PİYASALAR

  • BIST 10086.6420.66%
  • ALTIN249.705-0.62%
  • DOLAR6.035-0.65%
  • EURO6.759-0.71%
  • STERLİN7.693-0.38%
  1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Dünyadan Kadın Yüzleri
Dünyadan Kadın Yüzleri

Dünyadan Kadın Yüzleri

Onlar dünyanın çeşitli bölgelerinde kimi anne, kimi iş kadını, bazıları da çiftçi.. değişmeyen bir tek şey var nerede olurlarsa olsunlar onlar kadın. Turuncu Dergisi ekibi dünyanın değişik yerlerinde yaşayan kadınların hayatlarını ele aldı. İşte farklı ülkelerde yaşayan kadınların birbirinden ilginç hikayesi...

A+A-

Dünya kadınlarını yalnızca bize anlatıldığı kadar biliyoruz. Önümüze sık sık konulan bir fotoğraf var. Bu fotoğrafta Batılı kadınlar şık arabalara biniyor, ev işlerinde hizmetçilerinden yardım alıyor. Hayattaki dertleri çevrenin kirlenmesi, ekosistemin bozulması. Doğulu kadınlar ise ritüeller ve törenler eşliğinde yaşıyor. Renkli kumaşlar, dikkat çeken bilezikler, ağır baharat kokuları… Afrika hep acı, hep yoksulluk zaten. Tenekede evlerde oturan ve bir damla su için sırtlarında çocuklarıyla kilometrelerce yürüyen kadınlar.

Afrikalı iş kadınları sabahları topuklu ayakkabılarıyla iş toplantısına giderken Amerikalı bir kadın şiddetin ve yalnızlığın içinde bocalayabiliyor. Yani tek bir kadın fotoğrafı, ülkelere göre sınıflandırılmış kadın hayatları yok. Peki, bize neden gerçeği yansıtmayan hayatları anlatıyorlar? Cevabı çok basit! Kafalarındaki ideal kadın üzerinden toplumları yeniden tasarlamak için.

NELER YAŞIYORLAR

Kamuoyunda bir şeyi bin kez söylersen herkes inanır düşüncesiyle hareket ediyorlar. Bu yüzden de ideal Batılı kadının sarı saçlarından ayakları için kullandığı kreme kadar santim santim güzelliği tasarlıyorlar. Çocukları Barbie bebekle oynayanlar bilir. Barbie’nin evi, arabası, köpeği, hafta sonu tatili, balosu hiç bitmez. Barbie bir masal kadar uzak da değildir. Hemen şuralarda bir yerde öyle bir hayat yaşanıyor izlenimiz veriyor. Sonraki iş onun nerede olduğunu aramakta...

Medya ve çeşitli bilgi kodlamalarıyla hepimize yapılan şey de o aslında. Birçok hayatı gösteriyorlar. Gösterilenlerin içinden en ideal olanı da Batılı kadının hayatı. Fakat arka planını çoğumuz bilmiyoruz. ‘Bu kadınlar ne yaşıyor?, Şiddet oralarda nasıl?, İslam’dan uzak hayatlarda toplumsal kabuller nasıl ilerliyor?’ Hiç birisini bilmiyoruz.

İŞİMİZ ZOR 

Dünyanın her yerinde güneş doğuyor ve hangi şartlar altında olursa olsun her evde kadınlar büyük sorumluluklar yaşıyor. Afrikalı annelerin evlerinin ve hayatlarının asgari ihtiyaçlarını karşılamak için verdiği emeği Avrupalı bir kadın trafik, iş ve çocuklar arasında bölünerek veriyor ya da Asyalı bir kadın toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlamak için çalışıyor.

Kısacası kadınlar için ülkelere göre ayrılmış denklemler yok. Yalnızca hayatı omuzlarında taşıyan kadınlar var ve hayatın altın tepside sunulduğu kadınlar. Adına ister ‘kader’ deyin, ister ‘ilahi adalet’ 21’nci yüzyılda uzak yakın her coğrafyadaki kadının işi zor. Yükü ağır.

Bu kadar farklı fotoğrafın, rengin, duruşun, hayatın olduğu 21’nci yüzyılda dünyadan kadın yüzleri bize ne anlatır? Mülteci bir kadının hikayesiyle kendi topraklarında kök salmış kadının hikayesi birbirini tutar mı? Pentagon’da insansız hava araçlarını kullanarak kilometrelerce uzaktaki ülkeleri bombalayan sonra da akli dengesini kaybeden  kadın pilotları ve mülteci kadınları düşününce kimin yükü diğerinden ağır? Kimin hayatı kayboldu, kiminki nerede başladı? İşte bu sorunun cevabını ararken başladı her şey. 

HİKAYELERİNİ DİNLEDİK

Baharın eşiğinde, 8 Mart için dünyadan kadın yüzleri dedik. Kadınlara hikayelerini sorduk. Bariyerleri aşarken nelere tutunduklarını… Düşünce kalkmanın zorluğunu… Dünyanın diğer kadınlarına dair duygu ve düşüncelerini. Farklı ülkelerden kadınlar bu sorunun cevabını uzun uzun anlattı. Bazılarında dinlerken gülümsedik, bazılarının kırgınlıklarını içimizde hissettik. Dünyadan kadın yüzlerine ayna tuttuk. Size ve içinizdeki tüm kadınlara ışık tutsun diye.

ENDONEZYA

Ben Franka Soeria. Şu anda Jakarta-Endonezya'da yaşıyorum ama İstanbul'da da evim var.
Jakarta Ulusal Üniversitesi İngiliz Edebiyatı mezunuyum. İnsanlar beni ‘moda uzmanı’ olarak çağırıyor. Beş yaşımdan beri bir şeyler üretiyorum. Üniversiteyi bitirdikten sonra Endonezya'nın en büyük yayınevinde çalıştım. Çocuk dergileri hazırladım, daha sonra kadın dergisine moda editörlüğü yaptım. Orada pek çok tasarımcının moda danışmanı oldum, arkadaşlarımla birlikte büyük moda etkinliği yaptım ve Endonezya modasının ana tanıtımcısının bir parçası oldum. 2013 yılında Türkiye'ye taşındım. Ala Hijab adında bir markayla başlangıç yaptım. Pek çok isimle tanıştım ve etkinlikler düzenledik. Şimdi Jakarta'da Markamarie.com adlı siteyi yönetiyorum ve devletle birikle projeler üretiyoruz. Anlayacağınız tabağımda pek çok proje var. 

KADIN OLMAK AYRICALIKTIR 

Benim için kadın olmak güçlü olmak demektir. Birden fazla yönü olan insanlarız. Kariyer kadınıyız, anneyiz, eşiz, birisinin kızıyız, müşteriyiz. Pek çok yönümüzün olduğunu söylerken bunu kastediyorum. İnsanlar tüm bu sorumlulukların yanında her zaman iyi görünmemizi istiyor. Ev hanımları burada ayırıyorum çünkü onların bütün evi ve aileyi idare edebilme yeteneği beni her defasında şaşkınlığa uğratıyor! Çevremde sürekli kadınların çok meşgul olduğunu duyuyorum ama yine de her şeye vakit ayırıp başarılı bir şekilde işlerin altından kalkabiliyorlar. Tüm bunların yanında kadın olmak bence bir ayrıcalık, bundan dolayı gurur duyuyorum. 
Fakat kadınların yaşadıkları zorukları da gözardı etmiyorum. Öncelikle kadınların pek çok görevleri olmasının kadın olmanın en zor yanı diyebilirim. Geçmişte, üzerimde ‘Güzel görünmek baskısı’ hissediyordum. Aslında nasıl göründüğümü çok fazla umursamayan bir kadınım; artık rahat hissettiğim şeyler giyiyorum, böylece kim olduğuma, nası gözüktüğüme değil, işime odaklanıyorum. Çalışmayı, bir şeyler üretmeyi çok seviyorum. Kendime hep ‘İnsanlar benden hoşlanacaksa bu benim aklım olmalı, görüntüm yüzünden değil’ diyorum. İnsanların benimle konuştuğunda bu mesajı aldıklarını düşünüyorum. 

İYİ BİRİ OLUN

Yakında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayacağız. Kadınlara bir mesajım var: Kadınlar, biz bu işte beraberiz! Senin mücadelen var, benim mücadelem var. Bunu yapabiliriz!  
Kadınlar birbirlerini daha fazla güçlendirmeli. İşbirliği her şeydir. Bir de iyi insanlar olmalıyız. İyi biri olmak başarının en önemli temeli bence. 
Başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerini dinlemeyi bırakın. İçinizde bakın, kendinizi nasıl ruhsal olarak daha iyi hale getirebileceğinizi, bilge olabileceğinizi, kariyer yapabileceğinizi düşünün. İçiniz mutlu değilse, dünyadaki bütün bu maddi şeylerin hiçbir önemi yok. Söylemek istediğim, bu dünyada Allah bize nasip ettiği sürece imkansız bir şey olmadığı.

Tabii bu durumda bulunduğuz ortam da çok önemli. Ülkemde kadınlara ve erkeklere eşit muamele ediliyor. Endonezya'da birçok büyük kadın lider oluyor. Gururlu ve mutluyum!

franka-1.jpg

PAKİSTAN
Röportaj: Zehra Nur CEYLAN 

Ben Hira Rashidi. ABD’de yaşayan Pakistan asıllı, Amerikalı bir Müslüman bir kadınım. 27 yaşındayım. 2013 yılında Rutgers Üniversitesi'nden mezun oldum. Şu anda Brooklyn, New York'ta varlık yönetimi işlemleri üzerine JP Morgan’da çalışıyorum. İşimi seviyorum, çalışırken zevk aldığım bir kariyere sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. 

EVLİLİK BASKISI 

Yaş aldıkça, Pakistanlıların kültürel zihniyeti olan evlilik gündemi beni baskı altına almaya başladı. Genel olarak konuşursak, etnik kökenlerden kadınların tümü genç yaşta evlenmenin baskılarını yaşamlarının bir noktasında yaşarlar. Kültürel düşünceye göre, kadınların yaşamlarında sahip oldukları ve yapabildiklerinin dışında evlilik cüzdanı olmadan hiçbir zaman yeterli olamayacakları üzerinedir. Belki bir gün annem ve ben mutluluğun, bir evlilik yapmadan önce insanın kendi içinde olduğu konusunda hemfikir olabiliriz. 

KARİYER YAPABİLDİĞİM İÇİN MUTLUYUM 

Amerika'da kadınların eşit fırsatlara sahip olmaları ve aile hayatlarının dışında bir kariyer yapabilmeleri mümkün olduğu için çok mutluyum. Kadınlar; ekonomiye, topluma ve evlerine katkıda bulunabilirler. ABD Kongresi'ne, ikisi Müslüman 117 kadın seçildi. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınlar ve Müslüman kadınlar için kanun reformlarına yardımcı olmayı amaçlamaktadırlar. Bunlar, her yerdeki genç kadınları olumlu yönde etkileyebileceğini umduğum rol modellerim.

hi̇ra-rashi̇di̇-(1).jpg

ZANZİBAR ADASI

Zanzibar’dan merhaba! Benim adım Hüsna. 50 yaşındayım. Zanzibar Adası’nın Jambiani köyünde yaşıyorum. Öğretmenim ve aynı zamanda bir restoranın yöneticiliğini yapıyorum. Dört çocuğum var. Aynı zamanda kardeşimin çocuklarına da bakıyorum. Toplam dokuz çocuğun bakımından sorumluyum.

EŞLERİMİZDEN DESTEK GÖRMÜYORUZ

Kadın olduğum için çok mutluyum fakat benim ülkemde kadın olmak çok zor. Temizlikten çocuk bakımına, yemekten evin her türlü ihtiyacına her şeyi kadın yapmak zorunda. Avrupalı kadınların eşleri onlara her konuda yardım ederken, Zanzibar’da bu durum tam tersi. Erkekler kadınlara hiçbir konuda yardımcı olmuyor.  
Zanzibar’da maalesef kadın odaklı bir politika yok. Burada kadınlar daha güçlü olmak istiyor çünkü Zanzibar’da erkekler daha ön planda. Özellike şehirde yaşayan kadınlar bunu biraz başarmış durumda. Hem çalışıyor hem de politikaya giriyorlar. Bu bizim için çok önemli ve olumlu bir gelişme. 

HUZUR VE BARIŞ DİLİYORUM

Zanzibar’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanmıyor ancak dünyadaki bütün kadınların huzurlu ve barış dolu bir hayat yaşamalarını dilerim.

husna_zanzibar.jpg

BREZİLYA

Türkiye’ye selamlar! Ben Mariana Sousa, 42 yaşındayım. Brezilya’nın başkenti Brasilia’da yaşıyorum. Hukuk mezunuyum. 14 yıllık polisim. Bugünlerde ‘Kaçırılma ve kayıp insanlar’departmanında çalışıyorum.

HAKLARIMIZI SAVUNMALIYIZ

Öncelikle şunu söylemeliyim ki kadın olmayı seviyorum. Bence bizi erkeklerden farklı kılan iki şey var: Sezgilerimiz ve çok yönlü olmamız. Bu yüzden bence 8 Mart çok önemli bir gün. Bu günü çok önemsiyorum. Sadece kutlamak için değil aynı zamanda haklarımızı savunmak için de önemli bir gün. Her yerde kadınların durumunu iyileştirmek için fikirlerimizi ve projelerimizi paylaşmalıyız. Sadece devletlerin değil sivil toplum kuruluşlarının ulusları kaynaştıran daha fazla etkinlik ve bağlantı kurması gerektiğine inanıyorum. 

CESUR OLUN!

Ülkelerin yanı sıra kadınlar da birleşmeli ve haklarını savunmalı. Çevremdeki tanıdığım her kadına, ‘Cesur ol!’ diye telkin ediyorum. Genç kızlara ‘Ders çalışın, bilgi edinin ve bağımsızlığınızı kazanın’ diye nasihatlarda bulunuyorum. Ne yazık ki, dünyamız ataerkil bir yapıda. Kadınlara yönelik önyargı çok fazla. Erkekler ve kadınlar arasındaki farklı koşullar karşı her gün savaşmalı ve hak kazanımımızı yükseltmeliyiz diye düşünüyorum. 

POLİTİKACILAR ÖNEMSEMİYOR 

Dünyada kadın olmak gittikçe zorlaşıyor. Polis olmama rağmen kendimi Brezilya’da  güvende hissetmiyorum. Burada kadın olmak zor. Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlik konusunun yanı sıra Brezilya'daki en büyük sorun kadına yönelik şiddet. Dünya geneline baktığımızda Brezilya’da bu seviye çok yüksek. Her gün bir kadın; kocası, erkek arkadaşı ya da eski kocası, erkek arkadaşı tarafından öldürülüyor. Politikacıların bu şiddet durumuyla ilgilendiğini sanmıyorum. Ülkede şiddet önleme politikalarına rağmen, bu konuda başa çıkmamız gereken uzun bir yol var... 
Sadece önleme ve cezalandırmada değil, eğitimde de daha fazla devlet yatırımına ve dikkatine ihtiyacımız var. Çocuklar (kızlar ve erkekler) gelecekte birbirlerine saygı göstereceklerdir. Toplumumuzun zihniyetinde tamamen bir değişim en önemli unsur.

mari.jpeg

FAS

Röportaj: Esra TÜYLÜOĞLU 

Benim adım Meriem Jaaouar ve 29 yaşındayım. Faslıyım. Şu an Ankara'da yaşıyorum. Hukuk ve İngiliz dili ve edebiyatı üzerine lisans diplomam var. Mülteciler ve Sığınmacılarla Yardımlaşma Dayanışma ve Destekleme Derneği’nde (MSYD-ASRA) vaka yönetimi asistanı olarak çalışıyorum. ASRA, temelde insani krizden, çatışmalardan, insan hakları ihlallerinden ve doğal afetlerden etkilenen bireylerin ve toplulukların temel ihtiyaçlarını karşılamayı ve yaşam koşullarını iyileştirmeyi hedefleyen bir sivil toplum ve insani yardım kuruluşudur. ASRA olarak üç farklı ülkenin 21 bölgesinde çalışıyoruz. Türkiye'de sürekli ihtiyacı olan mültecilere yardım ediyorum. İşimi çok seviyorum.

CİNSEL NESNE OLARAK SUNULUYOR 

Kadın olmak dünyadaki en iyi şey diyebilirim. Kadın olmak harika, çünkü aynı zamanda beni güçlendiren bir şey. Fakat beni rahatsız eden şeyler devar. Kadınların medya bazı erkekler ve bazı gerçekler tarafından cinsel bir nesne olarak sunulması, şok edici ve zor.
Bazıları kadınların çok zeki olmadığına, bazılar da materyalist olduğuna inanıyor. Bu kategorinin hala olması bile çok komik. Çünkü mültecilerle çalışıyorum, toplumdaki anlayış eksikliğinden dolayı özellikle şu anda mülteci bir kadın olmanın zor olduğunu söyleyebilirim. 

BESLEMEK, KUCAKLAMAK BİR AYRICALIK 

Tüm dünyada kadınları kutlamak her zaman iyidir. Bir kadın olmanın verdiği gücü, bazen de sosyal kısıtlamalar ve kısıtlamalar nedeniyle azalma eğiliminde olan gücü hatırlamak önemli bir şey. 8 Mart, tüm toplumlarda yeni normlar oluşturma ve inşa etme ve kadınlara yönelik olumsuz uygulamaları pozitif olanlara değiştirme fırsatıdır. En önemlisi kadın hakları ve dünyadaki tüm kadınlar eşit olmalı. Kadın olmak, kucaklamak, onurlandırmak ve beslemek bir ayrıcalıktır. Kutlamak için daha önemli bir şey göremiyorum!

GELENEK VE KURALLAR ZORLUYOR 

Benim ülkemde kadın olmak çok zor. Çünkü hala bazı kadınlara uygulanan olumsuz gelenek ve kurallar var. Ancak yasalarımız kadınları hayatın her alanında koruyor. Çünkü dinimiz nedeniyle İslam kadını ve özellikle de anneye karşı çok saygıdeğer.

meriemjaaouar.jpg

ÇEK CUMHURİYETİ 

Benim adım Pavlina Vancurova. Neredeyse kırk yaşındayım. İktisat doktoram var. Çek Cumhuriyeti’nin güzel başkenti Prag’da yaşıyorum. 2011 yılında bir kız arkadaşımla beraber kendi işimizi kurduk. Firmalara ekonomik danışmanlık hizmeti veriyoruz. 

KENDİNİZLE GURUR DUYUN

Kadın olmayı çok seviyorum! Çünkü güç şeyleri bile bir şekilde aşabiliyoruz. Bir kadın olarak erkeklerin sahip olduğu ayrıcalıkları hiçbir zaman çantada keklik görmedim. Bu durum sadece günlük işleri yaparken erkeklerden çok daha fazla zorlanmamızla alakalı değil, aynı zamanda kadınların fiziksel ve mental gücüyle alakalı. Kadınlar bir şeyin kendiliğinden mükemmel olmasını beklemiyor, bunun için efor sarfetmeye hazırlar. Daha fazla çalışmamız gerekiyorsa bu sizi daha güçlü kılar. Kadınlar erkeklerle karşılaştırıldığında fiziksel olarak daha zayıf. Fakat kadınların ruhları çok daha kuvvetli. Örneğin başkalarının bakış açısına daha duyarlıyız. Diğer insanların sahip olduğu düşünce ve inançları önemsiyoruz. Bazen bu çok zor oluyor. Bu gerçekten minnettar olduğum bir şey. Dünyadaki diğer kadınlara bir şey söylemek istiyorum! Lütfen sadece kendiniz olun ve kadın olduğunuz için gurur duyun! 

UZUN BİR YOLUMUZ VAR

Feminist bakış açılarının Çek Cumhuriyeti'nde çok az yeri var. Genel olarak, insanlar önemli kadınlara saygı gösterir. Örneğin; bilim adamı, eğitimci, sporcu, sanatçı veya iş kadını.  Kadınların toplumdaki konumuna daha yakından bakacak olursak, Çek kadınlarının hem siyasi hem de iş yaşamında önemli bir rol oynamadığını söyleyebiliriz. Kesin olarak hala gelir eşitsizliği var. Tabii politika ya da iş dünyasında başarılı kadınların olmadığı anlamına gelmiyor, varlar ve sayıları oldukça fazla. Hatta bazı erkekler çalışmayı bırakıp evin sorumluluğunu üstleniyor, kadınlar da çalışıyor. İstihdamdaki toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında politik konuşmalar duyuyoruz. Gerçekte ise Çek Cumhuriyeti’nde AB mevzuatının tatmin edici bir düzeyde uygulanmasına rağmen, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitlik hala çok uzak. Ülkemin hala çok uzun bir yolu olduğunu söyleyebilirim. 

GERÇEK KONUMU KANITLANDI 

Dünya Kadınlar Günü bize kadınlığımızı kutlama şansı veriyor. Ülkemde ise bu önemli gün, maalesef uluslararası diğer resmi tatil günlerinin gölgesinde kalıyor. Kırk yıl süren Komünist yönetim için bu büyük bir olaydı. İşyerinde olağanüstü sonuçlar elde eden ve parti çizgisini kazanan kadınlara devlet tarafından ödüller verildi, iş yerinde hediyeler alınır ve her yerde kutlamalar yapılırdı. Bu durum o zamanlar toplumdaki kadınların gerçek konumunu kanıtlıyordu.

pavlina_vancurova_2016.jpg

ALMANYA 

Röportaj: Ümmügülsüm TAT

Adım Selma Kibar, namı diğer @almangelini. Almanya doğumluyum. 41 yıldır bu dünyada ikamet ediyorum. Beş çocuk annesiyim. 10 yıl fotoğrafçılık yaptım, altı yıldır da lokum işiyle uğraşıyoruz, üç yıldır Almanya' da lokum üretiyoruz. 

ENERJİMİ TÜKETEN İNSANLARDAN UZAK DURURUM 

Kadın olmak bambaşka bir duygu yoğunluğu getirir insanın üzerine, tabii bir sürü de sorumluluk ve yük. Kadın olmak demek, daha çok irdelemek, derindekini görmek, içinde yeni bir hayat barındırmak, devamlı değişmek ve yenilenmek, hayatı sahiplenmek demek... Ağır başlı oturaklı sadık dürüst gururlu güçlü azimli ve daha  fazlası. Her şeyden önemlisi, geleceği yetiştiren, şekil veren varlıktır kadın. Tevekkül. Rabbime olan sonsuz güven beni her daim, en zor anlarımda bile ayakta tutan.

Zaman zaman tükendiğimi hissediyorum. Öyle zamanlarda tevekkül harici, gücümü yalnızlıktan alıyorum. Enerjimi tüketecek insanlardan kaçmışımdır hep. Bence bu, kadının karakteri, yetiştiriliş tarzı, yaşadığı toplum, aile yapısı, maddi durumu ve medeni haline göre değişir. Kendimden yola çıkarak cevap verecek olursam eğer, her yıkılışımda daha güçlü kalktım ayağa. Kalkmamak gibi seçeneğim olmadı hiç bir zaman. Kurban rolü oynamayı hiç sevmedim. Çaresizlik hissi hep öfkelendirmiştir beni. Böyle zamanlarda gücümü öfkemden aldığım doğrudur. Yerimde saymayı, geçmişte yaşamayı, geleceği düşünerek kaygılanmayı, kin gütmeyi, intikam almayı hiç sevemem. 

PES ETMEYİN 

Çözüm odaklı, anı değerlendirmeyi, yaşananları kabullenerek yaşamayı tercih ederim. Suçsuzsam bile özür diler önüme bakarım. Bu soruya cevap vermek benim için oldukça zor. İnsanların dışarıdan gördüğü başarıyı ben göremiyorum kendimde. Yaptığım hataları unutmuyorum ve tekrar yapmamaya çalışıyorum. Çevremdeki insanlara karşı ne kadar anlayışıysam, kendime karşı o kadar acımasızım. Kendime karşı yapılan haksızlıklara susabiliyorken, bir başkasına yapılan haksızlığa asla göz yumamıyorum.

Bunları yazarken fark ettim ki, kendi başarı hikâyeme baktığımda mücadele görüyorum. Pes etmeyin. Kendinize inanın. Doğru bildiğiniz için, kimseye haksızlık etmeden, kimseyi ezmeden, inançlarınızdan ödün vermeden mücadele edin, derim. Zor olan ama doğru olan bu bence.

selmakibar.jpeg
 
Editör:
FATMA KARAMAN SÜSLÜ
fatmaskaraman@gmail.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.