PİYASALAR

  • BIST 10089.5530.05%
  • ALTIN349.8831.98%
  • DOLAR6.7011.25%
  • EURO7.2350.84%
  • STERLİN8.2590.71%
  1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Psikiyatris Rabia Nazik Yüksel: “Çocukken Duyduğumuz Her Cümle, Yetişkin Dünyamızda, Arka Planda Konuşan İç Sesimizin Bir Parçası”
Psikiyatris Rabia Nazik Yüksel: “Çocukken Duyduğumuz Her Cümle, Yetişkin Dünyamızda, Arka Planda Konuşan İç Sesimizin Bir Parçası”

Psikiyatris Rabia Nazik Yüksel: “Çocukken Duyduğumuz Her Cümle, Yetişkin Dünyamızda, Arka Planda Konuşan İç Sesimizin Bir Parçası”

Rabia Nazik Yüksel… Kendisi aslında psikiyatri uzmanı bir hekim. Ancak Yüksel, yazdığı çocuk kitaplarıyla da dikkat çeken bir isim. Organlarımla Allah’a Şükrediyorum adlı bir set ile ve yeni çıkan kitabı Öfke Kuşları Orkestrası ile ebeveynlerin gönlünde taht kuran Yüksel ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

A+A-

ÇOCUK KİTAPLARI NEFES ALANIM

Aslında psikiyatri uzmanısınız ancak çocuklara yönelik bir kitap yazdınız. Neden çocuk kitapları?

Ben çocukluk ülkesini çok seven bir çocuk oldum, çocukken çocuk kitapları ve dergileri okumayı çok severdim ve büyümeye bir süre direndim diyebilirim. Sonrasında da çocuklarla ilişkim çok iyi oldu. Alanım erişkin ruh sağlığı ve hastalıkları, psikiyatristim, erişkinlerle çalışıyorum ama şu an 7 yaşındaki kızımla birlikte, çocuk dünyasına hala yakın hissediyorum kendimi. Çocuk kitaplarıyla kızımın bebekliğinden itibaren tanıştım. Tanıştıkça resimli çocuk kitaplarının büyüsüne kendimi kaptırdım ve çocuklara hitap etmeyi sevdiğimden, mesleki birikimim doğrultusunda, çocuklar için psikolojik içerikli öyküler kaleme alabileceğimi düşündüm. Çocuk kitapları, benim nefes aldığım bir alana dönüştü. Sosyal medyada çocuk kitapları yazarı sevgili arkadaşım Gamze Özdemir’in önderliğinde kurduğumuz “Balonlu Sakız Ağacı Kitap Kulübü @balonlu.sakiz.agaci ” benim, mesleğim dışında bir konuda hem ufkumun açılmasına, hem de tatlı, ferah bir hava solumama yardımcı oluyor örneğin. Bu kulüpte her ay iki çocuk kitabını okuyor ve ay sonunda katılmak isteyen okuyucularla tartışıyoruz. Çocukken duyduğumuz her cümle, yetişkin dünyamızda aslında arka planda konuşan iç sesimizin bir parçası oluyor. Bunun için kaliteli içeriği olan, çocukların hayal dünyasını ve ufkunu geliştirebilecek çocuk kitaplarını çok önemsiyorum. Sosyal medya hesabımda da zaman zaman kızımla okuduğumuz ve beğendiğimiz kitapları paylaşıyorum. Ama benimki daha amatör bir kitap okuma sevdası diyebilirim.

YAŞIN ÖNEMİ YOK

“Öfke Kuşları Orkestrası” yalnızca çocuklara değil, büyüklere de hitap eden bir kitap olmuş. Söz konusu öfke olunca yaşın bir önemi kalıyor mu?

Aslında “Öfke Kuşları Orkestrası”nı kaleme alırken hem çocuklara hem de onlara bu kitabı okuyacak yetişkinlere hitap etmek istedim. Öfke ve diğer tüm duygular için yaşın elbette bir önemi kalmıyor. Kitap, özellikle çizimleriyle ve Aliş karakteriyle çocukların çok hoşuna gitti diyebilirim, buradan kitabın çizeri sevgili Nur Dombaycı’ya çok teşekkür ediyorum. Sınıflarında öğrencileriyle kitabı okuyup, kendi öfke kuşları orkestralarını resmeden birçok öğretmenden fotoğraflar, mesajlar aldım. Kitaptaki bu kuşların diyar diyar dolaşıp, çocukların duygu dünyasına konması çok hoş bir duygu. Çocuklardan başka, okuyan yetişkinlerden de olumlu geri dönüşler almak beni çok mutlu ediyor, sanırım ‘Kabul’ kavramı üzerinde durmamız yetişkinlere hitap eden tarafı oldu. Bizler, duygularını çok fazla ifade etmeyi bilmeyen bir neslin çocukları olduk. Geçmişte yaşanan geçim sıkıntıları, genç yaşta hayata atılmak, çocukluğu yaşayamamak muhtemelen beraberinde duyguları baskılamayı, yok saymayı, görmezden gelmeyi getiriyordu. Şimdi ise durup düşünmek için, duygularımızı ifade edebilmek için daha fazla zamanımız ve imkânımız var. Kelimeler, cümleler ve kitaplar aracılığıyla hem çocukların hem de büyüklerin duygularını ifade edebilir hale gelmesine yardımcı olabilmek beni çok mutlu ederdi. Umarım bu kitap ve ardından gelecek kitaplarla bu amacıma ulaşabilirim.

HER DUYGU İNSANLAR İÇİN

Duygular bize misafir diyorsunuz kitabınızda. Duygularımızın misafir olduğu bilincine nasıl varacağız? Kolay değil çünkü.

Duygularımız bizlere bugüne kadar adeta bir düşman gibi tanıtıldı. Bir duygu yükseliyorsa sanki bastırılmalı ya da yok edilmeliydi. Duygularını göstermek acizlik, güçsüzlük gibi algılandı. “Erkekler ağlamaz” dendi örneğin, biri düşse ve ağlasa, “Kalk hadi, bunda ağlanacak ne var?” dendi. Bir kadın ağlasa “Sen de hemen ağlıyorsun, bir şey konuşulmuyor senle” dendi. Bunlar basit gündelik örnekler. Oysa her tür duygu insan içindir. Hüzün de acı da utanç da kızgınlık da öfke de. Bunları yaşamak, var olduklarını, geldiklerinde bazen rahatsızlık hissi ve acı vermelerinin normal olduğunu anlamak, onlara nezaketle bir yer açmak, duyguları kabul etmek anlamına gelir. Bu kabulle birlikte, hiçbir duygunun sonsuza kadar var olmadığı, yerini başka duygulara bırakacağı tecrübesi de kendiliğinden geliyor ve duygular eskisi kadar insanı rahatsız etmiyor.

ÖFKE SORUNU

Türkiye’nin duygu haritası bize ne söylüyor. Öfkeli bir toplum muyuz?

Ben Ankara’da görev yapıyorum. Gördüğüm danışanlar ve hastalar açısından değerlendirdiğimde, öfke kontrol sorunlarının oldukça sık olduğunu söyleyebilirim. İnsan, anlaşılmadığını hissettiğinde, tükenmiş hissettiğinde, engellenmiş hissettiğine, kırıldığında, hayal kırıklığına uğradığında ve birçok durumda öfkelenebilir. Öfke aslında buzdağının görünen kısmıdır, genellikle altta yatan daha önemli sorunlar, daha derin duygular vardır.

ÖFKEDEN ŞİDDETE

‘Yanlışlıkla yaptım, bir kereden bir şey olmaz’ gibi cümlelerle öfke perdeleniyor mu?

Kesinlikle perdeleniyor. Öfkeden şiddete uzanan bir yol var. Öfke denetim güçlükleri yaşayan bireyler öncelikle seslerini yükselterek etraflarına zarar vermeye başlıyorlar. Şiddetin işte bu noktasında yani sözel şiddet aşamasında “dur” denilmez ve gerekli önlemler alınmazsa, fiziksel şiddet başlıyor. Kişiler öfkelerini kendilerine, başkalarına, eşyalara zarar vererek göstermeye başlıyorlar. Bu da görmezden gelinir ve bir şey yokmuş gibi davranılırsa, o noktada fiziksel şiddetin de ötesine geçilebiliyor ve anlık öfkeler maalesef cinayete bile yol açılabiliyor. “Bir kereden bir şey olmaz”, “Yanlışlıkla yaptım” gibi ifadeleri tehlikeli, kişinin sorunu örtbas etmeye çalıştığını ifade eden cümleler olarak değerlendirebiliriz.

Ufukta ne gibi çalışmalar var. Bizi nasıl sürprizler bekliyor?

Üzerinde çalıştığım iki çocuk kitabı projesi daha var. Bunlar da yine çocuklara vermek istediğim psikolojik altyapısı olan mesajlarla ilgili. Ama ardından esas işim olan erişkin ruh sağlığı alanında çalışmalar yapmak niyetindeyim. Çocuklara söylemek istediğim birkaç kelamdan sonra rotayı erişkinlere çevireceğim inşallah.

Teşekkür ediyorum bu güzel röportaj için.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.