Çift başlı fare

Kafa nakli, özellikle, Sergio Canavero isimli İtalyan cerrahın 2017’de bir insan üzerinde gerçekleştireceğini iddia ettiği 2015 yılından beri sosyal medyanın gündeminde olan konulardan biri oldu. Ancak aslında henüz gerçekleşmemiş bir operasyonun medyada bu denli geniş yer bulması, bu tür operasyonları insanların gözünde bir miktar normalleştirdi denebilir. Ancak aslına bakılırsa kafa nakli konusunda tıp dünyasının bu noktaya gelmesi için vakit var gibi görünüyor.

Kafa nakli, 20. Yüzyılın başından beri tıp dünyasının mücadele ettiği konulardan. Daha önce 1908’de köpeklerde, birinin kafasının diğerinin boynuna eklendiği; 1940’larda bir köpeğin kafasının, vücudu olmadan yarı bilinçli bir şekilde yaşatıldığı; 1950’lerde köpek kafasının nakledildiği, ancak bağışıklık sisteminin verdiği tepkiler nedeniyle canlının yaşamadığı deneyler mevcut.

Maymunlarda 1970’lerde yapılan deneylerde ise, kan kaybı sorunlarıyla başa çıkmak için bazı damarların yakıldığı, bu nedenle sinir sistemi açısından başarılı denebilecek bir nakil olmasına rağmen, uzun süre yaşayamayan bir örnek mevcut. Farelerde ise, yöntemin farklı olan kısmı ise, “çapraz dolaşım sistemi” adı verilen bir yöntem ile nakil sırasında üçüncü bir farenin de kullanılmış olması.

Şu anki yöntemde, kafası nakledilecek fareye, üçüncü farenin dolaşım sistemi bağlanıyor. Fare, ikinci farenin vücuduna nakledildiğinde, üçüncü fare ile olan bağı kesiliyor ve yalnızca ikinci farenin dolaşım sisteminden beslenmeye devam ediyor. Araştırmacıların bu şekilde beyin hasarına neden olacak bir kan kaybı yaşanmasının önüne geçtiği belirtiliyor.