SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK

UMUT ÖZKAN

Mattia Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan cinayetleri ile Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'te meydana gelen okul saldırıları ülke genelinde büyük bir infiale neden olurken çocuk suçları ve toplumsal güvenlik meselesinin de güçlü biçimde tartışılmasına yol açtı.

Kamuoyunda haftalarca küçük yaşta bir çocuğun ağır bir cinayet işlediğinde devletin nasıl bir refleks göstermesi gerektiği konuşuldu. Böyle bir durumda failin çocuk olması nedeniyle korunması gerektiği hususu ile toplumun ve mağdurun korunması arasındaki dengenin nasıl sağlanacağı konusu kilit noktayı oluşturdu. Bu ikilem etrafında süren uzun tartışmaların neticesinde TBMM Genel Kurulu 8 Ağustos 2026'da, kamuoyunda "suça sürüklenen çocuklar yasası" olarak bilinen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni kabul etti.

Yapılan düzenlemeyle ceza mevzuatındaki "suça sürüklenen çocuk" ifadesi kaldırılıp yerine "adli süreçteki çocuk" tabiri getirildi; çocuk adalet sisteminde koruma ve önleme tedbirleri sıkılaştırılırken cezalar da ciddi biçimde artırıldı.

Özellikle 15-18 yaş grubunda kasten öldürme bakımından ceza aralığı yükseltildi. Fiili işlediği sırada 15-18 yaş arasında olan çocuklar için, ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren suçlarda ceza aralığı 18-24 yıldan 19-27 yıla, müebbet hapis gerektiren suçlarda ise 12-15 yıldan 15-18 yıla çıkarıldı. Yani kasten öldürme veya ağırlaşmış yaralama gibi en ağır suçları işleyen büyük yaş grubundaki çocuklar, eskisinden belirgin biçimde daha uzun süreli hapis cezalarıyla karşı karşıya kalacak.

Yeni düzenlemenin en önemli taraflarından biri de 15-18 yaşındaki çocuk, kasten öldürme veya mağdurun bitkisel hayata girmesi, organ ya da duyu kaybı, konuşma yetisinin yok olması, düşük, yüzde sabit iz bırakan ağırlaşmış yaralama suçlarından birini işlerse, hâkim kastın ağırlığı, amaç ve saik, suçun işleniş biçimi, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet gibi unsurlardan bir veya birkaçını dikkate alarak yaş küçüklüğü indirimini hiç uygulamama yetkisine sahip oluyor. Eski sistemde 15-18 yaş aralığında olmak otomatik olarak ciddi bir indirim mekanizması doğuruyordu. Yeni sistem ise ağır suçlarda hâkime “Bu çocuk bakımından yaş indirimi uygulanmalı mı?” sorusunu somut olay üzerinden değerlendirme imkânı getiriyor. Hâkimin yaş indirimini uygulamayacağı vakalarda, suçun ağırlığına göre müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet gibi cezalar 15-18 yaş grubuna uygulanabilecek.

Yeni sistemde 12-15 yaş grubu bakımından da önemli değişiklikler var. Bu yaş aralığı için de ağır suçlarda cezalar yükseltildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren suçlarda ceza aralığı 12-15 yıldan 13-18 yıla, müebbet hapis gerektiren suçlarda ise 9-11 yıldan 10-12 yıla çıkarıldı. Üstelik 12-15 yaş grubundaki çocuklar için de belirli ağır suçlarda bir üst yaş grubunun ceza rejiminin uygulanabilmesi konusunda hâkime takdir yetkisi de getirildi.

Eski sistemde prensip olarak 12-15 yaş aralığındaki çocuklara ağır suçta bile ciddi bir yaş indirimi uygulanırken, yeni sistemin yaklaşımı ise "çocuk mutlak anlamda korunmalı, ancak ağır suçlarda yaş küçüklüğü indirimi sınırsız ve otomatik bir koruma olmamalı" yönündedir.

Yeni sistemde çocukların korunmasına ilişkin aile sorumluluğunu güçlendiren ve aile hukukundan doğan bazı yükümlülüklerin ihlalinde cezaları artıran düzenlemeler de getirildi. Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesi kapsamında aile hukukundan kaynaklı bakım, eğitim, destek olma ve özen gösterme yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişiye şikâyet üzerine verilen bir yıla kadar hapis cezası yeni sistemde vakaya göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çıkarılıyor. Anne ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle çocuğun kasten öldürme veya ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi durumunda ise anne-babaya verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılabilecek.

Evinde ateşli silah bulunan aileler için hatırlatmakta fayda var. Yeni düzenlemeyle 6136 sayılı Kanun'a eklenen 13/A maddesiyle, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi nedeniyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getirildi. Bu, özellikle anne-babaların çok dikkat etmesi gereken bir meseledir.

Sonuç olarak yeni düzenlemeyle ceza artık yalnızca yaşa değil, fiilin ağırlığına ve failin durumuna göre şekilleniyor. Ancak bu düzenlemenin asıl başarısı, cezaevine gönderilen çocuk sayısıyla değil; aile içi ihmalleri azaltan, silahların güvenli muhafazasını sağlayan ve çocukları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldıran koruyucu tedbirlerin hayata geçirilmesiyle ölçülecektir.

Bir çocuğu kurtarmak aynı zamanda toplumun geleceğini kurtarmaktır..