PİYASALAR

  • BIST 1001.4190.1%
  • ALTIN486.921.35%
  • DOLAR8.5750.82%
  • EURO10.0650.8%
  • STERLİN11.8471.08%
  1. HABERLER

  2. Yeni sistem Erdoğan'dan sonra tufan mı?
Yeni sistem Erdoğan'dan sonra tufan mı?

Yeni sistem Erdoğan'dan sonra tufan mı?

A+A-

Nisan ayında halkoyuna sunulacak Anayasa değişikliğinin gayesi ve muhtevası kamuoyu nezdinde daha da belirginleşiyor. AK Parti ve MHP'nin kampanyaları başlayınca, liderler sahaya inince, soru işaretlerinden, tereddütlerden eser kalmayacak. En önemlisi de, muhalefetin ürettiği ve yaydığı bilgi kirliliği sona erecek.

Yeni sisteme ilişkin muhalefetin üretmediği, tabanda oluşan ve gittikçe de yaygınlaşan bir kaygı var: ?Bu sistem Erdoğan gibi bir liderle iyi; ama ya Erdoğan'dan sonra ne olacak??

Öyle ya... Önümüzdeki 5-10 yılı değil, önümüzdeki 100 yılları şekillendirecek bir değişiklik yapıyoruz. Allah uzun ömürler versin, ama Recep Tayyip Erdoğan da her canlı gibi fani. İktidar AK Parti'den giderse, sağ partiler kaybederse, iktidara CHP ya da daha kötüsü CHP-HDP ittifakı gibi oluşumlar gelirse, sol iktidara taşınırsa ne olacak? Erdoğan'dan sonra tufan mı olacak? 5 yıllığına yönetime gelen ve çok güçlü yetkileri olan solcu bir Cumhurbaşkanı Türkiye'nin bütün kazanımlarını tersine çevirmez mi? Örneğin başörtüsü zulmü geri gelmez mi? Terör güç kazanmaz mı? Ekonomi onarılamayacak yaralar almaz mı? Yolsuzluk alıp başını gitmez mi? Hatta ezan, Kur'an geçmişte olduğu gibi yasaklanmaz mı?
En başta şu hususu bir kez daha vurgulayalım: Sistem değişikliği Erdoğan'ın şahsı için yapılmıyor. Recep Tayyip Erdoğan, diğer tüm eser ve hizmetlerinde olduğu gibi, şahsını değil, Türkiye'nin bugününü ve geleceğini düşünüyor. Kendisinden sonra da yaşayacak, Türkiye'yi bir ve güçlü tutacak eserler bırakmanın mücadelesini veriyor. Dedelerimizin, babalarımızın, bizim yaşadığımız sorunları, yani istikrarsızlığı, koalisyonları, ekonomik krizleri, darbeleri çocuklarımız yaşamasın diye güçlü bir sistem inşa etmeye çalışıyor. Sadece güçlü liderlerle işleyebilecek bir sistem değil, eser, hizmet ve proje siyasetiyle işleyebilecek bir sistem kuruyor.

Meseleye bir de mevcut sistem üzerinden bakalım:
AK Parti 14 yıldır iktidarda. Bunun, demokrasi tarihimizde bir istisna olduğunu hatırlatalım. 1946'dan sonra, hiç bir parti, kesintili ya da kesintisiz, bu kadar uzun süre iktidarda kalmadı. 1946'dan sonra ülkeyi hep sağ partiler de yönetmedi. Seçmen, o engin basireti ve ferasetiyle, elbette rasyonelliğiyle, kimi zaman sağ partileri cezalandırdı. Tek başına olmasa da, zaman zaman CHP'yi birinci parti, koalisyon ortağı yaptı. AK Parti, dinamizmini ve heyecanını koruduğu müddetçe, eser ve hizmet ürettiği müddetçe iktidarda kalacaktır; bunu kaybederse, seçmen hemen gerekeni yapacaktır. 7 Haziran'da zaten bunu yaşamadık mı? Seçmenin AK Parti'ye uyarı verdiğini görmedik mi?

Mevcut sistemde nasıl ki seçmen çalışmayan partiyi cezalandırıyorsa, yeni sistemde de, dinamizmini, heyecanını, çalışma aşkını ve sevdasını kaybeden parti cezalandırılacaktır. Üstelik yeni sistemde, iktidarları veren de, alan da milletin bizatihi kendisi olacaktır. Millet ne yaparsa, kuşkusuz en iyisini yapacaktır.

Sevgili Ahmet İyimaya'nın ifadesiyle, 'her dönüşüm, kendi sosyolojisini oluşturur.' Yeni sistemle birlikte CHP'nin mevcut CHP gibi, sol partilerin de mevcut sol gibi kalabilmesi mümkün değil. Muhalefet, eğer iktidar olmak istiyorsa, bu sefer artık zihniyetini, politikalarını, çalışma tarzını değiştirmek zorunda. İktidar olmak isteyen muhalefet, en başta tembelliği bırakıp çalışmak, koşturmak zorunda. Muhalefet, milleti anlamak, milletle aynı dili konuşmak, milletle aynı istikamete bakmak zorunda. Bu değişimi başarıp milletten iktidar vizesi alabilecek bir partinin, mevcut muhalefet partileri gibi, Türkiye'nin kazanımlarına, özgürlüklerine ve değerlerine dokunması, Hazine'yi yağmalaması, yolsuzluğa tevessül etmesi söz konusu olmayacaktır.

TBMM'nin yeni sistemde Cumhurbaşkanı'nı daha güçlü şekilde denetleyen ve frenleyen bir konumda olduğunu özellikle vurgulamak gerekiyor. Cumhurbaşkanı'nın nasıl ki ülkeyi seçime götürme yetkisi varsa, TBMM'nin de yetkisi var. Yanlış yapan bir cumhurbaşkanı, 5 yıllık sürenin dolmasına gerek kalmadan, TBMM tarafından seçime götürülebilecek. Mevcut sistemde cumhurbaşkanı sorumsuzken, yeni sistemde cumhurbaşkanının hesap verme yolu hem açık hem de hesaba çekmek daha kolay olacak.
Yeni sistemde Atatürk ve laiklik istismarı, yaşam tarzları üzerinden kutuplaştırma, ideolojiler üzerinden ayrıştırma, terörü arkasına alarak siyaset yapma prim kazandırmayacak. Projesi, ufku, vizyonu olan, milleti kucaklayan, çalışan, terleyen parti milletten teveccüh görecek. Tıpkı mevcut durumda olduğu gibi, millet kimi seçerse, o en isabetli tercih olacak.

Endişeye hiç mahal yok. Eğer bir gün, ola ki kaybedersek, bu milletin yanlış tercihinden değil, bizim yanlışlarımızdandır. Yeni sistemin güzelliği de şu ki, kaybedeni sahadan silmiyor; kaybedene muhasebe ve yenilenme fırsatı sunuyor.

YENİ ŞAFAK
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.