşan yöneticiler Toplumun hemen her kesimi gerçekten çok yorulmuştu. Hayatın peşinden koşmaktı yaptığımız. Kimin gücü nereye kadar yetiyorsa işte tam da oraya kadar koşuyorduk. Darbeler gördük, krizler gördük, ekonomilere yapılan operasyonları gördük. Mülteci dalgalarını… Sonra canlı bombaları… Terör saldırılarını… Fakat bu karantina hiçbir şeye benzemiyordu. Evde yalnız kalınca su üstüne çıktı çoğu şey. Mutlu muyuz, çocuklarımızdan memnun muyuz? Yaşadığımız hayatın farkında mıyız? Çevremizdekileri ve kendimizi fazlasıyla düşündük, ölçtük, tarttık. Değişmesi gereken ne çok şey vardı. Biz kafamızdaki çekmeceleri düzene koymak isterken başka şeylerin peşinden ne kadar çok koşmuştuk.

BEDEL ÖDEDİK Mİ?

Aslında son 9 yıldır dünya çok büyük krizler yaşadı. En yakınımız Suriye’de yaşananlar kıyameti çağıran cinstendi. Bir bedel söylentisi dolanıp gidiyordu dillerde. Bunun bedelini hepimiz öderiz diyorduk, insanlık bunun faturasını öder, Batı tüm bu sessizliğin bedelini nasıl öder… Bedel ve ödeme işini Korona süresince fazlasıyla yaşadık. Koronavirüs tartışmaları biyolojik savaştan Çin laboratuarlarına uzana dursun… Bu virüsle hepimiz acizliğimizi hatırladık. Birbirimizi linç ederek bir yere gelmeyeceğimizi, insanlığın ortak bir değer olduğunu, hepimiz iyi olmadan hiç birimizin iyi olamayacağını. 2020 yılında terör, Avustralya’daki yangınlar, develerin katledilmesi, depremler ve petrol krizini düşünce dünya denkleminde bir yanlış olduğunu görüyoruz. Bu yanlışın dünyaya yansıması var. Avrupa Birliği İtalya’dan özür diliyor, maske ve tıbbi malzeme savaşları yaşanıyor, Türkiye bir imparatorluğun evladı olarak nerede bir vatandaşımız sıkıntı yaşasa alıp getiriyor, güç dengesi Batı’dan Doğu’ya doğru dönüyor ve kartlar yeniden karılıyor. Belli ki salgın sonrası yeni dünya düzeninin provaları yapılıyor. Hal böyle iken insan hangi hattın üzerinde yürümeli, ayağını nereye basmalı, sırtını hangi dağa yaslamalı?

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Dünyanın geri dönüş bileti yok. Ne kadar istersek isteyelim geri döneceğimiz bir yer yok. O zaman yaşadığımız şehirleri, sokakları, evleri ve ruhumuzu yeniden inşa etmenin vakti gelmedi mi? Ev metaforu üzerinde konuşmanın vakti gelmedi mi? Sıcak bir yatak, sıcak bir çorbadan sığınağa dönüşmüş evler insana neyi hatırlatıyor? Yeryüzünün tekinsizliğinde, sürekli değişen oyunda insanı kim korur? Allah’a gönlünde bir pencere açanlar neden hep kazanır? Bu soruların cevabını bulanlar, karantina sürecinin kazananları aslında. Kıyamet senaryoları gibi günler yaşıyoruz. Teori kitaplarında yazan pek çok şey pratik hayatta deneniyor. Olmaz denilen pek çok şey başımıza geliyor. Tekrar tekrar anlıyoruz dünyanın geri dönüşünün olmadığını. Madem buradayız o zaman savaşalım teorisi de çöktü. Bir virüs sözde büyük güçleri yendi. Sistemi çöken büyük güçler hala diğerlerini çiğnemeden yutmaya kalkışacak mı? Batı hala büyük bir güç olacak mı? Karantina bitti deseler herkes sokakları dolduracak mı bir anda? Ya da temkinli, fazla sınırlı ve tedirgin günlerin başında mıyız? Çocuklarımıza kimlik numaranı kimseye söyleme derken arkadaşına sakın dokunma, silgisini kullanırsan elini dezenfekte et öğüdünü mü vereceğiz? Önce insanlara sonra mekanlara şimdi de eşyaya dair korkularımız var. Tüm bu korkuların yolu Allah’a çıkacak mı?

O’NA SECDE ETMELİYİZ

Dijital dünya, instagram anneleri, youtube hocaları, pinterest hobileri, twitter fenomenleri hepimizi fazlaca yordu. Salgın süresinde de evdesin ve üret baskısını yaşadık aslında. Evdesin ekmek yap, olmadı kazak ör, olmadı netflix izle… Çocuklarla etkinlik, market çantalarını yıkama, yeni yemekler deneme… İnsan bir salgın karşısında kendini korur oysa. Biz daha çok tüketmek için üretmeye zorladık kendimizi. Hayatı sadeleştirmek yerine detayı arttırdı. Hayat hikayelerimiz küçük birer detayken bir anda dünyanın merkezine koyduk kendimizi. Dünyanın geri dönüş bileti yok. Çıktığımız bütün yolların menzili Allah. Başımızdan geçen her şey dünyanın büyük hikayesinin yalnızca küçük bir noktası. Dünyaya değil yaratana secde etmeliyiz. Karantina günlerinde evimizden Allah’a bir pencere açmalı ve orada hayatı temize çekmeliyiz. Bir nefeste bahşedilmiş bütün nefeslerin hesaplaşmasını yapmalıyız belki de. Dünyanın geri dönüş bileti yok. Dijital hayatlardan kendi hayatımıza daha fazla geç kalmadan taşınmalıyız.

Bu yazı toplam 2236 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.