1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Ahmet Tezcan: Reis sıfatından ve hitabından hiç hoşlanmıyorum
Ahmet Tezcan: Reis sıfatından ve hitabından hiç hoşlanmıyorum

Ahmet Tezcan: Reis sıfatından ve hitabından hiç hoşlanmıyorum

Renkli kişiliği ile öne çıkan yazar, senarist ve düşünür Ahmet Tezcan kitapları ve projeleri hakkında Yenikapıhaber’e konuştu. 

A+A-

ozel-haber.png

Yazar ve senarist Ahmet Tezcan Yenikapıhaber’den N.Asuman Özer’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Reis” şeklinde hitap edilmesini tasvip etmeyen Tezcan, “ Reis sıfatından ve hitabından hiç hoşlanmıyorum. Bunun sebebini defalarca yazdığım yazılarda ifade ettim. Siyaseti, makamı ve şahsiyeti pespayeleştiren bir sıfat olduğunu düşünüyorum ve bu sıfat üzerinden bir kesimin nemalandığını biliyorum. O bakımdan bu sıfatı kullanmayacağım, sizin de kullanmamanızı tavsiye ederim.” Dedi.

İşte Ahmet Tezcan’ın Yenikapı Haber’e verdiği röportaj:

1.Sizi tanıyabilir miyiz?

Kolay değil o. Keşke başarabilseniz de bana da anlatsanız. Ben kendimi tanıyabildim mi ki, siz tanıyabileceksiniz? Tanımak, okumaktır, okuyabildiğiniz ölçüde tanırsınız ki o da nasıl okuduğunuza bağlı.  Yapıp ettiklerimden kazandığım sıfatları soruyorsanız; gazeteci yazardım, şimdi sadece yazarlık yapıyorum. Roman ve senaryo. Sadece roman yazmak lüksüne sahip olacağım günlerin peşinde koşuyorum. 

2.Çocuk kitapları yazmaya iten sebep neydi?


Fakülte yıllarında yeğenlerime hediye babında başlamıştım, sonra iş büyüdü kitaplaştı. Çok fazla çocuk kitabım olduğu söylenemez. 

3.Kaleminiz çok kuvvetli yeni kitap geliyor mu?


Kitaplar diyelim... Gelecek inşallah.. Yarım kalmış, ara ara dönüp dokunuşlar yaptığım 4 kitap var... Kafada olan, yazılacaklar hariç... Sadece geçim derdi için yazdığım senaryolar ve diğer ufak tefek işler olmasa da yoğunlaşabilsem keşke. 

4.Yedi Güzel Adam senarist grubundan neden ayrıldınız?


Kim uydurdu bunu? Yedi Güzel Adam’dan ayrılmadım, dahil oldum. Dizinin fikir babası Maraş Milletvekili Mahir Ünal senaryo danışmanı sıfatıyla dahil olmamı istedi. Katıldım. 13 bölüm çekilip bitirilmesi planlanmış bir işti. 6’ncı bölümde tıkandı ve kaldırılması gündeme geldi. O dönemdeki TRT Genel Müdürü neler yapılabileceğini sordu. Hikayeye farklı bir yaklaşım önerdim. Kabul gördü. 7 ve 8’inci Bölümlerin tretmanlarını ve diyaloglarını yazdım. 9’uncu bölümden itibaren yanıma senarist arkadaşım Nevin Şahin’i aldım, senaryoyu ikimiz yazmaya başladık. Özellikle gençler arasında top trend olunca 13 bölümden 26 bölüme çıkarıldı, daha sonra 39 olsun denildi. 48’e çıkartılmasına karar verildiği noktada “bu kadar yeter” dedim ve 39’uncu bölümde final yaptık. Hikaye budur. Senaryosunu bıraktığım dizi Sevda Kuşun Kanadında dizisidir, sebebi ise yapımcı ile ilkeler noktasındaki anlaşmazlığımızdır. Başka ayrılığım olmadı. 

5.Alija Dizisine gelen tepkilerden memnun musunuz?


Alija şu anda Bosna Hersek’te Hayat Tv’de gösteriliyor. Daha önce de TRT ile eşzamanlı olarak Ürdün’de Nur Tv’de yayınlandı. Bu iki ülkeden, özellikle Bosna’dan gelen tepkilerden memnunum. Türkiye’de ise, genel tv dizisi mantığı dışında bir dizi olmasına, diğer dizilerin yeni bölümleriyle değil, özetleriyle yarıştırılmış olmasına, bir kaç sezonluk hikayeyi, Türkiye’deki normal dizi süresinin yarısı kadar bir süre içinde, sadece 6 bölümde anlatmak zorunda kalmamıza ve burada zikretmek istemediğim başka problemlere rağmen AB grubunda 16’ncı olacak kadar ilgi gördü ki kimse bunu beklemiyordu. Ben en çok Bosna’da nasıl karşılanacağını merak ediyordum. Aldığımız haberlere göre ilgi çok iyi, bu bana yetiyor. 

6. Bir liderin hayatını anlatmak zor olmadı mı?


Olmaz mı? O liderin hayatını şayet hamasetle değil hakkaniyetle anlatmaya çalışıyorsanız işiniz çok zor demektir. Rating alsın, tutulsun diye hamasi duyguları istismar ederek, gerçek hayatta günde kaç fincan kahve içtiği bile bilinen bir kahramanı, gerçeği yani tarihi çarptırarak, abuk subuk davranışlar ve hayali olaylar içine sokarsanız işiniz kolaylaşır. Mevcudu hikayeleştirmek zor, olmayanı uydurmak kolaydır. Biz uydurma yoluna gitmedik, gidemezdik, çünkü yaptığımıza para kazanılacak bir iş olarak bakmadık, bakamazdık, çünkü bizi bağlayan ilkeler vardı. Hakkaniyet o ilkelerin başında geliyor. Dizide Alija İzetbegović ona buna tokat atsaydı, önüne gelene laf sokup, masaları yumruklasaydı, Bosna Hersek’teki soykırımın içinden Türkiye’nin bugünkü siyasi ortamına dair göndermeler yapsaydı, hem işimiz çok kolay olurdu, hem de ratingte daha üst sıralara çıkardık. Fakat işin sonunda hakkı zedelemiş olurduk ki, ilkesel olarak hakkı zedelemenin kimsenin haddi olmadığını düşünüyorum. Neticede yaptığımız işin, Alija ve şehitlerinin ruhunu yaralayacak bir çalışma olmadığını düşünüyorum. Bosna ve Hersek Başkanlık Konseyi Başkanı olarak görev yapan Bakir İzetbegović; dizinin yayınlanmasından sonra Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, hem Bosna Hersek halkı hem de İzetbegović ailesi adına, Alija dizisinde gösterilen hassasiyet nedeniyle teşekkür mektubu gönderdi. Bu bana yeter, senaryonun yazımı sırasında yaşadığım gerilime, atlattığım kalp krizine değer. Hamdolsun. 

7.Gençlerin tepkisi nasıl oldu?


Çok iyi... Gençler Alija’yı çok sevdiler, Alija’nın kitaplarını okumaya, üniversitelerde Alija İzetbegović okuma ve araştırma klüpleri oluşturmaya başladılar. Yedi Güzel Adam dizisinin gençler üzerinde oluşturduğu etkiye benzer bir etkiyi Alija da oluşturdu. Bu noktada bütün ekonomik ve lojistik zorluklara rağmen bu dizinin yapımını gerçekleştiren Sancak Medya yapımcıları M. Hakan Sancaktutan ve Şeref Diler’e çok teşekkür ediyorum. Gerçekte asıl takdiri onlar hakediyor. 

8.Gençlerle aranız iyi onlara yönelik projeniz var mı?


Olmaz mı? Bütün projeler, romanlar, yani bütün çaba gençler için. Çünkü Mardin Büyükşehir Belediyesi Gençlik Merkezi’nin sloganı çok doğru; Gençlik varsa, gelecek var! 

9.Kendinizi nasıl bir baba ve eş olarak tanımlarsınız?


Onu eşime ve çocuklarıma sormak lazım. Dört çocuğumun hepsi de küçükken beni “Çok tomik baba” diye tanımlardı. Şimdi ne derler bilmem, ben hâlâ çok komik baba olduğumu düşünüyorum. Eşimse, Allah ona kolaylık versin. Dört çocuğun en küçüğü ve en haylazı olarak hâlâ büyümemi bekliyor.

10.Sayın Cumhurbaşkanı'na  danışmanlık yaptınız. Sizce "Reis"le çalışmanın en zor kısmı ve kolay kısmı nedir?


Reis sıfatından ve hitabından hiç hoşlanmıyorum. Bunun sebebini defalarca yazdığım yazılarda ifade ettim. Siyaseti, makamı ve şahsiyeti pespayeleştiren bir sıfat olduğunu düşünüyorum ve bu sıfat üzerinden bir kesimin nemalandığını biliyorum. O bakımdan bu sıfatı kullanmayacağım, sizin de kullanmamanızı tavsiye ederim.  Şu an Cumhurbaşkanımız olan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan sıfatını taşıdığı süre içinde 5 yıl birlikte çalıştım. Zor kısmı olağanüstü bir performans ile çalışması. Hızına yetişmek mümkün değil neredeyse, çoğumuz döküldük, yaya kaldık. Başka bir zorluğu yok. Hesabi değil hasbi iseniz, ona bakarken arzuladığınız yahut bulunduğunuz konumu değil de kendisini görebiliyorsanız, birlikte çalışması en kolay yöneticidir Erdoğan. 

11.Ülke olarak kitap okuma oranımız çok düşük, sizce artırmak için neler yapılmalı?


Önce Kitabımızı okumamız lazım. Oku diye başlayan, bu emri “1 defa oku, 99 defa düşün” diye açımlayan, güya “inandık” dediğimiz Kutsal Kitabımızı her kelimesini 99 defa düşünerek okumamız ve hayatımıza indirmemiz ilk şart. Biz 99 defa okuyup, “hazır düşünülmüşü var” diyerek, bir defa bile düşünmeden aklını başkasının cebine koymuş bir toplum haline getirildiğimiz için, kitap okuma oranının bu kadar düşük olması son derece doğal. 
 
11.En keyif alarak yaptığınız iş hangisi?


Yaptığım iş tabii ki... Okumak ve yazmak...

12.Senaryoya başlamadan önceki hazırlık sürecini nasıl geçiriyorsunuz?


Sıkıntılı... Yazmaya başlamadan önce ve yazarken dabaz olmuş gibi bir kaşıntı tutar. Kolay yazdığımı düşünürler ama zor yazarım... Yumurta kapıya gelmeden yazdığım vaki değildir... Hatta yumurta kapıda bekleyip geri dönerken koşup yetiştiğim de çok olur... Şakır şukur yazabilenlere hayranım... Ben bunu yapamıyorum. Ya tembelim yahut egom çok yüksek. Ben de çözemedim. 

13.Çok pozitif enerjiniz var bunu nasıl başarıyorsunuz?


Çocuk kalarak. Beden artık yetişemiyor, bu da çok yorucu oluyor ama asla büyümeyeceğim. 

14.Çok medya önüne çıkarmasanız da Mardin’de çalışmalarınız var ve ben merak ediyorum. Mardin’de neler oluyor? 


Ben de “Mardin’de neler oluyor” diye merak ettiğim için buradayım. Şuna eminim, Mardin’de çok güzel şeyler oluyor. Dünyada mutlaka görülmesi, hatta yaşanması gereken şehirlerin başında gelir Mardin. Mardin’i yaşamadan ölmek istemiyorum. Bu yaşama sırasında ortaya bir şeyler çıkacak mı? İnşallah. Ben de büyük bir merakla bekliyorum.

 

 

N. Asuman Özer / Yenikapı Haber

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.