PİYASALAR

  • BIST 1001.4410.91%
  • ALTIN485.4490.45%
  • DOLAR8.223-0.81%
  • EURO9.983-0.1%
  • STERLİN11.5270.19%
  1. YAZARLAR

  2. Handan Özduygu

  3. Bir ikindi sessizliği ve serinliği...
Handan Özduygu

Handan Özduygu

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir ikindi sessizliği ve serinliği...

A+A-

Günün ilk telaşı koşuşturması geçmiş, yapılacak işler bitmiş, akşama kavuşmadan evvel, kimi zaman bir rehavet zamanıdır ikindi. Ama çabuk geçer, ömürlerimiz gibi, böyle tanımlanmış hikemiyatta, ikindi ile akşam arası kadardır ömürlerimiz.

Siz okurken, ister, ağaç altında bir şezlongda, ister denize karşı  küfül küfül esen bir bahçede olun, ben resimde gördüğünüz İstanbul’un eski semtlerindeki türbelerden birine çıkan bir yokuşta, bir ikindi sessizliği ve serinliğinde size yazdım bu yazıyı...

Birlikte nice yıllar geçirmiş, birlikte nice yollar yürümüş bir dostla söyleşir, dertleşir gibi döküldü cümleler dilimden. Sanki çok eski tanışıyormuşuzda, bir birimizin her halini biliyormuşuzuz gibi...

 Nasıl bilmeyelim ki, neticede Sadi’nin dediği gibi “İnsan, bir damla kan, bin endişe” değil miyiz? Bu tarife itiraz edenimiz yok, cümleten ittifak halindeyiz.  Endişelerimizle birlikte yaşıyoruz ister istemez de, önemli olan endişe edilmesi gerekenlerle, boş işleri karıştırmayalım birbirine.


Böyle yokuşlar nedense ben de bir hüzün bir kaygı oluşturur. NFK nın “Benimse alın yazım hep yokuşlarda susamak” mısrasıyla büyüdüğümüz için olabilir mi?

Üstadın Sakarya Türküsü, şiirinden:

İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya,
Bir yanda akan benim obur yanda Sakarya 
Su iner yokuslardan hep basamak basamak 
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.…

Farkında mısınız, artık ne NFK gibi üstadlar ne de onun gibi şiirleri toplumun diline adeta pelesenk olmuş şiirler var? 

İrtica geliyor, şeriat geliyor diye korkular salıp, alim-hoca kisvesi altında insanlar üzerinden dini deforme ederek, manadan duygudan ve hikemiyattan, öyle bir uzaklaşıldı ki, alternatifsiz sunulan seküler-dünyevi hayat tarzıyla, yoz, yüzeysel derinlikli düşünemeyen insanlar haline geldik maalesef.

Laf lafı açıyor, bir ikindi vakti, İstanbul’un yokuşlarından birinde “benimse alın yazım hep yokuşlarda susamak” deyince Beled Suresi/11 “felaktahamel akabeh - fakat o zor yokuşu aşamadı” ayetini anmadan geçmek olmaz tabi...

Hayat yolculuğu insanın aşamadığı bir yokuşa benzetilmiş. Bir önceki ayeti kerimede “onu iki yola ulaştırırız” derken, her an karşımıza çıkan, hidayet ve dalalet yol ayrımlarına işaret edilmiş, zor bir yokuşta olduğumuza dikkat çekilmiş. “Felaktahamel akabeh” ifadesi çok manalar ihtiva etmekle birlikte, yokuşun zorluğu ile nefse ağır gelen zorluklar kasd edilmiş.

İmam Rabbani, “Bakmasını bilirseniz alemdeki her zerre sizi Allah’a götüren sultani bir yol olur!..”der. İkindi vakti ve yokuş metaforu bir araya gelince neler döküldü gönülden. İnsanın serüveninin özeti gibi oldu ister istemez. İkindi  vakti için, günün sonu, devir teslimi gibi benzetmeler yapılır, yine İbn Arabi,

"İkindi namazının yok bir benzeri
Çünkü sevgiliye tam kavuşmadır o
Devri olan  işin tam ortasıdır o"

Diye başlamış bir şiirine. Tam da devrimizi tamamlamaya yaklaşmışken bu tarafta teknoloji ile yürüyen merdivenler, yürüyen yollar, biraz daha geniş düşünürseniz hatta uçaklar, zahiri alemde, ben ona sanal alem diyorum, bize sunulan kolay güzel nefse hoş gelen şeylerle yokuşlarımız neredeyse düzleştirilmiş, lakin hakikat noktasından baktığımızda Beled Suresinde bahsedilen yokuşumuz, sanki daha bir sarp ve dik hale gelmiş gibi. Oysa biz, ne kadar kırılgan narin ve aciz varlıklarız, yokuş kim, biz kimiz?.. Geride bıraktığımız rahmet ayı Ramazan-ı Şerif’ten sonra, içinde bulunduğumuz hac ayının bereketi, nefse zor gelen zorlukları düzlemenin tam da zamanı gibi...

 İstanbul’un, bize hayatı ve hakikati anlatan bu türbe yokuşları iyi ki var, neler söyledi bize. “Ve dahi divan, bizim gönlümüzde kurulur diyen büyükler görmüş bu gökkubbe...”

 İstanbul ve gökkubbe hasret şimdi, divan, gönlünde kurulan gönüllere...

Bu yazı toplam 4087 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.