PİYASALAR

  • BIST 100100.237-0.1%
  • ALTIN280.081.64%
  • DOLAR5.7340.63%
  • EURO6.3130.2%
  • STERLİN7.142-0.28%
  1. YAZARLAR

  2. Gülay Kurt

  3. Abdülhamid'in İstanbul'u
Gülay Kurt

Gülay Kurt

Öğretim Görevlisi Yüksek Mimar
Yazarın Tüm Yazıları >

Abdülhamid'in İstanbul'u

A+A-

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına damgasını vuran II. Abdülhamid’in sanata ve zanaata olan ilgisi ve uygulamaları Osmanlı kültür hazinesine büyük katkılar sağlamış olup, döneminde yapmış olduğu eserlerin çoğu hala ayaktadır. Bir kesimin maalesef ‘istibdat’ dediği dönemde çağı yakalama arzusu ve yenilikleri destekleyen tutumuyla birlikte tüm sanat dallarında büyük gelişmeler yaşanmıştır. Mesela çok az kimsenin bildiği devletin idare merkezi olan Yıldız Sarayı’nın içerisine tiyatro sahnesi kurdurtmuş ve çeşitli oyunlar sahnelenmiştir. Marangoz atölyesi yaptırması, resim sanatını geliştirmesi, Klasik Batı Müziği’ne de büyük ilgi duyup müzik salonu yaptırması Yıldız Sarayı’nı adeta bir sanat galerisine döndürmüştür. 

FOTOĞRAFÇILIK ONUN ZAMANINDA ZİRVEDEYDİ 

II. Abdülhamit’in bir başka desteklediği alan ise fotoğrafçılık sanatıdır. Fotoğrafla o dönem tanışan Osmanlı Sarayı, dünyanın en büyük fotoğraf koleksiyonlarının yer aldığı bir merkez haline gelir. Bu büyük koleksiyon Osmanlı toprakları başta olmak üzere neredeyse tüm dünyayı kapsayacak bir içeriğe sahiptir. 

Tarihçilerin önemli bir kısmı, II. Abdülhamid’in taşradan veya merkeze uzak vilayetlerden gönderilmesini istediği fotoğraflar sayesinde toprakların durumunu, ahalinin vaziyetini takip ettiği ve politikalarını da bunlara göre belirlediği söyleniyor.  

Bugün dahi İstanbul’un eski fotoğraflarının çoğunu, bu koleksiyon sayesinde tespit ederek, yapıların eski halini saptama, restitüsyon projelerini hazırlama (Orijinal halini mimari olarak çizme) imkanına sahip oluyoruz.  Özellikle Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Encümen Arşivi gibi kurumlarda bu fotoğraflar özenle saklanmaktadır. Zira İstanbul’un tarihi mekânlarına ait restorasyon projelerinde belge bulmak için bu koleksiyon büyük bir kaynaktır. 33 yıl tahtta kalmış olan II. Abdülhamit yapı ve kurumlar açısından da birçok ilke imza atmıştır. 

EĞİTİME ÖZEL İLGİ 

II. Abdülhamid, ülkenin imarıyla eğitim ve öğretim müesseselerinin tüm vatan sathında yayılabilmesini sağlayabilmek için çalışmıştır. İmparatorluğun çeşitli yerlerine rüştiye (Orta okul), idadiler (Liseler) açtırıp, Darülfünun (Üniversite) tesis ettirmiştir. Ülke genelinde vakıf kütüphanelerini içerikleriyle tespit eden özel kataloglar yaptırmış, böylece öğrencilere geniş kolaylıklar sağlanmıştır. II. Abdülhamid’in tüm vatana hizmetleri çok olsa da burada sadece İstanbul’da yapılan kurumları anlatmaya çalışacağım.

Yüksek Öğretim Kurumları

Mühendislik, mimarlık, alanlarında ilk sayılan okullar bu dönemde yapılmıştır.

Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fakültesi)

Mekteb-i Hukuk (Hukuk Fakültesi) 

Darülfünun (Fen ve Edebiyat Fakültelerinden oluşan Üniversite)  

Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi)   

Hendese-i Mülkiye (Mühendislik Fakültesi)   

Maliye Mektebi, Ticaret Mektebi 

Halkalı Ziraat Mekteb-i Alisi (Ziraat Fakültesi bugünkü İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi) 

Maden Arama Mektebi,  

66 adet Rum Mektebi, 45 adet Ermeni Mektebi, 34 adet Musevi Mektebi, 9 Katolik Mektebi, 11 adet Protestan Mektebi

TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ KURUMLARI 

II. Abdülhamid, modernleşmeye son derece önem verdi ve bu bağlamda birçok eseri Osmanlı halkının hizmetine sundu. İşte o eserlerden bazıları...

Müze-i Hümayun

 Müze-i Hümayun (Devlet Müzesi) Arkeoloji Müzesi Türkiye’nin ilk müzesi olma özelliği taşımaktadır.

 

Darülaceze

 Darülaceze, yaşlılar ve kimsesizler için bakımevi, çeşitli milletlerden ve dinlerden gelen sakinler için ayrıca ibadethanler dahi tesis edilmiştir.

Sanayi Nefise Mektebi

Sanayi Nefise Mektebi Bugünkü” Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi” MSGSÜ.

Mekteb-i Fünun-i Harbiye

Mekteb-i Fünun-i Harbiye bugünkü “Kuleli Askerî Lisesi”dir. Kuleler, daha sonra 1969 yılında kuleler inşa edilir. 

Mekteb-i Sultani

Mekteb-i Sultani, bugünkü “Galatasaray Lisesi”dir, kapısındaki kitabede hala tuğra bulunur.   

Mekteb-i Tıbbiye,                               

Mekteb-i Tıbbiye, bugün “Sağlık Bilimleri Üniversitesi” olan yapı yaklaşık 80.000 metrekarelik bir arsaya inşa edilmiştir. Tıp eğitimi vermek üzere Sultan II. Abdülhamid Han tarafından yaptırılan ilk tıp okuludur. Yapımına 1894’te başlanmış ve 1903 yılında tamamlanmıştır. Binanın açılışı ise Sultan II. Abdülhamid’in doğum günü olan 6 Kasım 1903 Cuma günü gerçekleştirilmiştir.

Mekteb-i Fünun-i Harbiye, 

Hendese-i Mülkiye Mektebi, Mekteb-i Sanayi, Mühendishane-i Berri Humayun

Mühendishane-i Berri Humayun,1877-78 Osmanlı-Rus savaşından sonra, Türk olmayan milletlerin Osmanlı İmparatorluğundan ayrılması üzerine, II. Abdülhamid Türklerin yetişmesine bilhassa önem vererek çeşitli yüksek okullar açtırdı. Bu arada Hendese-i Mülkiye Mektebini kurarken, bu sivil mühendislik okulunun askerî idareye bağlanmasını sağladı ve okulun kuruluşunda devletin her türlü fedakârlık yaparak ülkeye gerekli sivil teknik elemanın yetişmesini sağlamaya çalıştı. Bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi’nin temelleri de bu dönemde atılmıştı.

Hendese-i Mülkiye Mektebi için Halıcıoğlu’nda yaptırılan ve 1884’te hizmete alınan bina, günümüzde Boğaziçi Köprüsü’nden geçen İstanbul Çevre Yolu üzerindeki Haliç köprüsünün alt tarafında, Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi’nin Haliç Yerleşkesi içindedir.

Sirkeci Garı

Sirkeci Garı, İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı Sirkeci Gar’ının temeli 11 Şubat 1888 günü büyük bir törenle atıldı. 03 Kasım 1890’da hizmete açılan görkemli gar binasının mimarı Alman mimar ve mühendis A.Jasmund’dur. Berlin Üniversitesi mezunu olan Jasmund şark mimarisi konusunda incelemeler yapmak üzere İstanbul’a gelmiş, Sultan II.Abdülhamit’in güvenini kazanarak sarayın danışman mimarı olmuştur.

Halkalı Ziraat Mektebi

Halkalı Ziraat Mektebi, bugün “İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi” olarak hizmet vermeye devam ediyor.

Şişli Etfal Hastanesi

İstanbul’umuzun en tanınmış hastanelerinden biri Şişli Etfal Hastanesi’dir. II. Abdülhamit çok sevdiği kızı Hatice Sultan hastadır. Hekimbaşı çağrılır ve Dr. İbrahim Bey Sultan’ın bir günlük bir ömrü kaldığını söyler. Hatice Sultan halk arasında ‘Kuşpalazı’ bilimsel adıyla difteri denen solunum yolu hastalığından gün içinde hayatını kaybeder. Acılı Padişah kızı adına hayrat yaptırmak istemektedir. O zamanlar cami, çeşme, aşevi yaptırmak âdettendir. Fakat Padişah II. Abdülhamit Hatice Sultan adına bir çocuk hastanesi yaptırmanın camiden daha büyük sevap getireceğini inanmıştır. O zamana kadar Osmanlı Devleti’nde çocuklar için bir hastane yoktur. Padişah hayrat olsun diye bu hastaneyi yaptırmıştır. Ayrıca ilk kalorifer sistemi bu hastanede uygulanmıştır.

Sayılmayacak kadar çok olan eserlerden bazılarını anlatmaya çalıştığım ve bu yazıya sığmayacak derecede bir imar, kültür ve ekonomik hareketlenmeyi sağlayan II. Abdülhamid unutulmayacaktır. 

Kaynaklar: https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/sultan-abdulhamidin-eserleri/5, Ulusal Tez Merkezi, Esenler Belediyesi Sergi Kataloğu 2018

Bu yazı toplam 5152 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.