1. HABERLER

  2. KADIN

  3. Gazeteci-Yazar Fadime Özkan: Annelerin çocukları için endişelenmelerini anladım
Gazeteci-Yazar Fadime Özkan: Annelerin çocukları için endişelenmelerini anladım

Gazeteci-Yazar Fadime Özkan: Annelerin çocukları için endişelenmelerini anladım

Gazeteci yazar Fadime Özkan Turuncu Dergisi’nden Gülşen Özer’e Anne olmanın nasıl bir şey olduğunu ve karşılaştığı sorunları anlattı.

A+A-

Fadime Özkan ile 2000'li yılların başında, 28 Şubat karanlığının koyu olduğu günlerde Psikolojik Bir İşkence Metodu Olarak İkna Odaları adlı kitabım vesilesiyle bir söyleşi yapmıştık. Yıllar geçti ve bir kez daha kendisiyle söyleşmek imkanı doğdu fakat bu kez soruları yanıtlayan Fadime Özkan oldu. Üstelik politik olmayan ve yüreğimizi titreten bir konu üzerine; annelik üzerine konuştuk. İşin doğrusu karşılaştığımız zamanlardaki sohbetlerimizde gözleri ışıldayarak anlattığı kızıyla olan hikayesi beni oldukça etkilemiş hatta imrendirmişti. Peygamber Efendimiz (sas) konuya dair zikredilen hadisi şerifi de bu tecrübeyi gözümde kutsal kılıyordu. Tekrar söyleşiyi okurken de çok duygulandım. O devlet yetiştirme yurdundan bir kız çocuğunun annesi oldu. Ümidim Fadime Özkan'nın amelinin Rabbimizce makbul mü'minlere örnek oluşturmasıdır.


Hayatınızda yeni bir süreç başladı ve bir kızınız var ne hissediyorsunuz diye başlayalım…


Nasıl mı hissediyorum? Bir giriş, kısa bir özet kabilinden şunu diyebiliyorum; şükür dolu bir mutluluk yaşıyorum. Kızımla bir yıldır birlikteyiz ve aramızdaki ilişki her geçen gün biraz daha sağlamlaşıyor, daha çok bağlanıyoruz birbirimize. Onunla tanıştığım, güzel yüzüne, gözlerine baktığım ve kucağıma alıp kokladığım ilk andan itibaren büyük bir sevgi duydum, duyuyorum ona karşı. Gittikçe derinleşti bu duygu. İçimin ta içinden seviyorum kızımı. O da hiç boş değil. Gayet güzel geçiyor günlerimiz.

ozkan1.jpg


Biraz da örnek olması açısından tecrübenizi paylaşır mısınız?

Elbette, teşekkür ederim bunu vurguladığınız için. Devlet bakımında olup da sıcak bir yuvaya, sevgi dolu bir aileye sahip olmak için bekleyen çocuklardan ne kadar çok çocuğumuzu aile sahibi yapabilirsek o kadar iyi çünkü. 
Ben çok çok uzun zamandan beridir yapmak istiyordum bunu. Üniversite yıllarımdan beri biyolojik ebeveynlerinden ayrı düşmüş, yalnız, sahipsiz, kimsesiz, sevgisiz kalmış bir yavru kuşa “kimse” olmak istiyordum. Kendimi sorumlu hissediyordum. Niyetim değişmedi ama hayatım, hayalimden uzaklaştı. Gazeteciyim, siyaset takip ediyorum ve Türkiye’de gündem öyle hızlandı ki bunca koşuşturma ve dertlenme arasında bir de küçük bir çocuğun sorumluluğunu alıp da yerine getirmeme korkusu yüzünden niyetimi amele dönüştürmekte geciktim. 15 Temmuz gibi sarsıcı bir saldırıyı da atlattıktan ve Yenikapı’da o muhteşem kalabalığı gördükten sonra bu ülkeye güvenim arttı. Gecikmek istemedim ve Ankara İl Çocuk Hizmetleri Müdürlüğüne başvurumu yaptım. Sonra beni kızımla tanıştırdılar. Onu tanıdıktan, gözlerindeki o büyük sevgi çağrısını gördükten sonra her şey çok daha kolay oldu. Tanışma, kaynaşma, eve çıkma ve birlikte yeni bir hayata başlama evreleri su gibi aktı geçti. Şimdi onsuz bir hayatı düşünemiyorum bile. Allah herkesin evlatlarını bağışlasın, bizi de birbirimize bağışlasın inşallah. Aklında fikrinde kalbinde benzer bir niyeti olanlara, durmayın hemen başvurun derim. Elbette bazı zorlukları var ama bu sorumluluk gerektiren her aile ilişkisinde, her anne-çocuk ilişkisinde olandan farklı değil. Allah’ın emanet ettiği bir meleğe duyduğunuz sevgi her şeyin üstesinden gelecek gücü veriyor size. Allah kolaylaştırıyor.

Zor yerden soralım, çalışan kadın olmak ve annelik konusunda neler söylersiniz, yaşadığınız zorlukları ya da bunlara karşı ürettiğiniz çözümleri paylaşabilir misiniz?

Evet, çalışan kadınlar için kolay iş değil çocuk büyütmek ve yetiştirmek. Bunu ben şimdi öğrendim ama çalışan anneler gayet iyi bilir. Zaman ve enerji gerektiriyor. Ben ilk başta zamanımı onun zamanına ayarlamakta zorluk çektim. Siyaset takip eden, 7/24 yoğun tempoda çalışan, hareket halinde bir gazeteci iken birden tüm temponuzu, hayatınızı 2 yaşındaki bir çocuğa göre ayarlamanız gerekiyor. Onu vaktinde ve doğru beslemeniz, öz bakımını yapmanız, uykusunu, eğitimini, eğlencesini takip etmeniz gereğini yapmanız gerek. Her biri ancak sevgiyle yapılabilecek işler. Bunları yapmayı ve bunu yaparken kendi işlerimi de yapmayı, zamanımı, hayatımı buna göre yönetmeyi öğrendim. Anne olmayı öğrenmek, sevgimi ilgimi ona daha çok verebilmek için profesyonel yardım da almadım, aile desteğiyle yetindim. Şu an sorun yok, her şey yolunda. 
Annelerimiz genelde bize bazı şeyleri daha anlatamayınca ‘anne olunca anlarsın’ derlerdi sizin annelik sonrası annenizde anladığınız noktalar nelerdir?

Annelerin çocukları için endişelenmelerini anladım diyebilirim. Hayatın zorluklarından, insanların kötülüklerinden korumayabilmek için çocuklarını her şeyden sakınmalarını şu an bile, henüz kızım çok küçük yaşta olmasına rağmen anlıyorum. En çok bu… 

Uzmanlar annelik ya da ebeveyn tutumları hakkında birçok kategori ortaya koyuyor. Baskıcı, demokratik ya da aşırı hoşgörülü gibi kendinizi bu kategorilerden hangisinde görüyorsunuz?

Sanırım ben belli bir disiplin içinde demokratik bir ebeveyn sayılabilirim. Temel kurallar içinde seçenekler sunmaya çalışıyorum. Hep konuşuyorum, izah ediyorum, üç yaşında ne anlayacak demiyorum sebep-sonuç ilişkisi içinde her şeyi anlatıyorum. Her şeyi gayet güzel anlıyor ve anlatıyor.


Bu süreç için destek alıyor musunuz? Kitaplar ya da çevrenizdeki tecrübeler gibi.


Profesyonel anlamda değil ama hayata yaklaşımını beğendiğim arkadaşlarıma aileme danışıyorum, konuşuyorum, okuyorum. Kız kardeşlerimin annelik süreçlerine uzun bir süredir tanığım zaten. Onların tecrübesine kondum resmen. Hele ablamın. Kızımla yaşıt bir kızı var, ondan kopya çekiyorum çoğu kere. 

Gelecek hakkında hayal kuruyor musunuz?

Evet. Hep dua ediyorum. Onunla tatile çıktığımızı, sinemaya gittiğimizi, edebiyat sohbeti yaptığımız, dünyayı dolaştığımızı, mutfakta birlikte bir şeyler pişirdiğimizi hayal ediyorum… Onun iyi bir eğitim aldığını, meslek sahibi –mümkünse doktor- olduğunu, ayaklarının üzerinde güçlü şekilde durduğunu, sevgi ve merhamet dolu iyi bir insan olduğunu, güzel bir aile kurduğunu görmek istiyorum. İnşallah… 

Dünyada çok acı var ve çocuklar,  kadınlar bu acıdan en fazla etkilenenler. Basındasınız ve bunlardan da mecburen haberdar oluyorsunuz? Annelik sonrası algıda seçicilik oldu mu?

Aslında hep çok hassastım. Canım yanardı, dertlenirdim fena bir şey gördüğümde, üzüldüğümde. Şimdi “ah yavrum, kıyamam kuzum” falan diyerek, bildiğin sesli sözlü ağlıyorum. 

Anne olmadan önce ben olsam şöyle yaparım dediğiniz şeyler var mıydı? Bunlar pratikte nasıl oldu?
Vardı valla, bol keseden atıyormuşum meğer şimdi anladım. Çocuklar ağlayıp sızlandığında, annelerine bariz naz niyaz yaptığında “biraz katı olun, karşılarında kararlı olun” falan derdim. O iş öyle değilmiş. 
Turuncu dergisi adına bize vakit ayırıp bu özel tecrübeyi paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. 
Ben teşekkür ederim ve dünyadaki tüm çocukların mutlu yuvalarda büyümelerini diliyorum.


Gülşen Özer / Turuncu Dergisi
 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.