Değerlere Değer Vermek! 

Zeynep Gülmez

Değer, ücreti ve karşılığı olmayan bir hassasiyettir, Değer hükmetmez; terbiye eder…

Bugün toplumsal yapının kültür, değerler, yargılar, kurumlar ve davranışlardan meydana geldiği bilindiği halde; bunun değerlere bağlılık düzeyine göre değiştiğini hepimiz biliyoruz. 

Değer; öngörüler ile uğruna mücadele etmek ve ahlaken güzel görünen kişilik özellikleri, kalite, görüş açıları, fikirler, pratikte uygulanan geleneksel kural ve kaidelerdir.
Değerlerin gayeyi ifade eden sosyal ilişkilerin temel hedefini gösteren bir kavram olduğunu, belli eylem ve davranış seçenekleri arasından tercih edileni ifade edebilmektir. 

Değer, ahlaki inanç kavramıyla öne çıktığında; tüm insanların bir birbirine karşı iyi niyetle yaklaşma gerçeğini bizlere sunar.

İnsan denilen varlık, ona vakfedilen bütün değerlerinin bütününden var olmaktadır.

Var olan insanın kimliği, kişiliği, karakteri kendinde açığa çıkan sıfatları, bu değerlerle alakalıdır. Mesela bizler neye doğru yanlış diyorsak; kim olduğumuz sorgusu karşısında bir başkasında karsısında öyle tanınıyorsak biz o insan oluyoruz. (Bu kişi şunları onaylar, şunları sever diye benzetmelerden oluşan bir kişilik… Şunları güzel bulan biri şunları da çirkin bulan biri vs.) Sürekli değerlerle alakalı bir durumdur.

Değerleri gruba ayırıyorsak bunu hayatın her alanında uygulayabiliriz. Değer aslında büyük olan sonuçlarda; küçük sonuçlar barındıran bir parçadır ve bu kimliğimizin, kişiliğimizin bir kodu olmuş oluyor. Böylece iyi dediğimiz doğruyu kod yaparak, küçük gün içinde dahi tüm bu ayrımlarımızla ve yargılarımızla bizi biz yapan değerler meydana çıkıyor.
İnsanlık duygularda yükseldikçe, kavramlarda derinleştikçe nitelik ve nicelik bakımından daha değerli duruma geliyor. Bu durum bizim kendimizi yukarıya doğru çıkarmamız demektir.

Varlığın ne olduğunu anlamaya meyilli tek varlık insandır. Bunun hakkını verebilmek için değer kavramını iyi bilmemiz gerekmektedir. Yaratanı dahi onu değerinden tanıyarak anlamak ve bunu hayatta Onun var ettiği her güzelliği tanımak, anlamak Onun kişiye atfettiği bir değerdir.

Değerlere karşı duyarsızlık gösterilmesi, duygu yokluğu veya nesnelere hadiselere insanların kayıtsız kalması değer körlüğünü ortaya çıkarmaktadır. Değer körlüğü yaşayan her insan bugün değerler çatışmasını yaşayarak davranışlar arasındaki uyumsuzluk ile kendi dünyasındaki bütünü yakalayamamaktadır. Duyguda var olan değeri yakalayan her insan bugün toplumun kaynaşması ve güzelliği yaymak anlamında birçok mesafe kat etmiştir.

Değer (values) kişinin hayattaki kendisine sabit ya da öncelik gördüğü korumaya aldığı, hayata karşı farklı yollardan edinmiş öncelikleridir ama bu öncelikler geçerlilikle ölçülür.

Bu bağlamda, sosyal çevrede korkmadan değer taşıma kavramında kişinin kendi değerleri olduğunda bunu çevresindeki sosyal değerlerin ne kadar gerisinde olsa da taşımak olduğunu bilmektedir. Kişinin kendi değerini bilme noktasında; bugün doğruyu bulabilmenin bir ön kabulü olduğu kabul edilir.

Anda geçen zamanı da kullanamamak bir değer kaybıdır. 

Atfedilen değerlere doyma noktasında bugün hepimiz kayıplar yaşamaktayız. Mevcut durumumuzun değerini bilmediğimizde anda yaşanan güzelliklerin ve önemli olayının değerini yitirmekteyiz. Sosyal çevrede korkmadan değer taşıyan bir toplumun naifliğini yazmaya başlasak; bugün kültür ve geleneklerin getirisi ile mutlu olmayı bilirdik.

Bugün hepimiz mevcut şartlara uyum sağlayarak kendi değerlimizden ödünler vermekteyiz.


Takıntılarımız ile değerlerin zedelenmesi konusunda kendimize verilen zararı en aza indirebilmek için aktiviteler sıralamaya kalksak eminiz değişik konular ortaya çıkacaktır. Değer kavramını sorguladığımızda ise birçok soru ardı ardına çıkacaktır ve cevaplarını yazmak ayrı konu başlıkları ortaya çıkaracaktır.

  • Bize ait olmayan sistemle yeni bir sistemi uyarlamaya çalışmak bize ne kadar değer atfetmiştir?
  • Her konuda bölünen bir halk bugün ve yarının değerini yarın nasıl ortaya çıkarabilir?
  • Tereddüt ve kaygıların getirisi değerlerimize zarar verir mi?
  • Korkaklık kişiye mevcut değerlerinden ödün verdirmekte midir?
  • Yanılgıların değerden pay almasını nasıl en aza indirebiliriz?

Kendi içinde hesap yapmak, karşıya zarafet ile karşılık vermek iyiliğin getirisi olduğunu biliyoruz. İnsanların birbirini anlayabilmesi için art niyetsiz sorularla art niyetsiz yaklaşımlar her zaman toplumu birbirine bağlamış ve benlik noktasını daha bizcil yapmıştır.

Benlik kavramını anlatan her metot bugün ezber gücümüzü geliştirmenin dışında bize bir şey katmamaktadır. Değer konusunu sorgularken; bizdeki kazanımlar ve bizdeki kaybedişleri düşünmek kişiliğimizdeki doğru insan sorusuna daha çok yön verecektir.

Bugün insanların karşıdakine göre şekillenmesi değer doyması kavramını gün yüzüne çıkarmaktadır. Sorunun biri de etrafımıza göre şekillenerek ne kadar kendimiziz sorusu.

Saklanan değerler nelerdir karşılığı nedir?

Doğru insanla şekillenmek topluma şekil vermektir. Dünden bugüne hepimiz illaki bir insan ile şekillenip büyüdük ve birçok insanı örnek alarak bugünlere geldik. Örnek aldığımız yerleri gözden geçirerek iyi-güzel- doğru- çirkin kavramlarını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Buradan hareketle yarınların çizgisine ilk adımı atmadan kişinin kendi kendini hesaba çekerek; kendi tekâmülünü tamamlayarak bir başkasının yolunu çizebilme noktasında somut adımlar atmalıdır.

Bugün değerin varlığını kendin de benimseyip, kendi doğruları ile şekillenen her insan fıtrat noktasında en üst konuma gelmektedir. Doğru bulunduğunda kişi ona birçok şey yükleyip kendini yeniden inşa edebilmektedir. Maksadımız yanlışı bulunca ona neler yükleyip iyileştirebiliriz sorusu olmalı? Bütün Pragmatik ve ideal değerler yüklemesini kendimize yüklediğimiz de realist bir kişilik olamadığımız karşımıza çıkıyor. 

Hangi birimiz doğru ile kendimizi şekillendirdik?

Duygusu pasif olan insanın (basit düşünen) sıradan şeylerden daha çok zevk alması bugün değer konusunda bizlere ne katacaktır?
Değer kavramını doğru düzeyde tuttuğumuzda bugün hepimiz doğru yolda iyi ve güzel ahlakın tanımını kendimize yapabileceğiz.

Sözünü öyle bir izah et ki havas da avam da istifade etsin. (Mevlana)