PİYASALAR

  • BIST 1002.864-0.15%
  • ALTIN1038.8950.62%
  • DOLAR17.934-0.05%
  • EURO18.404-0.67%
  • STERLİN21.767-0.58%
  1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Enflasyon sorununa 'Japon Usulü' çözüm
Enflasyon sorununa 'Japon Usulü' çözüm

Enflasyon sorununa 'Japon Usulü' çözüm

Küresel risklerin etkisiyle enerji, gıda ve emtia fiyatlarının öngörülemez hale geldiği dünyada enflasyonlar giderek yükselirken Japonya'nın uyguladığı ekonomi yönetimi diğer ülkeler için örnek oluyor.

A+A-

Japon ekonomi modeli, küresel bazda yükselen enflasyonlara karşı para ve maliye politikalarında nasıl yol izleneceğine dair örnekler sunuyor. Stabil bir para politikası yürüten Japon ekonomi yönetimleri, yıllardır halkı harcamayı değil, tasarruf etmeyi özendirici politikalara imza atıyor. Böylece Japonya’nın sürdürdüğü fiyatları beklentiyle düşük tutma modeli enflasyonu frenliyor. Buna göre, fiyatların sürekli gerilediği Japonya’da insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için beklemeyi daha fazla tercih ediyor ve bu durumu hayatlarının bir parçası haline getiriyor.

Japonya’nın diğer ülkelere göre ekonomideki bariz farkı para politikalarıyla maliye politikalarının birbirlerini ikaz edecek seviyede yürütülmesi şeklinde öne çıkıyor. Bir Japonya Merkez Bankası (BOJ) yetkilisi kalkıp “Merkez bankası bağımsızdır, kimse politikalarımıza karışamaz” demiyor, bilakis BOJ siyasi hükümetin çizdiği ekonomik modele destek olurken, hükümete de ekonomik açılımlar sağlıyor.

BOJ bir ay önce hükümetin yıllık yüzde 2’lik enflasyon hedefi doğrultusundaki politika belgesini uygulamalarıyla sağlamlaştırmaya çalışıyor. Hükümetin politika belgesinde, BOJ’un yüzde 2’lik enflasyon hedefini sürdürülebilir şekilde hayata geçirmesi isteniyor.

Genişlemeci para politikalarının devam ettiği Japonya’da enflasyon Mayıs ve Haziran’da yüzde 2’lik beklentiyi aşmasına rağmen Japon ekonomi yönetimi, merkez bankası BOJ’dan halen eksi yüzde 0,1 olan düşük faizin, enflasyonda yükselişe karşı sürdürülebilir olduğu görülene kadar devamını istiyor. Harcamayı sevmeyen ve bol para içinde yaşamayı isteyen Japonlar mevcut politikaya tam destek veriyor.

Japonya siyasi yönetimi, BOJ’a yönelik hazırladığı belgesinde, “Hükümet makroekonomik politikayı, cesur para politikası, esnek mali politika ve özel sektör yatırımlarını artırmayı amaçlayan bir büyüme stratejisi ile birlikte, esnek şekilde yürütmeye devam edecek” ifadelerini kullanarak söz konusu politikalar için BOJ’dan para politikasına özgü uygulamalar bekliyor.

Japonya’da çekirdek tüketici enflasyonu hesaplanırken gıda fiyatları sepete alınmıyor

Yüzde 2’lik beklenti enflasyonunun Mayıs’ta hem çekirdek hem manşet yüzde 2,1 olarak aşılmasına rağmen ekonomi yönetiminin BOJ ile birlikte aynı doğrultuda genişlemeci politikaları sürdüreceği ve enflasyonu bol likidite ile yenmeyi planlandığı gözleniyor. Japonya’da çekirdek tüketici enflasyonu hesaplanırken gıda fiyatları sepete alınmıyor, ancak enerji maliyetlerinin fiyatlara yansıdığı görülüyor. Diğer taraftan gıda ve enerjinin bir arada hesaplandığı endekslerde ise Mayıs’ta enflasyonun yüzde 0,8 civarında arttığı ortaya çıkıyor.

Eşgüdümle ekonomiye yön veren Japonya hükümeti ve BOJ’un birbirlerine yönelik destek açıklamaları dikkatlerden kaçmıyor.

Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Japonya Merkez Bankası'nın gevşeyici para politikasının uygulamada kalması gerektiğini söylüyor.

Başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere birçok gelişmiş ülke merkez bankası sıkı para politikası çerçevesi uygularken, genişlemeci para politikası ile dikkat çeken BOJ’a Japonya Başbakanı Fumio Kishida ciddi destek veriyor.

Kishida, bütün olarak ekonominin kapsamlı bir şekilde ele alınmasını belirtirken genişleme politikalarının devam edeceğini söylüyor. Kishida aksi takdirde sıkılaşmacı para politikalarının uygulanması durumunda küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) için finans maliyetlerinin artacağını, dünyadaki trendin Japonya için uygulanabilir bir metot olmadığını dile getiriyor.

BOJ Başkanı Haruhiko Kuroda da, yükselen fiyatların geçici olduğunu, vatandaşın alışverişte edindiği alışkanlıkları bırakmamalarını belirtiyor ve genişleme politikalarına devam edeceklerini söylüyor.

Politika denge faizini eksi yüzde 0,1 ve 10 yıllık tahvil getiri hedefinin de yüzde sıfır olduğuna işaret eden Kuroda, BOJ’in yakından izlenmesi gereken riskler listesine yabancı para birimlerini de eklediklerini kaydediyor. BOJ politika üretirken finans ve döviz piyasalarındaki gelişmelere ve bunların Japonya’nın ekonomik faaliyeti ve fiyatlarına nasıl etki edeceğini yakından takip ettiklerini belirtiyor.

Kontrolcü duruşunu sürdüreceğini bildiriyor

Gelişmiş merkez bankalarının yükselen enflasyonlara karşı sıkılaşmacı para politikasına yönelmelerine karşılık Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) genişlemeci politikaları bırakmayacağını belirten ekonomistler, Japon para birimi Yen’in dolar karşısında son 20 yılın en düşük seviyesine gerilemesine sebep olan baskılara karşılık genişlemeci ve kontrolcü duruşunu sürdüreceğini bildiriyor.

Ekonomistler BOJ’un negatif faiz oranlarına devam edeceğini, 10 yıllık Japon devlet tahvili getirisini yüzde sıfır olarak uyguladığını ve piyasa ve ekonominin dengesini sağlamak adına gerekli miktarda tahvil satın alacağını ve söz konusu alımların yılın son çeyreğine kadar sürebileceğini öngörüyorlar.

Ekonomistler enflasyon baskısının yüksek olmadığı ülkede TÜFE oranının yüzde 2’den aşağı döneceğini, ileriye dönük fiyat artışları trendinde dış risklere rağmen beklentilerin üzerine çıkılmasının mümkün olmadığını savunuyorlar.

Ekonomistler, Japonya’da ortaya çıkan fiyat artışlarının, yurtiçinde talepten ziyade içinde gıda ve enerji olan ithalat maliyetlerinden kaynaklandığı ve söz konusu olayın dış risklere bağlı olduğundan geçici olduğu, geçici enflasyonist ortama göre temel genişleme politikalarının terkedilmeyeceğini dile getiriyorlar.

Özellikle BOJ’un tahvil getirisiyle Yen arasında tercih noktasında mevcut gidişatı değiştirmeyeceğinin görüldüğünü belirten ekonomistler, piyasada oluşan kısa vadeli volatilitelerin para politikasıyla stabilleşeceğine vurgu yapıyor.

Ekonomistler, majör merkez bankalarının sıkılaşma politikaları çerçevesinde faiz artırırken BOJ’un tahvil faizlerinin yükselmesini önlemek için piyasadan alacağı tahvillerin genişleme politikalarının sürdürülebilirliğine katkı vereceğini belirtiyor.

Oynaklıktan kurtararak koruyorlar

Genişleme politikalarına rağmen Japon ekonomisinin istenen canlılığa ulaşamadığı noktasında görüş bildiren ekonomistlerden bazıları olayı Keynesyen Likidite Tuzağı’na bağlarken bazı ekonomistler ise likidite tuzağı diye düşünülen modelin aslında Japonya’da ekonomiyi yönlendiren bir “beklenti yönetimi” olduğunu söylüyor. Ekonomistler, “Gevşek politikaların yanında, faizin düşük tutulması enflasyonu etkilerken paranın değerini oynaklıktan kurtararak koruyorlar” yorumunu yapıyor.

Japonya’nın yürüttüğü para ve maliye politikalarıyla mal ve hizmetlerin sürekli ucuz kaldığını belirten ekonomistler, “Böyle ortamlarda tüketimini erteleyen Japonlar daha düşük fiyat beklentisiyle beklemeye geçerek az harcayıp tasarruf ediyor ve ellerindeki parayla yurtdışındaki piyasalara yatırım yapıyor. Böylece yurtiçi ekonomide canlanma olmuyor ama enflasyon baskılanıyor ve yurtdışı yatırımlar artıyor” ifadelerini kullanıyor.

Dünyada samuray yatırımları diye adlandırılan ekonomik aktivitenin yabana atılmaması gerektiğine vurgu yapan ekonomistler, harcamaktan çok yatırım yapmayı seven başta kadınlar olmak üzere Japon halkının yurtdışı piyasalarda önemli miktarda fonları bulunduğuna dikkat çekiyorlar.

Özellikle Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ikincil piyasalara yatırım yapan Japonların, sözü edilen ülkelerin yerel paralarını dolara karşı koruduğunun da altını çizen ekonomistler, “Olay Türkiye’de bile gerçekleşti ve zamanında ülkeye giren Japon Yeni ile birlikte TL dolara karşı değer kazandı. Japon ev kadınlarının piyasalardaki carry trade hareketleri unutulmamalı” hatırlatmasını yapıyorlar.

Dünyada finansal piyasalar karışık olsa da Japonya’nın yürüttüğü genişleme politikaları ve Japon halkının harcamadan ziyade birikim ve yatırım anlayışının yeniden dış piyasalara yönelenebileceğini belirten ekonomistler, döviz ihtiyacı bulunan Türkiye’ye yönelik atıflar da yaptılar.

Ekonomistler, “Türkiye de, Japonya gibi genişlemeci politikaları tercih ediyor. Türkiye’de enflasyon yüksek olsa da Japonya gibi faizler belli bir seviyede sabit tutularak fiyat artışlarının geçici ve yakın vadede normale döneceği, Türkiye’nin yatırım ortamı açısından en uygun ülkelerden biri olduğu yolunda yurtdışı yatırımcıya sürdürülebilir istikrar tablosu mesajları veriliyor” diyorlar.

Tabloyu ortaya koyduğunu söylüyorlar

En uygun enflasyon ve faiz oranının ne olduğuna dair fazlaca yorumların olduğuna değinen ekonomistler, normal seviyedeki enflasyonun yararlı olduğunu, büyümelere katkı verdiğini, ancak sıfır seviyesindeki enflasyonun tüketimin azaldığı, talebin düştüğü bir tabloyu ortaya koyduğunu söylüyorlar.

Ekonomistler faizdeki sıfır ve altı seviyelerin ülke borçlanmasını artırabileceğini ve dolayısıyla Japonya’nın 30 trilyon dolar borcu olan ABD’den sonra 15 trilyon dolarla ikinci sırada yer aldığını belirtirken, IMF’nin Nisan 2022’de yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’na göre, gelişmiş ülkeler arasında bu yıl sonu itibarıyla milli gelire oranla kamu borcu en yüksek olması beklenen ülkeler sıralamasında yüzde 263 ile Japonya’nın ilk sırada bulunduğunu dile getiriyorlar.

Likidite tuzağının Japonya’nın en büyük handikaplarından biri olduğuna vurgu yapan ekonomistler, ekonomiye enjekte edilen paranın atıl bir şekilde tutulduğunu, ekonomiye girmediğini, insanların parayı elinde altın gibi sakladığını ve düşük faiz ortamı olmasına rağmen faizlerin daha düşmesini bekleyen önemli derecede tahvil yatırımcısı olduğunu belirtiyorlar.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.