İYİLİK

Hüseyin Karaca

İyilikten bahset dedi tâlib. İyilik, hecesi olmayan, gündüzü gecesi görülmemiş kelimedir dedi kâtib. İyilerin ayak, kötülerin baş, ihlâsın mahlas, riyânın şâh olduğu âhir zamanda, iyilikten bahsetmenin elinde kor ateş tutmaktan daha zor olduğunu haykırdı kâtib. Tariflerdeki ikiyüzlü sınırlamaları oldum olası sevmemişti. “Efrâdını câmi ağyârını mâni” bir iyilik tanımı üzerinde kafa yorma dedi. Vergidir iyilik Haktan. Gerisi binbir yalan dalavere kuldan. İyiliklerine, amellerine güvenenlerin devrilip gitmesi bundan. “Her güzel iyi midir” diye sordu tâlib. Sîret güzelliği istemenin göze indirgenmiş estetik algılara panzehir olduğundan bahsetti kâtib. Evrendeki âhengin güzel gören gözlere görüneceğinden dem vursa da kötülüğün tarihinin insanla eş zamanlı olduğunu söyleyen filozofa hak verdi.

Cennnet va’di mi cehennem tehdidi mi terazide daha ağır basar münakaşasına girmedi. Sevab işleme irâdesi yanında günah işleme içgüdüsünün neden daha belirgin olduğunu sorgulamadı. Ayet ayet Furkân, binbir insan vasfı resmetmişti zaten. İblis-ü şeytan vesvesesi ile, emmâre nefislerin önü alınmaz iştahı hesaba katılmadan iyiliklerden bahsetmenin ütopya olacağını söyledi. Günahtan kaçış iyiliğe varış demek miydi? Hayır işlemek, şerden korunmak mıydı? İnşa etmeden sakınmak bir inşa sayılır mıydı? Yine sorularda kayboldu tâlib. İnsanda iyilik ihsan-ı ilâhiyi görmekle başlar dedi kâtib. İyilik kendine saygıdır. Sırf hak ederek liyakatle kendine saygıdır. Yoklukta varlığa, darlıktan varlığa yükselişe teşekkürdür. Gökyüzüne denize havaya suya armağan kadere emanet hatıradır.

Fayda zarar hesabından öteye geçemeyen pazarlık Müslümanlığına tenezzül etmeden izzetini feragatinden kazanmanın ilk adımıdır. Vermektir, infak etmektir iyilik, toplumsallığa adım atmış bireylerde. Paylaşımın sosyolojisi infâkla yazılmıştır çünkü. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir” (Ali İmran 3/92) hitabında görüldüğü üzere canın yongası ile seyrü sülük yapmanın öyküsüdür. Görselliğin tavan yaptığı bir zamanda gayba iman ile şahlanmanın alfabesidir iyilik. Süm’a ve riyâ ile kirlenenleri “Mallarını gece gündüz, gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir” (Bakara 2/274) çağrısıyla temizlemektir. “Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru” (Bakara 2/201) niyazıdır me’yûs dillerde. “Rablerinin rızasına ermek için kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlar” (Ra’d, 13/22) olabilmek için “Kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki onu silsin” (Tirmizî, Bir, 55) hadis-i şerifine kulak verip seyyiât karanlıklarına dönmek istemeyen mü’min yüreklerde bir tutam dilekçedir Settâr huzura. İmanla inanan, islamla arınan, ihsân makamında barınan sâlik gönüllerdeki makâm-ı mahmûd şefâat umududur. Nehy-i ani’l-münker yolunda emr-i bilmarufun, iyilikleri çoğaltmak olduğunu bilmek ne büyük zaferdir. “İyilerin tembelliği kötülerin faaliyetidir” diyen Akif ne büyük söylemiştir. Kötülüklerin yasaklanması ile kötülüklerin kökünün kazınamayacağı gerçeğini bilenler, iyiliğin dil, din, ırk gözetmeden herkese Rahmani bir dokunuş olduğunu kavrayanlardır. Şairlerin şiirlerinde iyiliğe dair berceste mısralar aradı kâtib. Secdesiz kafiyelerde sanatın kabuğu bile yoktu. Öz arama telaşına düşmedi bu yüzden. Yazarların ödül almış nesirlerinde iyiliğe ait oldukça süslü cümleler buldu.

Lakin yazan kalemlerden damlayan tutarsızlıklar yüzünden iki kapak arasında zaten iğreti duran satırları bir türlü içine sindiremedi. Müslüman kardeşine olan kin ve öfkesini ayetler hadisler okuyarak kusan kelli felli yazarlara acıdı. He hafta “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir” (Nahl 16/90) hitabını okuyanı da dinleyeni aynı sağırlıkla ma’lûl buldu. Mazlumu sadece Ortadoğu kentlerindeki savaş haberlerinde arayan, kapı komşusunun mukaddes ızdırabına gözlerini kapayan iyiliksever! Mürailerin ıslahının mümkün olmadığına karar verdi. “İyilip yap at denize balık bilmezse hâlık bilir” atasözünde ete kemiğe bürünmüş bir ileri özveriyi kuşanmanın yollarını aradı kâtib.