PİYASALAR

  • BIST 1001.4610.27%
  • ALTIN506.251-1.57%
  • DOLAR8.366-0.6%
  • EURO10.121-1.23%
  • STERLİN11.833-0.95%
  1. HABERLER

  2. Anayasa değişikliği teklifinde yargı tartışmaları
Anayasa değişikliği teklifinde yargı tartışmaları

Anayasa değişikliği teklifinde yargı tartışmaları

A+A-

Türkiye'yi parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine taşıyacak anayasa değişikliği paketinin en çok tartışılan kısımlarından biri yargı alanındaki değişikliklere dair. Adındaki 'yüksek' ifadesi çıkarılarak yeni anayasada "Hakimler ve Savcılar Kurulu" olarak adlandırılacak olan "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu" (HSYK)'ya ilişkin değişiklikler ise tartışmanın merkezine oturuyor. Mevcut anayasada toplam üye sayısı 22 olan HSYK'ya dört üye Cumhurbaşkanı tarafından atanırken, 16 üye de meslektaşları arasından seçiliyor. Adalet Bakanı ve müsteşarı ise doğal üye olarak bu kurulda yer alıyor. Değişiklikle beraber Cumhurbaşkanı yine kurula dört üye atıyor olacak, yine Adalet Bakanı ve müsteşarı kurulun doğal üyesi olacak, ancak sayısı 13'e düşürülen üyelerin kalan yedisini Meclis atayacak. Askeri mahkemelerin lağvedilmesiyle Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek idare Mahkemesi'nden gönderilen birer üyenin artık olmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) üye sayısının 17'den 15'e düşmesi dışında bir değişiklik gerçekleşmiyor.

HSYK meselesinin tartışılması bizde yeni değil; bu da şaşırılacak bir şey değil; zira eski bürokratik vesayetin de paralel devlet yapılanmasının da HSYK'yı elde tutmak ve ele geçirmek için yapmayacağı şey olmadığına çok kereler şahit olduk. Muhalefetin bugünkü iddiaları da anayasa değişikliği neticesinde, yargıda bağımsızlığın yok olacağı, HSYK'nın Cumhurbaşkanı'nın kontrolüne geçeceği yönünde. Tartışmalar, demokrasiden uzaklaşma ithamlarıyla başlıyor, kuvvetler ayrılığının bitmesiyle devam ediyor ve "Batılı demokrasilerde böyle mi canım?" diye devam ediyor. Bir diğer eleştiri de HSYK'da aktif hakim ve savcıların dışında öğretim üyeleri ve avukatların üye olmaması gerektiği yönünde.
Pusula maalesef her daim Batı'yı gösteriyor ya, o zaman dönüp bir bakalım orada bu işler nasıl oluyor?

Önce Avrupa... İsveç'te HSYK'nın yerini tutan Hakim Atamaları Kurumu 11 üyeden oluşuyor ve tüm üyeleri hükümet tarafından atanıyor. Bu kurul dört hakim üye, iki parlamenter üye, bir avukat üye, iki sendika temsilcisi ve bir valilik temsilcisinden oluşuyor. Danimarka'da da bu kurulun hakimler dahil tüm üyeleri hükümet tarafından atanıyor. Fransa'da HSYK 18 üyeden oluşurken, meslektaşları tarafından seçilen altı hakim ve altı savcı ile Danıştay tarafından da seçilen bir Danıştay üyesi kurulda yer alıyor. Yasama, yürütme ve yargı organlarına mensup olmayan ve Cumhurbaşkanı, Senato Başkanı ve Meclis Başkanı tarafından seçilen üç üyeninse 'seçkin vatandaş' olması gerekiyor. Ancak bununla da kalmıyor; kurulun başkanlığını Cumhurbaşkanı'nın kendisi, yardımcılığını ise Adalet Bakanı yapıyor. Yine İtalya'da da, HSYK'nın yargıç, savcı, avukat ve üniversite profesörlerinden oluşan üyelerinin bir kısmı meslektaşları bir kısmı parlamento tarafından seçiliyor olsa da, kurulun başkanlığını İtalya Devlet Başkanı yapıyor.

Hollanda'da kurul beş üyeden oluşuyor. Tüm üyeler Adalet Bakanı'nın önerisi ile, çok ilginç olacak ama, Kral tarafından atanıyor. Bu üyelerin üçü hakimken, ikisi iktisat, işletme vb okullardan mezun olan yönetici üyeler olmak zorunda. Yine İspanya'da da 12'si hakim, 8'i avukat veya hukukçu olan ve tamamı parlamento tarafından önerilen tüm üyeler Kral tarafından atanıyor.

İngiltere'de ise HSYK benzeri bir kurum yok, ancak Lordlar Kamarası ve Temyiz Mahkemesi hakimleri, Adalet Bakanı'nın uygun görüşü ve Başbakan'ın tavsiyesi üzerine, Kraliçe tarafından atanıyor. Yine Yüksek Mahkeme Hakimleri de Adalet Bakanı'nın tavsiyesi ile Kraliçe tarafından atanırken, il mahkemeleri, kraliyet mahkemeleri ve sulh mahkemelerinin hakimlerinin tamamı Adalet Bakanı tarafından atanıyor.
Almanya'da da HSYK benzeri bir kurum yok. Federal Anayasa Mahkemesi'nin üyelerinin sekizini Federal Meclis, sekizini Federal Konsey seçiyor.
Gelelim ABD'ye... Federal yargı sisteminin başı olarak kurulan Yüksek Mahkeme ve daha alt düzeydeki federal mahkeme atamalarının tamamı Senato'nun önerisi ve onayı ile ABD Başkanı tarafından yapılıyor. Yani Senato'daki çoğunluğun ve Başkan'ın hangi partiye mensup olduğu burada da önem arz ediyor. ABD federatif bir yapı olduğu için federatif düzlemin yanı sıra bir de eyaletler düzleminde işleyen bir yargı sistemi var. Eyaletlerde ise farklılık gösteren seçim sistemleri var.

Bazı eyaletlerde yargıçlar seçimle göreve gelirken bazılarında da atanma yoluyla geliyor. 20 eyalette yargıçlar seçimle göreve gelirken bunların sekizinde yargıçlar partili seçim kampanyaları yürütüyor. Yanlış duymadınız, yargıçlar partiler tarafından öneriliyor ve kazanırlarsa yargıç olabiliyorlar. Alabama, Illinois, Louisiana, Pensilvanya, New Mexico, Tennessee, Texas ve Batı Virginia yargıçların partili seçimler aracılığıyla seçildiği eyaletler. Ohio'da ise ön seçimler partili gerçekleşiyor, ardından partisiz bir genel seçim yapılıyor. Seçimli sistemlerde yargıç olmak isteyen adaylar bir politikacı gibi seçim kampanyası yürütüyor; bu da yüksek bir finansman, parti desteği, kamuoyu popülaritesi vs gerektiriyor. Dokuz eyalette temyiz mahkemelerinde de yargıçlar göreve partili seçimlerle geliyor. Hakimlerin bağımsız adaylar olarak seçimlere girdiği eyaletlerde ise, oy pusulasında herhangi bir parti amblemi yer almıyor. Ancak bu sistem şeffaflıktan uzak olması nedeniyle sıkça eleştiriliyor. Çünkü herkes biliyor ki, siyasi partiler, adaylarını üstü kapalı olarak destekliyor ve seçmen kimin kimi desteklediğini bilmek istiyor. Bu yüzden Ohio'da partisiz genel seçim sürecinde uygulanan hakimlerin hangi partiye bağlı ya da yakın olduklarını açıklama yasağı kaldırılmış durumda. Öte yandan, yargıçların atanma yoluyla göreve geldikleri eyaletlerde ise atama eyalet valileri tarafından yapılıyor. ABD'de eyalet valileri, eyaletlerdeki yürütme organı olan hükümetin başı olarak siyasi seçimlerle göreve geliyor.

Bu gerçekleri söylediğinizde, muhalefet edenler iki cevap veriyor. Ya, "Aa öyle mi? Hiç duymamıştım," diyorlar, ya da "Ama orası batı, kurulmuş bir düzen var," diyorlar. Yani sıkça eleştirdiğimiz Batı'nın derin kurulu düzenini demokrasiye yeğlediklerini itiraf ediyorlar. Eh bu da bir şeydir.

YENİ ŞAFAK
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.