PİYASALAR

  • BIST 1001.121.54%
  • ALTIN459.788-0.38%
  • DOLAR7.611-0.75%
  • EURO8.877-0.9%
  • STERLİN9.734-0.72%
  1. HABERLER

  2. Cumhurbaşkanlığı sistemi
Cumhurbaşkanlığı sistemi

Cumhurbaşkanlığı sistemi

A+A-
Cumartesi günü İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı tarafından, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla "Cumhurbaşkanlığı Sistemi" Sempozyumu yapıldı.
SETA, AK Parti döneminde Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda gerçekleştirdiği dönüşümü rapor, analiz, perspektif gibi yayınlarıyla ve sempozyum, kongre, çalıştay gibi organizasyonlarla resmini çekti. AK Parti döneminin en etkili tanıklarından birisi oldu SETA.

Şimdi de, Türkiye'nin hükümet sistemi değişimi için referandum sürecinin arifesindeyiz. Tam da bu noktada, yani referanduma sunulacak anayasa değişikliklerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylamasının hemen akabinde SETA'nın düzenlemiş olduğu Cumhurbaşkanlığı Sempozyumu, 16 Nisan'a kadar "Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nin içeriğinde ne olduğu, ne gibi değişimleri başlatacağının tartışılacağı sürecini de başlattı.
Basit bir değişimden söz etmiyoruz. Türkiye ilk kez, sivil bir anayasa yapıyor. Yani, tek söz hakkının milletin iradesinde olan bir süreç. Dolayısıyla, uzun yıllar seçilmiş hükümetlere rağmen siyaseti, ekonomiyi istediği gibi şekillendiren vesayet, manevra gücünü tamamen kaybedecek.
Ayrıca, ülke yönetiminde çift başlılığın da önüne geçilecek. Mevcut durumda sorun yaşanmamasının sebebi sistem değil, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın uyumu. Tabi bir de, fiili olarak kabul edilen bir süreç resmileşecek. Yani, 2007 yılında halk tarafından seçilerek bir nevi ülke yönetiminin teslim edildiği Cumhurbaşkanlığı, resmi bir kimliğe ve sisteme dönüşecek.
16 Nisan'daki referanduma kadar, "evet" ve "hayır" arasında sıkışıp kalmaması gereken, oldukça önemli bir değişimden söz ediyoruz. Bu yüzden, Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve sosyal kazanımlarının neler olacağı anlaşır ve açık bir ifadeyle anlatılmalı.

Hükümet sistemi değişikliğinin Türkiye'nin hedeflerine nasıl bir katkı yapacağı, bu sisteme neden ihtiyacımız olduğu somut örneklerle açıklanmalı.

Cumartesi gerçekleşen sempozyum, sistemin tüm yönleriyle açıklanması için oldukça iyi bir platform sağladı. Önümüzdeki 2 aylık süreçte de bu tür platformlara ihtiyaç var.

DOĞALGAZ DEPOLAMASI VE TÜRKİYE

Cumhurbaşkanlığı Sistemi'yle birlikte Türkiye'nin büyük bir ivme kazanacağı alanların başında ekonomi ve dolayısıyla enerji geliyor. Türkiye'nin enerjide öne çıkmasının engellendiğini geçmişte defalarca tecrübe ettik. Siyasi istikrarın olmasına rağmen, defalarca enerji politikalarının kesintiye uğratılması için müdahalelerde bulunuldu.
Ancak, tüm bu müdahalelere rağmen, enerjide ezber bozan hamleler yapıldı. Türkiye, farklı ülkelerden doğalgazın satın alınması ve taşınması için yeni boru hatları projelerine öncülük ederken, aynı zamanda ülkeye gelecek doğalgazın depolanması için de önemli adımlar atıyor.

Çünkü, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP), Türk Akımı ve LNG'nin spot piyasalardan alınmaya başlanması gibi ileri tarihli projelerle birlikte ülkeye giren doğalgaz miktarının artışı, söz konusu doğalgaz fazlasının depolanmasını zorunlu kılacak.

Bu nedenle, boru hatları ile gelen doğalgaz depolama tesisinin yeterli olmaması sonucunda, geçen hafta Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama tesisi hizmete açıldı. Depolama için çok önemli bir adım bu.
LNG için mevcut durumda Marmara Ereğli LNG terminali ve Ege Gaz Aliağa LNG Terminali var. Ancak, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi için yeterli değil bu terminaller. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın doğalgaz depolama konusuna verdiği önem, bu alandaki yatırımların devam edeceğini gösteriyor.
Yine yüzen LNG terminalinin (FSRU) hizmete alınması, bu alanda Türkiye'yi rahatlatacak ve enerjide gücünü artıracak stratejik bir adım.

Doğalgaz depolaması sayesinde bir tek ülkeye olan yüksek oranda bağımlılık azaltılırken, enerji arz güvenliliğinin sağlanması, mevsimsel tüketim farklılıkları ve gaz arzında yaşanabilecek teknik aksaklıkların giderilmesi daha kolay olacaktır.
Yüksek oranda bağımlılığımız olan enerji alanındaki bu stratejik uygulamaların, yalnızca ekonomik bir anlamı yok. Türkiye'nin enerjide merkez ülke olması, diplomatik ilişkilerde belirleyici bir etken.
Üstelik bu etki, sadece Türkiye'yi değil, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgenin siyasi ve ekonomik değişkenlerini de kapsıyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.