PİYASALAR

  • BIST 100100.237-0.1%
  • ALTIN280.081.64%
  • DOLAR5.7340.63%
  • EURO6.3130.2%
  • STERLİN7.1650.04%
  1. HABERLER

  2. MAGAZİN

  3. Diriliş Ertuğrul karakteri Albastı kimdir? Albastı ne demek?
Diriliş Ertuğrul karakteri Albastı kimdir? Albastı ne demek?

Diriliş Ertuğrul karakteri Albastı kimdir? Albastı ne demek?

İzleyici tarafından büyük beğeni toplayan Diriliş Ertuğrul dizinin karakterleri merak edilmeye devam ediyor. Bu karakterlerden biri olan Albastı'nın gerçek hayatı ile ilgili bilgiler son zamanlarda sıkça sorgulanıyor. İşte Aybastı karakteri ile ilgili merak edilenler.

A+A-

albastı ile ilgili görsel sonucu

Diriliş Ertuğrul'da yer alan Asbastı karakteri tarihte yer almamaktadır. Aybastı mitilojide kötü yapılı yaratıktır ve özellikle yeni doğum yapmış kadınlara musallat olduğu ile bilinir. Aybastı karakteri Diriliş Ertuğrul'da, ismi ile nam salan ve korku uyandıran biridir. Umutbeylerin yeni beyi olan Aybastı, Selçuklu devletinin Emir'i Bahattine'e çalışır.

ALBASTI NE DEMEK?

Albastı bir varlığın adından daha ziyade, neden olduğu hastalığı ifade eder. Alvastı veya Alpastı da denir. Sibiryada Albasta olarak da bilinir. Albasmak (bazı Türk dillerinde Alvasmak, Alpasmak) fiili ile de kullanılır. Bu fiil Albastı olmak anlamına gelir. Albastı olan kişiye Albıstar adı verilir. Boğucu sıkıntı. Sara hastalığı. Lohusahumması denilen ve yüksek ateşle ortaya çıkan, temizliğe dikkat edilmediği için meydana gelen hastalık. Bunlara bağlı baygınlık. Bir çeşit korku halidir. Gebe kadın kan kaybetmeye başladığında değişik varlıklar görmeye başlar. En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir. Bunun sonucunda bazen bayılır. Alkarısı o esnada göğsüne dizleriyle çökerek soluğunu keser. Hatta ölüme bile neden olabilir.

Gebe kadın yiyemez, içemez, nefesi daralır. Bu durumdan kurtulması için “Al Ocağı”na götürülür. Bu yer genelde kutlu bir mekandır ve bir evliya mezarıdır. “Kulbastı” biçimiyle de Adıge diline geçmiştir. Albastı ve Kulbastı ayrıca isimleri farsça kökenli olan Aleybanı (Alyabani) ve Kuleybanı (Gulyabani) adlı varlıkları da akla getirmektedir. Aleybanı, Albastı'nın Fars kültürüyle etkileşiminin bir ürünüdür. Aynı şekilde Gulyabani de, Kulbastı (Gulbastı)'nın bir yansımasıdır. Ayrıca Udmurt ve Mari dillerinde de Alvasta ve Alvastı olarak yer almaktadır. Al Ana ile de bağlantılı görünmektedir.

 

İlbilge Hatun ile ilgili görsel sonucu

İBİLGE HATUN KİMDİR?

Tarihte İlbilge Hatun, Göktürk Devleti döneminde yaşamıştır. Göktürk Devleti'nin Türk Kağanı Bilge Kağan’ın annesidir. Eşi Göktürk Devleti'ni yeniden kuran İlteriş Kutlug Kağan’dır. Türklerin devlet anlayışı ile yönetimi, kültürel öğeleri, komşuları ile soydaşlarıyla olan ilişkileri ve sosyal yaşantısıyla ilgili önemli bilgiler içeren Orhun Kitabeleri'nde İlteris Kagan'in en büyük destek ve yardımcılarından birinin esi İlbilge Hatun olduğu belirtilmektedir. İlbilge Hatun’un torunları Yollıg Tigin, Bilge Kutluk Tengri Kağan’dır.

İLBİLGE HATUN'U CANLANDIRAN HANDE SORAL KİMDİR?

2 şubat 1987 yılında Bursa'nın İnegöl ilçesinde dünyaya geldi. Bensu ve Betirhan adından ikiz kardeşleri var ve Soral gibi oyunculuk yapıyorlar. İlkokul ve ortaokulu Bursa'da bitirdi. Lise öğrenimini yine Bursa'da olan İnegöl Turgut Alp Anadolu Lisesi'nde tamamladı. Üniversite öğrenimi için İstanbul'a geldi ve Bilgi Üniversite'sinin Psikoloji bölümünde eğitimini tamamladı.

2008 yılında Soral'ın 'Komedi Dükkanı' adlı programı izlemeye gitmesi ile tüm hayatı değişti. Tolga Çevik'in oynadığı Fırat Parlak'ın yönetmenlik yaptığı 'Komedi Dükkanı' adlı programa Çevik, Soral'ı misafir olarak sahneye çıkardı.
Yönetmen Parlak, Soral'ın performansını beğendi ve ona oyuncu olayı teklif etti. Bu teklif üzerine Soral'ın tüm hayat çizgisi değişti ve oyunculuğa yöneldi.

Ünlü oyuncu İsmail Demirci ile evlidir.

Hande Soral'ın kendi ağzından hayatı;

Madem oyuncu olacağım, o zaman psikoloji seçeyim bari işime yarasın diye düşündüm. 9 tercihim vardı, hepsi psikolojiydi diye başlıyor kariyer yolculuğunu anlatmaya Hande Soral.

Bu 9 tercih arasından ODTÜ’ye girecekken, babasının “Kızım sen oyuncu olmayacak mısın? Ne yapacaksın Ankara’da?” diyerek haklı yönlendirmesiyle son anda tercihini değiştiriyor ve Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümüne giriyor: “Babam bu aklı vermemiş olsaydı oyuncu falan olamazdım ben.”

Ünlü olmayı daha o yıllarda kafasına koyuyor ve hayali, seyirci olarak gittiği “Komedi Dükkanı”nda sahneye çıkmasıyla değişiyor: “Arkadaşımla Starbucks’da kahve içiyoruz, bana peçete imzalattı ‘ünlü olacağım’ diye. Hâlâ duruyor. Bu kadar inançla gittim programa, neye güvendim bilmiyorum. Birini istediler, elimi kaldırdım ve sahneye çıktım.”

Artık ünlü biri olduğunu ise “Küçük Kadınlar” dizisi yayınlanmaya başladığında anlıyor: “19 yaşındayım. Ajansla tanışmaya gidiyorum diye topuklu çizmelerimi giydim, kırmızı rujumu sürdüm, saçımı toplattım. Meğer beni ‘Küçük Kadınlar’ dizisinin casting’i için çağırmışlar. O halimle tam bir küçük kadındım. Ama beni düşündükleri rol sokakta top oynayan kızmış. İki gün sonra yırtık jean’le, makyajsız gittim. Bu sefer oldu. Dizi 1.5 ay sonra yayınlandı. Sokağa çıktım, herkes fotoğrafımı çekiyor. O zaman anladım ne olduğunu.”

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.