PİYASALAR

  • BIST 100113.582-1.91%
  • ALTIN397.355-0.13%
  • DOLAR6.857-0.03%
  • EURO7.731-0.18%
  • STERLİN8.644-0.09%
  1. HABERLER

  2. GENEL

  3. Tarihe kara bir leke olarak geçen savaşın ve soykırımın hikayesi “Kızıl Zambak”
Tarihe kara bir leke olarak geçen savaşın ve soykırımın hikayesi “Kızıl Zambak”

Tarihe kara bir leke olarak geçen savaşın ve soykırımın hikayesi “Kızıl Zambak”

Dünya tarihine kara bir sayfa olarak geçen Srebrenitsa Soykırımı'nın bu yıl 24. yıldönümü onbinlerce Boşnak sivilin Sırp askerler tarafından zalimce katledildiği Srebrenitsa Soykırımı, aradan 24 yıl geçmesine rağmen Boşnak halkı için dinmeyen bir acı olarak yaşıyor. Yapılan katliam sonrasında Boşnak halkına yardım için çıktığı bu yolda yaşadıklarını ve Boşnak halkının çektiği çileyi "Kızıl Zambak" kitabında okurlarına sunan Ayşe Müzeyyen Taşçı neler hissettiğini açıkladı.

A+A-

Erzurum’da dünyaya gelen ancak, babasının memuriyeti sebebi ile çocukluğu ve gençlik yılları çeşitli şehirlerde geçen. Fazla okuyan bir ailede büyüyen yazar Ayşe Müzeyyen Taşçı , daha 15 yaşındayken dergi ve çeşitli mecmualara yazılar yazdı.

Taşçı’nın en önemli eserlerinden biri olan “Kızıl Zambak” kitabı 11 Temmuz 1995 tarihinde Srebrenitsa soykırımını konu alıyor.

Boşnak Müslümanlara karşı yapılan Srebrenitsa soykırımı hakkında Turuncu Dergisi ve Yenikapı Haber Genel Yayın Müdürü Zahide Ceylan'a konuşan Taşçı şu açıklamalarda bulundu:


2. Dünya Savaşı'ndan Sonraki En Kanlı Savaş Tüm bunlar olurken Sırplar husumetle besledikleri ve Osmanlı payitahtının deva-mı olarak gördükleri Müslüman Boşnakların yaşadıkları şehir ve kasabaların etrafını Yugoslavya devletinden kendilerine kalan ve dünyanın dördüncü ordusu niteliğindeki silah ve askerleri ile kuşatmışlardı. Daha önemlisi tüm uluslararası basın önünde Sırp generalin katliamdan sadece 3 ay önce, “Balkanlarda tek bir Müslüman kalmayacak hepsini temizleyeceğiz.”  Tehdidi her şeyi özetliyordu.

Bosna Savaşı’nın en acı yönleri nelerdi?


Bosna Savaşı mübalağasız her yönü ile karanlık bir savaştır. II. Dünya Savaşı'ndan sonraki bu en kanlı savaşın soykırıma dönüşmesi, kadınların izzet ve haysiyetinin çiğnendiği, çocukların katledildiği, sivillerin evlerinin kundaklandığı bir savaştır. 350 binin üzerinde Boşnak katledilmiştir ki bunun 35 bini çocuktur. Kadınlara gelince; sistematik tecavüze uğrayan 55 bin kadından söz edilmektedir. "Müslüman neslin dönüştürülmesi adına toplama kamplarında tutulan tecavüz mağduru kadınların dünyaya getirdiği 20 bin çocuk bu savaşın bir başka karanlık yüzüdür. 

Bu bölgeler BM güvenli bölgeleri değil miydi? BM neden müdahalede bulunmadı?

BM’nin, Sırp faşizminin akıl alamaz psikopatlığı ile Müslümanları tehdit ettiği, savunmasız sivilleri katlettiği zaman diliminde herhangi bir müdahalesi söz konusu olmamıştır. Keza tüm küresel örgütlerin de. Ancak Boşnaklar savaş stratejisini pratik edip gelen yardımların da desteği ile kaybettikleri tüm şehirleri geri almaya başladığında BM ani bir karar ile bölgeye gelmiştir. Boşnaklar soykırıma uğrarken görmezden gelen BM, tam zafere doğru ilerlemişken Bosna Ordusu, bölgede "Güvenli bölgeler'. oluşturmaya başlamıştır. İşte sivillerin sığındığı ve BM'nin korumasında olan bu bölgelere elini kolunu sallayarak giren Sırp askerlerinin işlediği en büyük savaş suçu, soykırımdır.

Srebrenitsa Soykırımı ile ilgili yaptığınız araştırmalarda nelerle karşılaştınız?

Srebrenitsa savaştan önce 20 bin kişilik bir kasabadır. Kendisi Srebrenitsalı olan ve aynı zamanda Sırp lider Karadziç'in özel koruması olan Naser Oriç'in savunmasındadır. Ancak BM tarafından kasaba silahsızlandırılarak Güvenli bölge'. ilan edilmiştir. BM korumasında olan kasabada silahlar toplanmış, lanmış, direnişçiler pasifize edilmiştir. Sonrasında evleri yakılan, şehirleri bombalanan Boşnaklar Srebrenitsa’ya sığınmıştır. Kısa sürede 20 bin kişilik kasaba 80 bin üzerinde sığınmacı ile âdeta açık hava cezaevine dönüşmüştür. Açlık, salgın hastalıklar, sağlıksız yaşam koşullarının ölümlere neden olduğu kasabaya yardımlar yine BM kontrolünde ve askerlerin insafı dâhilinde girebilmektedir.


Tüm bunlar yaşanırken 11 Temmuz günü 80 bin sivilin yaşadığı kasabaya Sırbistan’dan gelen 10 bin kişilik Sırp askeri kolayca girebilmiş ve üç gün boyunca korkunç katliamlarını gerçekleştirmişlerdir. Bir şekilde sağ kalabilen kadın, çocuk ve yaşlılar, araçlara tıkıştırılarak toplama kamplarına götürülmüşlerdir. Bütün bunlar soykırımın gerçekleşmesi için BM eli ile hazırlanmış senaryodan ibarettir. Beni en çok etkileyen savaş bittikten sonra kasabalarına dönen kadınların karşılaştıkları manzaraya dair yıkımları olmuştur. Yerle bir edilmiş kasaba, yerlerini bilemedikleri ama toplu katliamlarla çukurlara atılmış sevdikleri… Çok acı çok…


Bu yarayı sarabilmek o kadar zor ki. Bunca yıl sonra bile hâlâ Boşnaklar toplu mezarlardan çıkan sevdiklerinin kemiklerini toparlayıp defnediyorlar. Bu basit bir acı değil, kanayan bir yara… Elimizden geldiğince onların yanında olmaya, yetimlerini himaye etmeye, geride kalanlarının hayata tutunabilmelerine katkı sağlamaya gayret ediyoruz. Kanaatim odur ki bundan sonrası için de Boşnak halkının yanında olduğumuzu hem kendilerine ve hem de fırsat kollayan faşist Sırp zihniyetine hissettirmeliyiz.


O yıllarda hangi duyguları hissettiniz ve neler yaşadınız kısaca anlatabilir misiniz?


O yıllar ilk gençlik yıllarımızdı. Henüz dış dünya ile somut bir temasımız söz konusu olmamıştı. Bosna savaşında yaşanan korkunç trajediler; kan gölüne dönmüş pazar yerleri, bombalanan hastanele, evleri. şehirleri yakılıp yıkılmış oradan oraya savrulan insanlar televizyon ekranından evlerimize düştüğünde "Ne oluyor, demiştik pek çok kişi gibi. Adına bile pek aşina olmadığımız bu coğrafyada yaşananlar derinden sarsmıştı her birimizi. Siyasette olmam dolayısıyla uluslararası toplantılarda gördüğüm Aliya Izzetbegoviç'in Cumhurbaşkanı olduğu ve hakkında hiçbir şey bilmediğim bu ülkede yaşananlar beni oldukça üzmüş ve düşündürmüştü. 

Boşnak mültecilere yardımda öncülük ettiniz o dönemdeki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Bir yandan mülteci kadın ve çocuklarla ilgilenirken diğer taraftan Türkiye'nin çeşitli illerinde düzenlenen yardım organizasyonlarında konuşmalara yapıyorduk. Ara ara bize desteğe gelen Halide Izzetbegoviç programlara katılıyor ve konuşmalar yapıyordu. Savaş bitince özel dostluklarım ve temas etmiş olduğum hakikatler beni. Balkanlar ve Bosna hakkında araştırmalar yapmaya itti. Önce lider Aliya Izzetbegoviç'in eserlerini büyük bir dikkatle okumaya ve incelemeye başladım. Ardından Bosna ve Balkanların geçmiş tarihini. Biriktirdiklerimi konferanslar ve söyleşiler şek-linde çeşitli alanlara taşımaya. makaleler yazarak yazım yolu ile de aktarmaya gayret ettim. Bu aynı zamanda benim diğer coğrafyalara dair merakımı ve ilgimi de besleyen bir adım oldu. Hâlihazırda genelde dünya. özelde İslâm coğrafyalarına dair araştırmalarıma devam etmekteyim. 

“Kızıl Zambak” kitabı nasıl ortaya çıktı?

Idealist ve ümmet aşığı bir genç olarak Bosna. bu anlamda yaşamımda milat oldu diyebilirim. Yazma tutkumu biriktirebildiklerimle buluşturarak satırlara dökmek ve romantik edebiyat sevdamın yönünü biraz daha farklı bir alan çevirmek noktasında oldukça etkili ve besleyici bir başlangıca vesile oldu. Savaş süresince temas ettiğim kahraman insanla, sonrasında yolumun kesiştiği güzel dostlar bu hikâyelerin oluşmasında önemli rol oynadı. Tabi daha da özeli hasta-ne odasında can dostumun "Bütün bunları yazmalısın mutlaka, tavsiyesi sonrasında bir vasiyet gibi yakamı bırakmayınca ortaya “Kızıl Zambak” çıkıverdi.”

kizil-zambak.jpg

Neden özellikle Zambak ismini kullandınız?

Zambak mitolojide; saflık. asalet, güç, yeniden doğuş gibi anlamlar ifade eder. Dolayısı ile Yugoslavya dağıldığında Bosna Hersek yeni bir devlet kurarken bayrağına bu anlamları içermesi bakımından zambak figürünü yerleştirmiştir. Savaş Müslüman Boşnakların yeniden doğuş, saflığı. asaleti. bağımsızlık ve gücünü simgeleyen bayrağını şehitlerin kanı ile kızıla boyamıştır. Bu sebeple kitabımızın ismi “Kızıl Zambak” olmuştur.

ceylan11.jpg

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.