PİYASALAR

  • BIST 10095.839-0.2%
  • ALTIN275.717-0.72%
  • DOLAR5.711-0.41%
  • EURO6.34-0.41%
  • STERLİN6.932-0.6%
  1. HABERLER

  2. KADIN

  3. Lauren Booth: Bana sokakta ‘terörist’ diye bağırıyorlar gülüp geçiyorum
Lauren Booth: Bana sokakta ‘terörist’ diye bağırıyorlar gülüp geçiyorum

Lauren Booth: Bana sokakta ‘terörist’ diye bağırıyorlar gülüp geçiyorum

‘Tony Blair’in baldızı’ Lauren Booth Londra’daki şöhretli ve İslam’dan uzak hayatından Müslüman olma sürecine, Avrupa’daki İslamofobi’den Türkiye hakkındaki görüşlerine pek çok konu hakkında Turuncu Dergisi’ne açıklamalarda bulundu.

A+A-

Röportaj: FATMA KARAMAN SÜSLÜ
fatmaskaraman@gmail.com 

Klasik bir soruyla başlamak istiyorum… Müslüman olana kadar nasıl bir hayatınız vardı? Nasıl bir ailede yetiştiniz?

1970'lerde Londra'da büyüdüm. Annem eski bir model ve babam da Birleşik Krallık’ta iyi bilinen bir aktördü. Dolayısıyla yetiştiğim ortamda çok fazla alkol vardı. Bu durum benim yetişkinlik dönemimi etkiledi. 14 yaşında alkolle tanıştım. 

Peki Müslüman olmadan önce genel olarak Müslümanlar hakkındaki düşünceleriniz nelerdi?

11 Eylül'den önce ‘Müslümanlar’ hakkında hiçbir fikrim yoktu! Daha doğrusu varlıklarından haberim bile yoktu diyebilirim. Sonra aniden var oldukları ortaya çıktı, onları her yerde görür olduk(!). Böylelikle ben de varlıklarından haberdar oldum. Başlarda İslam kadınların flört etmesini yasaklıyor gibi görünmüştü bana. Bu açıdan Hinduizm’e benzetiyordum. Yani birçok önyargım vardı İslam’a ilişkin. Ta ki Filistin’e gidene kadar…

ANNEM ‘KAFAYI KIRDIN’ DEDİ 

İslam ile şereflenme hikayenizin Filistin’de başladığını okudum… Müslüman olma sürecinizden bahseder misiniz?
Gazeteci olarak 2005’teki Batı Şeria’yı ziyaret etmiştim. O iş gezisi gözlerimin gerçek anlamda açılmasına vesile oldu elhamdülillah. Orada Hristiyan ailelerin yaşadığı bölgeleri de koruyan Müslüman ailelerle tanıştım ve çok şaşırdım. Karşılaştığım inanç, kiliselerdeki Pazar ayinleri gibi bir binaya gidip sıkıcı bir konuşmayı dinlemekten ibaret değildi! Pratikti, canlıydı, hayatın içerisindeydi ve aile ve toplum üzerinde her an etkisi olan bir yapıya sahipti. Böyle bir nezaket, sabır, metanet ve cömertlikle hayatımda hiç karşılaşmamıştım. Kur'an-ı Kerim'de ortaya konan gerçek inananların tüm karakteristiklerini orada bizzat gözlemlemiştim. Ülkeme dönünce pek çok Müslüman ile tanıştım, konuştum. 2010’daki Kudüs Günü mitingini takip etmek için İran’a gittim. Ramazan ayıydı. Bir camide durdum. Abdest aldım ve Filistin için dua ettim. Ardından öyle bir huzur hissettim ki… Emniyette hissettim. Sanki korunuyordum. Sonra Londra’ya döndüm ve İslâm’ı kabul etmeye karar verdim. İki kızım da tıpkı benim gibi Müslüman oldu. 

Anlattıklarınızdan çok etkilendim… Peki ailenizin ilk tepkisi ne oldu?

Annem çok komikti. Bana “Öyleyse sen de kafayı kırdın sonunda” dedi. Diğer aile üyeleri ise çok da umursamadılar. Çünkü Filistin konusuna olan ilgim ve aktivist kimliğimi biliyorlardı. ‘Çoktan Müslüman olduğunu biliyorduk’ dediler. 

ÇEVREMDEN UZAKLAŞTIM 

Şu an ailenizle aranız nasıl?

Harika! Allah'a şükürler olsun! İlişkilerimizde aslında kendimizi değiştirmemiz gerekirken genellikle karşı tarafı değiştirmenin yollarını arıyoruz maalesef. Annem şu anda Müslüman olmamla alakalı olarak gerçekten mutlu. Onu mutlu edecek bir ufacık bir yardımda bulunduğumda bile ‘Tanrı büyüktür’ diyerek seviniyor. Bu da beni inanılmaz mutlu ediyor. 

Müslüman olduktan sonra iş ve özel hayatınızdaki arkadaşlarınızla ilişkiniz nasıldı? Kararınıza saygı mı duydular? Eleştirip, uzaklaştılar mı?

Sert tepki veren bendim onlar değil! Hayatımı ve davranışlarımın tamamını o kadar hızlı bir şekilde değiştirmek istedim ki beni sevenlerin duygularını, onları dışladığım için incittim. Doğrusunu söylemek gerekirse bundan dolayı çok pişmanlık duyuyorum. 

Şu anda gündeminizde neler var? Bugünlerde hayatınız nasıl gidiyor?

Allah'ın lütfuyla, şu an hatıralarıma dayanarak yazdığım tek kişilik bir tiyatro oyununun senaryosu üzerinde çalışıyorum. İnşallah bu Ağustos'ta Edinburgh Fringe Festivali’nde turnemize başlayacağız. Ana akım izleyicilere Müslümanlar ve onların yaşam tarzları hakkında eğlence ve medya sektörlerinde onlara yansıtılanlardan tamamen farklı bir anlatım tarzyla ulaşmayı amaçlıyoruz.
Özel hayatımdaki gündeme gelirsek; en büyük kızım birkaç ay içerisinde üniversiteye başlayacak. Yani hayatımızda ciddi değişimler oluyor. Bütün gençler ve anneleri için dua ediyorum.
 
KIZLARIMA İSLAMOFOBİK SALDIRILARDA BULUNDULAR 

İngiltere, Müslüman nüfusu en yüksek olan Avrupa ülkesi... Öte yandan, İslamofobi'nin en yüksek olduğu ülkelerden de biri… Bu paradoksu / tutarsızlığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İngiltere’deki Müslümanlar olarak, dini bir topluluk bakımından davranışlarımız örnek olmaktan çok uzak maalesef. Kirli ve pis yaşam alanları, kötü yemekler… Hatta fakir semtlerde alkol veya uyuşturucu satın almak isterseniz ‘Müslüman’ satıcılara ve onların dükkanlarına gitmeniz gerekiyor. Bu çok üzücü bir çelişki açıkçası.
Ancak Allah'a şükür ki bu durumun değiştiğini görüyoruz. Gelecekte inşallah inanıyorum ki, Birleşik Krallık'taki Müslüman cemaati muhtaç insanların bir ihtiyaçları olduğunda ilk önce gidecekleri topluluk olacak. Müslümanlar olarak dünyanın herhangi bir yerinde var olma amacımızın bu olduğunu düşünüyorum.

İslamofobik durumlar yaşamış olabileceğinizi düşünüyorum. Bize yaşadığınız bir olaydan bahseder misin?

Kızlarım 8 ve 10 yaşlarındayken bir gün Kuzey Londra’da çok seçkin ve güzel bir sağlıklı yaşam kulübünün tuvaletlerinde kıyafetlerini değiştiriyorlardı. Çünkü mekânda bir soyunma kabini bulunmuyordu. 30’lu yaşlarında bir kadın bir yandan kapıyı sert bir şekilde yumruklayarak “Acele edin! Neden orada üstünüzü değiştiriyorsunuz?!” diye onlara bağırdı. Küçük kızım ona “Özür dileriz, sadece ortalık yerde üstümüzü değiştirmeyerek mütevazi(iffetli) olmaya gayret ediyorduk.” diye cevap verdi. Kadın ise onlara diğer annelerin de önünde “İffetli mi? Bir yandan binaları patlatırken diğer yandan iffetli olma hakkına sahip değilsiniz!” diye bağırdı. Kimse kadına bir cevap vermedi.
Sonrasında sağlıklı yaşam kulübünün yönetimi gerçekten düzgün bir davranış sergiledi ve kadını polise şikâyet ettiler. Kadın polis tarafından uyarıldı ve kulübe üyelikten ömür boyu men edildi.
Bunun gibi birçok kez bize “Terörist!” diye bağırıldı. Biz ise sadece gülümsüyor ve yolumuza devam ediyoruz.

CAMİDEN ÇIKAN GENÇLER GÖRMEK ÇOK GÜZEL

Türkiye'ye o kadar çok kez geldiniz ki, bizden biri olduğunuzu bile söyleyebiliriz artık… Türkiye ve Türk halkı hakkındaki düşünceleriniz neler?

Türkiye'yi çok ama çok seviyorum! İnsanlarınızda dışardan bakınca görülen çok doğal bir tatlılık var ama eminim siz bunu artık fark edemiyorsunuz. Tabii ki, İstanbul’da mesela Paris’te olduğu kadar belki daha fazla yoğun ve yorucu bir hayat var.  Ancak bir Cuma gecesinde, binlerce gencin gece kulüplerinden çıkmak yerine Sultan Ahmed Camii’nde namazdan çıkarken gördüğümdeki şaşkınlığımı ve sevincimi anlatamam. Tabii ki her inanç düzeyinden ve hatta inançsız insanlar da var ülkenizde. Ancak karşılıklı saygı içerisinde bir arada yaşamayı çok iyi başardığınızı görüyorum ve bunun sizin toplumunuzun bir zaferi olduğunu düşünüyorum.

BATI DÜŞÜNDÜĞÜ KADAR DEMOKRATİK DEĞİL  

Batı basını tarafından Türkiye’nin ‘yeteri kadar’ demokratik olmaması eleştirileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir Müslüman olarak insan haklarına ve demokrasiye saygı göstermekten bahseden ve buna dikkat eden Avrupa medeniyetinin, İslam konusunda çok ırkçı, suçlayıcı, hakaret edici ve saldırgan olduğunu düşünüyorum. Neredeyse tüm Batı ülkeleri “radikal Hristiyanlık” veya “radikal Yahudilik” veya diğer dinlerdeki aşırılıklar hakkında en ufak bir eleştiriyi yapmazken “radikal İslam” hakkında konuşmaya devam ediyorlar. Ortada bir ikiyüzlülük olduğu kesin.

Batı ne kadar demokratik?

Kesinlikle düşündükleri kadar demokratik değiller.

MUHAMMED BİN SELMAN’DAN UTANIYORUM 
 
Müslüman ülkeler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bazıları, diğer Müslüman ülkelere açıkça zulmederken (Suudi Arabistan'ın Yemen'i bombalaması, Filistin’in Mısır’ın İsrail’le olan iş birliği sonucu daha fazla sıkıntı çekmesi ve İran’ın Suriye’deki katliamları gibi), diğer yandan açıkça ABD’yi ve İsrail’i destekliyor. Bu korkunç olaylara Müslüman olarak şahit olmak nasıl bir duygu?
Çin’in Uygur Müslümanlarını toplama kamplarına koymaya devam etmesine müsamaha gösteren yorumları yüzünden Muhammed Bin Selman’dan utanıyorum. Müslüman topraklar zorba yöneticiler elinde sıkıntı çekiyor ve tarihin her döneminde bunlar yaşanmıştır.

‘BREXİT’ KELİMESİNDEN NEFRET EDİYORUZ”

Brexit süreci ile ilgili düşüncelerinizi bize biraz anlatabilir misiniz? İngiltere’nin geleceğini genel olarak nasıl görüyorsunuz?

Ya Allah! Lütfen Brexit'i bana sormayın. O kelimeyi duyduğumuzda artık İngilizler olarak kulaklarımızı tıkıyoruz. Birleşik Krallık, sömürgecilik ve Asya ve Afrika'daki uluslara hükmetmesiyle güçlendi. Bu kibir ve cehalet kaynaklı yükselen ırkçılık bu olanlardan sorumlu olmayan gelecek nesle acı bir ders vermek üzere maalesef. Bütün dünya için dua etmemiz gerekiyor. Şüphesiz Allah çok merhametlidir.

KLİŞE FİKİRLERİN DIŞINA ÇIKMAK İSTEDİM 

“Kutsal Topraklarda Huzuru Bulmak: Bir İngiliz Müslümanın Anıları” adlı bir kitap yazdınız. Bize biraz kitabınızdan ve neden böyle bir kitap yazdığınızdan bahsedebilir misiniz?

Kitap benim hatıralarım ve yaşadıklarımla ilgili olsa da aslında bir otobiyografi kitabı değil. Seyahatlerimde tanıştığım kişilerden aldığım çok değerli hayat derslerini insanlarla paylaşmak istedim. Okurların, medyadaki klişe Müslüman tasvirinin dışında bir yaşam biçiminin de var olduğunu fark etmelerini sağlamak istedim. Londra'da şöhretli bir yaşamdan Gazze’deki mülteci kamplarına uzanan manevi bir maceranın hikayesi. Kalbimin yeniden attığını hissettiğim, beni Hacca götüren ve orada çocukluğumdan beri ilk kez Allah ile iletişime geçme şansı elde ettiğim bir uyanışa vesile olan bir macera.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.