PİYASALAR

  • BIST 1001.121-0.27%
  • ALTIN470.7582.62%
  • DOLAR7.8152.21%
  • EURO9.1222.67%
  • STERLİN10.112.82%
  1. HABERLER

  2. 2050'de nasıl bir Türkiye ekonomisi?
2050'de nasıl bir Türkiye ekonomisi?

2050'de nasıl bir Türkiye ekonomisi?

A+A-
Türkiye'nin 2023 yılı hedeflerini koyması, uzun vadeli bir hedef perspektifi ortaya koyduğu için önemliydi. Ancak, 2023'e 5 yıl kalmışken, hedeflemenin daha geniş bir zaman dilimine yayılması gerek. Yani, ihtiyacımız olan bizi 2030'a taşıyacak, 2050 ekonomisini hazırlayacak bir ekonomik hikâye.
Ekonomi raporlarıyla öne çıkan PwC'nin yeni yayınlamış olduğu çalışmadaki Türkiye için yapılan analizler, 2050 yılında "Nasıl bir ekonomiye sahip olmak istiyoruz?" sorusunun cevabını içeriyor.

2050'DE KÜRESEL EKONOMİK DENGEYİ KİM BELİRLEYECEK?

Bu sorunun cevabı, yalnızca Türkiye ekonomisindeki gelişmeler veya ulusal dinamiklerle ilgili değil tabi ki. Aynı zamanda, küresel ekonomide hangi ülkelerin öne çıkacağı, küresel ekonomik dengeyi hangi faktörlerin belirleyeceğiyle de ilgili.

AB ülkelerinin Avrupa Birliği'nde geleceğinin ne olacağı belirsiz. Avrupa ülkelerinde, yaşlı nüfus, ekonomik büyümedeki durgunluk, özellikle enerjide yüksek oranda dışarıya bağımlılığı ve tabi ki, göçmen ve mültecilerin fırsat olarak değil de yük olarak görülmesi, ekonomik ve sosyal problemlerin derinleşeceğinin işareti. Tabii bir de, Trump'lı dönemin küresel ekonomik dengeyi nasıl etkileyeceği de önemli.
"2050'de dünya ekonomisinde lider kim olur? veya "2050, hangi ülkelerin yılı olacak?" sorularına cevap olarak, Çin, Hindistan, Endonezya ülkelerinden söz ediliyor. Bu ülkelerin hem ekonomik yapılarının hem de beşeri sermayelerinin, gelecek çeyrek yüzyıla damga vuracakları şimdiden söylenebilir.

Ancak, raporda da ifade edildiği gibi bu ülkelerin yanı sıra, Türkiye, Meksika, Rusya ve Brezilya ülkelerinin, küresel ekonomik dengenin belirleyici aktörleri olacağı bekleniyor. Öyle ki, Türkiye'nin 2050 yılında dünyanın en büyük ekonomilerinden kabul edilen Fransa, Kanada ve İtalya'yı geride bırakarak 11. sıraya yerleşeceği öngörülmekte.
Yalnız bu öngörünün sadece bir öngörü olarak kalmaması ve gerçekleşebilmesi için, bugünden stratejilerin belirlenmesi gerek.

35 YIL SONRASINI PLANLAYAN EKONOMİK HİKÂYE

Türkiye'nin, Çin, Meksika, Endonezya ve Rusya'yla hali hazırda ekonomik işbirlikleri ve ticareti var. Ancak, bu ekonomik ilişkilerinin hem hacminin arttırılması hem de çeşitliliğinin sağlanması gerekiyor.
Yani, 2050'nin başlıca aktörleri olacak ülkeler, şimdiden uzun bir yolu birlikte yürüyeceklerinin farkındalığıyla güçlü bir ekonomik ilişkiyi ve iletişimi başlatmalılar. Bu ülkelerle olan enerji, sanayi ve tarım alanlarındaki işbirliği ve ticaretin niteliği de niceliği de değişmeli.
Tabii bir de Türkiye'nin ulusal düzeyde yapması gerekenler var. Bunların başında da yapısal reformlar geliyor. Enerji bağımlılığı, düşük tasarruf oranı ve ekonomik üretim yapısında teknolojik oranın az olması, başlıca çözüm bekleyen sorunlar. Bu sorunları çözmek, 2050'deki Türkiye ekonomisini kuracak olan hikâyeyi başlatmak demek.
3 sorun da, yani enerji, tasarruf ve üretim için çözümün adresleri belli: Enerji yatırımları, tasarruf artışını destekleyecek veya teşvik edecek uygulamalar ve Ar-Ge yatırımları.

Bugünden yarına sonuç verecek ya da etkisini anında görebileceğimiz çözümler değil bunlar. Ancak hedefimiz, Türkiye ekonomisinin dünyadaki ilk 10 ekonomisinden birisi olması, bölgede ekonomik ve siyasi gücün merkezine yerleşmesi ve küresel ekonomik dengede söz sahibi ülkeler arasına girmesi ise, 35 yıllık bir stratejiye ve bu stratejinin uygulanabilmesi için de sabırlı ve kararlı olmaya ihtiyacımız var.
Türkiye ekonomisinin 2000'li yıllarda yazmış olduğu ekonomik hikâye yarım kalmamalı. Bunun için de Türkiye'nin ekonomi ajandası, uzun soluklu olmalı, kesintiye uğramayacak ve uğratılmayacak şekilde kurgulanmalı ve ekonomiyi çıkarlarına göre dizayn etmek isteyenlerin müdahalelerinden etkilenmemeli.
Tam da bu sebeple, dünya ekonomik ve siyasi güç dengesinin gelişmekte olan ülkelerin lehine geliştiği ve uluslararası kurum ve kuruluşların sorgulandığı bu dönemde, Türkiye kendisine ayak bağı olan sorunlarını çözme konusunda hızlı hareket etmelidir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.