İLİŞKİLER SARMALI: PEKİ İÇİNDEN NASIL ÇIKMALI?

Gaye Yardımcı

“Bir aşk var bir de aşık iç içe karmakarışık” şarkısı çalıyor kafamın içinde günlerdir! Kadın-erkek mevzusunu düşünürken bu şarkıyla giriş yapmak istedim yazıma. 

Varoluşumuzun başından bu yana çözülemeyen, orta yolu bulamadığımız hem de labirentin sonundaki peynirlere rağmen, içinden çıkamadığımız KADIN-ERKEK ilişkileri konusu! 
Son zamanlarda sosyal medyada, kitaplarda önümüze çıkan ilişki reçeteleri, sürekli anlamsız bitişlerle, hüsranla sona eren birliktelikler, yaşanmamışlıklar hatta ve hatta ele güne rezil eden olaylara kadar hep gün sonunda “mutsuzluk” dedirten bir sarmal, cendere! İlişkiler, ah bu gönül işleri… 
Bir birlerimize toplum tarafından empoze edilen cinsiyet rolleri, o rolün elbiselerini giymek, kabul görmüş kalıplar, klişelerle beslenmiş bir hayatın içinde sevip sevilmek isterken karşılığında ödediğimiz bedeller… 
İlişkilerde değişen dünyaya ayak uydurma, yeni neslin sevgi anlayışı, tüketim kültürü derken; alışık olmadığımız insan tipleri günlük hayat akışında aksamalara, yer yer depresyona, içinden çıkılmaz bir güvensizliğe doğru itiyor hepimizi. Yıllarca süren evliliklere, destanlara filmlere konu olan aşklara imrenip, onları yaşama hayali bir yandan, etrafımızda klinik psikologlara taş çıkartan tavsiyeler öte yandan hayal kırıklığı ve çaresizliklerle geçip gidiyor günler… 

Tüm bu sarmalın içinden çıkabilmek için, biri bize ne yapmamız gerektiğini söylesin diye çözümü hep başkalarında arıyoruz. Genç, yaşlı kalbi atan herkesin karmaşık, ıstırap verici ve üzücü kılan bu ilişkilerdeki hazin sonuçların temel nedenine inmek bu yazının sorumluluğu olamaz! Kelin ilacı olsa misali, yazının başından çok umutlu, “Kesin bunda bir çare vardır” düşüncesine sevk ettiysem sizi, üzgünüm! 

Bende şöyle bir çözüm var işinize gelirse: 
Bir ilişki kurmak, yoksunluğa da tahammülü gerektirir. İlişkiyi seçmek, tek bir insanla daha yoğun şeyler yaşamak, başka bir takım şeylerden de vazgeçebilmeyi gerektirir. 
Belli bir olgunluk seviyesine erişmek içinse sabr, sebat, emek gerekir. İnsanın hakikati bulma yolundaki zorlukları aşması için nasıl ki, tüm dogmalardan, tüm koşullandırmalardan, tüm inançlardan arınmış olması gerekiyorsa bu ilişki sarmalı içinde muazzam bir sabra ihtiyacı var. Ve gönüllü olmaya… 

Olgunlaşmaya gönülsüz olmak, arzularla sorumluluk dengesinde sorun yaratıyor. Sorumlulukların yeterince yer kapladığı hayatta dengeli bir şekilde arzulara yer açmak gerekiyor. Bu konuda doyuma ulaşmayan ihtiyaçlar hep ön planda durmaya devam eder. Ve denge bozulur. Bu, insanın kendisine de acı veren bir şey. 

Önce kendini tanımaya gönüllü olmak, ilişkide tamamlanma arzusundan kurtulmaya, bağlanamıyorum safsatasıyla, tutunulan tüm dalları kırmaktan vazgeçmek ve insana değer vermek gerekiyor. 

Çünkü; 
Bağlanamayınca, ilişki kuramayınca hayat anlamsızlaşmaya başlıyor. İnsanın yaşadığı ilişkilere değer vermemesi, kendisine büyük bir cezadır. Malum değer verdikçe kendinizi değerli hissedersiniz.
Tamamlanacağız diye kendimizi tanrılaştırmaya çalışmak, ölümsüzleştirmeye, çalışmak… Kimse öyle bir mertebeye erişmiyor Aziz YeniKapıHaber okuyucuları! 

Kim tamamım diyorsa o eksikliğe razı olmuş demektir. Bizi geliştirmeye yarayan güdülenme kaynakları içinde önemli olan kendimiz için, birlikte yaşadığımız herkes için yapabileceğimizin en iyisini yapmaktır. Öze dönmekle, kendini bilmekle yeni bir sayfa açabiliriz.

Çünkü kendini tanımayan, sevmeyen, ne istediğini bilmeyen, zihnini özgürleştirememiş, yalnız kalma korkusuyla yaşayan, arzu ve sevgi duygularını birbirine karıştıran insanların sağlıklı ilişki kurması çok zor görünüyor.
Nihayetinde ilişki konusunda yaşayan insan sayısı kadar farklı reçete var. Zira her insan eşsizdir. Belki de şimdi, tam şu anda kendi reçetenizi yazma zamanı gelmiştir. 

// Baki selam ve sevgiyle…