PİYASALAR

  • BIST 100103.4080.09%
  • ALTIN230.1980.05%
  • DOLAR5.463-0.11%
  • EURO6.2160.1%
  • STERLİN7.1860.31%
  1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. 10 YIL ÖNCE/10 YIL SONRA
10 YIL ÖNCE/10 YIL SONRA

10 YIL ÖNCE/10 YIL SONRA

Yıl 2009. İsrail önce havadan vurdu, sonra karadan girdi Gazze’ye. Dünyanın gözü önünde 22 gün bir işgal daha yaşandı. 300’ü çocuk 1400 Filistinli İsrail tarafından öldürüldü. İsrail sivillere karşı orantısız güç kullandı. Hükümet binaları, alt yapı bombalandı. Konut alanlarına beyaz fosfor bombaları attı. Dünya yine seyretti. İşgali evlerimize canlı yayınla verdiler.

A+A-

Turuncu Dergisi / Özel

Domates doğrarken, çocukları uyuturken, ders çalışırken, içimizden ‘kahrolsun İsrail’ derken seyrettik. Derken Davos’ta yüzyılın sahnesi yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan o yıllarda Başbakandı ve Gazze oturumundan önce Şimon Peres’e çıkıştı. Benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz." Başbakan Erdoğan ardından kendisine konuşma izni vermeyen moderatör David Ignatius'a dönerek: "Sana da çok teşekkür ediyorum. Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem, bunu da böyle bilesiniz" dedi. Türk ve Arap medyasında Davos büyük heyecan uyandırdı. ‘One minute’ hafızalara kazındı. Erdoğan Türkiye’de büyük bir coşkuyla karşılandı.

İran da dünyadaki çalkantılı siyasi ortamdan nasibini aldı. 12 Haziran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Seçimi, Ahmedinejad'ın kazandığının açıklanması sonrasında ortalık karıştı. Reform yanlıları, sokaklara döküldü. Güvenlik güçleri müsamahasızdı ve rejim isyanı kanla bastırmaya karar vermişti. Protestolara katılan Nida Sultan'ın vurulma anı kısa sürede reformcuların simgesi haline dönüştü.

Irak’ta da durum pek farklı değildi. İşgalden sonra insanlık ayıbı olan  ABD'nin sözde itibarını zedeleyen Guantanamo'daki esir kampı gündemden düşmedi. ABD Başkanı Obama kampı kapatacağı sözünü vermişti, ama terör zanlısı oldukları iddiasıyla Guantanamo Üssü'nde tutulanların nereye gönderileceği sorun oldu. Günlerce bunu konuştuk.

Afganistan’da halk sandık başına gitt. Taliban, seçimi boykot etme çağırısı yapmış, oy kullanacakları ölümle tehdit etmişti. Seçime katılım oranı çok düşük oldu ve oy kullanan bazı kişilere eziyet edildi. 

Pakistan ise Amerikan ordusunun düzenlediği operasyonlar nedeniyle yılı gergin geçirdi. Amerika, Taliban ve El Kaide'yi hedeflediği iddia edilen insansız uçaklarla düzenlenen saldırılar sivilleri vurdu. Dünyayı piksel piksel gören ABD Pakistan’da sivilleri hiç göremedi. Çatışmalardan kaçanların sayısı 2 milyonu buldu. Pakistan'ın çeşitli yerlerinde düzenlenen intihar saldırılarında yüzlerce kişi öldü.

Kıbrıs sorunu, AB-Türkiye ilişkilerinin de ana eksenini oluşturdu 2009'da. 

İsviçre'de ise çok tartışılan bir referandum yapıldı. Yeni minare inşaatlarının yasaklanması önergesi, sandığa gidenlerden neredeyse yüzde 60'ının oyuyla kabul edildi

Daha önce örneği pek görülmemiş bir vaka da yaşandı 2009'da. 25 Ocak'ta kuş sürüsüne giren "US Airways"e ait Airbus 320'nin pilotu, uçağı, New York'taki Hudson Nehri'ne indirmeyi başardı. 155 yolcu ve mürettebatın tümü kurtuldu. 2009'da dünyayı vuran 7,0 ve üzeri büyüklükteki 14 depremin 5'i Endonezya'daydı. En büyük kayıp, 30 Eylül'de Sumatra Adası açıklarında meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki depremde verildi. Resmi rakamlara göre 1115 kişi öldü. 

Latin Amerika da hareketli geçen bir yılı geride bıraktı. En çok konuşulan olay Honduras'taki askeri darbeydi. Devlet Başkanı Zelaya, ikinci döneminin önünü açan düzenlemeyi referanduma götürmek isteyince iktidarından oldu. Kosta Rika'ya götürülen devrik lider, 21 Eylül'de Honduras'taki Brezilya Büyükelçiliği'nde ortaya çıktı. O günden beridir de orada yaşıyor.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi ise 5 Temmuz'da karıştı. Resmi kanallar hayatını kaybeden Çinlilerden bahsetti. Olaylar tam olarak neden çıktı, Uygurların bölgedeki durumu nasıldı yine bilemedik. Çin’de Uygurlar vardı, ötesini yıllardır aşamadık. 

Kopenhag'da yapılan kritik iklim konferansında ise, 2012'de süresi dolacak Kyoto Protokolü'nün yerini alacak anlaşma metni üzerinde uzlaşma sağlandı ama anlaşmanın bağlayıcı olmaması hayal kırıklığı yarattı. Sonuçta, sanayileşmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere, 2020 yılına kadar 100 milyar dolar aktarmayı taahhüt etti. 

Türkiye’nin 2009 defterinde ise Kürtçe yayın yapan TRT Kürdi’nin yayın hayatına başlaması, aslında neler planladıklarını 15 Temmuz’da anlayacağımız Ergonekon davası gündemde sıkça yer aldı. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, İHA muhabiri İsmail Güneş ve beraberindekiler helikopter kazasının ardından donarak hayatlarını kaybetti. Sır ölümün perde arkası hala aydınlanamadı. Yüksek Hızlı Tren işletmeleri açıldı, günlerce konuşulan Bilge Köyü saldırısı yaşandı, üniversite sınavına girişte katsayı farkını kaldıran ilk büyük adım atıldı. Birinci Roman çalıştayı yapıldı, DTP’li vekiller safını terör örgütü PKK’dan yana tuttu, TEKEL işçileri Ankara’da eylem yaptı.

Geçtiğimiz günlerde bir sosyal medya etkinliği olarak 10 yıl öncenin fotoğraflarını gördük. Hiç düşündünüz mü biri bize 10 yıl öncesini yani 2009 yılını neden hatırlattı? 2009 yılının hafızalara kazınan olaylarını sizler için geriye dönük olarak araştırırken şunu fark ettik dünyada değişen pek bir şey yok. ABD Irak’tan sonra Suriye’ye girdi ve milyonlarca Suriyeli mülteci olmak zorunda kaldı. Milyonlarca sivil hayatını kaybetti. Esed kimyasal silah kullandı fakat BM çoğu kez bunu bile kabul etmedi. Ortadoğu’nun kıymetlisi Şam’daki tarihi eserler, el yazması kitaplar, İslam tarihinin simgeleri göz göre göre yakıldı, yıkıldı. Somali’de, Myanmar’da, Yemen’de insani krizler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Çin’in Müslümanlara zulmü bitmedi. Türkiye 17-25 Aralık’tan 15 Temmuz’a giden süreci yaşadı. FETÖ’nin ihaneti bitmedi. Fakat 15 Temmuz gecesi halk kazandı, milli irade kazandı. Türkiye büyük bir işgal planını yenilgiye uğrattı. ABD Türkiye’de 15 Temmuz’da denediği darbe girişimini birçok ülkede daha uyguladı. Mısır’da meydana gelen olaylar, Müslüman Kardeşlere ve Mursi’ye yapılanlar hafızalarımızda acıyla anılıyor. En son Venezuella’da darbe teşebbüsünde bulundu. Türkiye’yi hala ekonomik olarak zor durumda bırakmaya çalışıyorlar. İçerde ve dışarıda plan üstüne plan yapıyorlar. Sosyal erozyonla toplumun temel taşını yani aileyi sarsacak birçok proje hazırlıyorlar. Peki neden 10 yılı referans aldılar hiç düşündünüz mü?

Son 10 yıldır dünya çok değişti. Kıtalar ötesinden yönetiliyor işgal planları. Sınırlarında tek bir karışıklık olsa yıllarca OHAL ilan edenler, İslam coğrafyasında aklına gelen her projeyi deniyor. 

Tüketim alışkanlıklarımız, bağımlılıklarımız, hassasiyetlerimizin değişmesi son 10 yılda daha da hızlandı. 10 yılın faturasına baktığımızda kapitalizm kazandı. Tüket, daha çok tüket diyen bir nesil yetiştirdik kendi ellerimizle. Çocuklarını adeta proje haline getiren ve onlara köle olan ebeveynler, mükemmel annelik üzerinden milyonları kazanan kadınlar, kendi iç fırtınalarına boğulmuş ve başkalarının dertlere kapısını kapatmış insanlar 10 yılda çoğaldı. Psikolojik hastalıklar da 10 yılda artış gösterdi. Boşanma oranları arttı, toplumsal korkular bireysel hayatlarda kabusa dönüştü.

Şimdi 10 yılı bone, kare başörtü, ince kaş, göz kalemi üzerinden yorumlayanlar bir daha düşünür mü?

Zannetmiyorum. Birileri yüzümüze vurdu 10 yılda yaptıklarını ve yaptıklarının yapacaklarına zemin oluşturduğunu. Bizse 10 yıl önceki fotoğraflar ve yaşam dili üzerinden yalnızca geçmişe yolculuk yaptık. 

Hak ile batılın, iyi ile kötünün mücadelesi 10 yıl önce olduğu gibi 10 yıl sonra da devam ediyor. Yani buralarda değişen bir şey yok. Hayra koşanlarla, şerre koşanlar kendi yolunda ilerliyor. Esas soru sen 10 yıldır neredesin? Hikayenin hangi sahnesinde hangi roldesin?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.