PİYASALAR

  • BIST 10086.8660.92%
  • ALTIN249.89-0.55%
  • DOLAR6.041-0.55%
  • EURO6.764-0.63%
  • STERLİN7.694-0.36%
  1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. 36 yıllık bir hac yolculuğu
36 yıllık bir hac yolculuğu

36 yıllık bir hac yolculuğu

Şule Yüksel Şenler’in kız kardeşi, Gonca Gülsel Şenler hac yolculuğu hakkında hissettiklerini vefatından önce Turuncu Dergisi'ne anlatmıştı.

A+A-

Hac, bir yolculuk... Hem her insanın kendi içime doğru yaptığı manevi bir yolculuk hem de topluca yapılan gerçek bir yolculuk. Maddi yolculuk bir araca, bir uçağa binerek başlıyor; bazıları için birkaç hafta, bazıları için ise daha fazla sürüyor. Fakat aslında manevi yolculuk çok daha önce başlıyor. Beytullah aşkı içinize ne zaman düştüyse sizin hac yolcuğunuz o zaman başlamış demektir. 

Benim yolculuğum bundan on iki sene evvel başlamıştı. Allah; nispeten genç bir yaşta, otuz beş yaşımda gelmeyi nasip etti. Geldikten sonra ise neden mütemadiyen “genç yaşta” gelmeye vurgu yapıldığını bizzat yaşayarak anladım. 

Hac, başlı başına muhteşem bir duygu ve deneyimken, burada yolculuğuna tam otuz altı sene evvel başlamış biriyle tanışmak ve bir röportaj yapmak da nasip oldu. 

Mekke’de olduğunu öğrendiğimiz kıymetli Gonca Gülsel Şenler hanımefendi ile haccı ve yaşadıklarını konuşmak için röportaj yapmak istedik. Kendisi bizi kırmadı ve kabul etti. 

Bir çoğumuzun bildiği Huzur Sokağı kitabının yazarı sevgili Şule Yüksel Şenler’in, kendisi kadar kıymetli kız kardeşi yazar ve El Sanatları Öğretmeni Gonca Gülsel Şenler ile Mekke’de kaldığı otelin lobisinde buluşmak üzere sözleştik. 

Otuz yaş üzeri bir çok kişinin bildiği efsane Danimarkalı Gelin filminin hikayesinin kendisine ait olduğunu biliyor ve tanışmayı çok istiyordum. 

Hac mevsimi kalabalığı ve yoğun trafik sebebiyle buluşmaya geç kaldığımda kendisinin bizi çok beklediğini; ilerleyen yaşı ve hastalığı sebebiyle uyumaya hazırlandığını söylediklerinde öyle üzüldüm ki, gerçekten kısa bir röportaj olacağını söyleyerek şansımı bir kez daha denemek istedim. 

Sağ olsun beni kırmadı ve odasında kabul etti. Ben oraya belki de bir kaç kez hacca gitmiş, en azından umreye gitmiş olduğunu düşündüğüm biriyle karşılaşacağımı düşünerek gitmiştim. Böyle bir hikaye duyacağımı hiç tahmin etmemiştim.

gonca-gulsel-senler-turuncu-dergisi.jpg

Ben orada gerçek bir Kabe aşığı ile tanıştım. Siz de tanışmak isterseniz buyurun. Belki sizin yolculuğunuz da bugün başlar, kim bilir?

Turuncu Dergisi: Gonca Hanım, hac yolculuğunuz nasıl başladı? 

Gonca Gülsel Şenler: Benim maceram otuz altı yıl kadar önce başladı. O zamanlar hanımlar bir kurumla hacca gidiyordu, ben de hemen kaydımı yaptırdım. Tabi aradan günler geçti, parayı verme aşamasına geldik. Ama maalesef eşim, razı gelmedi. O kadar mücadele ettim ama yok, olmuyor. Baktım; çocuklarım var... Çocuklarım olmasaydı; dinlemem, giderdim. Ama çocuklar olunca, boynumu büktüm. 

Ertesi sene, yine bir hamle; yine kaydım yapıldı ama yine olmadı. Bu otuz altı sene böyle geçti. Her sene kaydımı yaptırdım ama maalesef olmadı, olmadı, olmadı... 

Ondan sonra Türkiye’ye geldim, yerleştim. Yerleştikten sonra hastalığım başladı. Çok hastaydım ve o hastalık sebebiyle bir ümitsizliğe düştüm. “Bu yaştan sonra, bu kadar hastalıktan sonra, sen nereye gideceksin Gonca, otur oturduğun yerde” diyordum kendime. 

Benim tek tesellim, televizyonlarda hac merasimlerini seyretmekti. Onlara bakınca gözümden yağmur gibi yaş akıyordu. Çok acı bir şey, istiyorsun ama vasıl olamıyorsun. Daha önce sağlıklıyken olamadım, sağlık gittikten sonra nasıl olacak diyordum. Tüm bunları yaşadıktan sonra artık tamamen ümitsizdim. 

Sonra bir gün, bir telefon geldi Cumhurbaşkanlığından. Dediler ki; “hemen hazırlanın, beş gün içinde sizi hacca gönderiyoruz” Tabi ben çok şaşırdım. Ne kayıt yaptırdık, ne hazırlık! Hiçbir şey yok.

Yani sayın Cumhurbaşkanımız bana öyle bir hediye verdi ki, çıldıracak gibiydim. “Ya olabilir mi? Mümkün mü?” diyordum sürekli. 

İşte Allah nasip etti ve ben burada buldum kendimi. Fakat bunu hiçbir kelimeyle ifade edemiyorum. 

Turuncu Dergisi: 36 yıllık bir özlem bitmiş mi oldu? 

Gonca Gülsel Şenler: Ondan daha çok şunu düşündüm; “Rabbim ben niye daha önce gelemedim, niye daha önce kabul etmedin beni?” dedim. Bu çok büyük bir acı içimde. Gençlikte yapılması lazım bunların fakat ben nail olamadım. Rabbim yaşlılığımın en kötü zamanında nasip etti. Ben şuna bağlıyım yavrum (tekerlekli sandalyeyi göstererek) kendi başıma yürüyüp gidemiyorum bir yere. Muhakkak birisi sürecek. 

Fakat Allah binlerce defa razı olsun; bir hocamız var, İsa Hoca. Benim çektiklerimi gördükten sonra dedi ki; “Anneciğim sen üzülme, senin haccını ben yaptıracağım.” Fakat kendisi bir çok hacıdan sorumlu bir grup başkanıydı. Düşündüm, o kadar kalabalığı yönetmesi gereken bir insan ve benimle ilgilenecek. Aslında ihtimal veremedim, nasıl olacak dedim kendi kendime. Ama söz vermişti ve bu sözü tuttu. 

Sonrasında hadiseler peş peşe cereyan etti ve son olarak dün öyle bir tavaf yaptırdı ki bana, nasıl anlatsam bilemiyorum. 

Normal şartlarda tekerlekli sandalyedeki herkes üst katlarda yapıyor tavafını. Fakat benim kalbim ölesiye aşağıda olmak istiyordu. Öyle bir arzu, öyle bir aşk ki anlatılmaz... 

Veda tavafını yukarıda yapmak istemedim. Yukarı katlarda taptığım tavaflarda adeta bir belgesel izler gibiydim, zevk alamadım. 

Fakat dün son tavafı yaparken yaşadıklarımız, aşağıya inmemiz bir mucizeydi sanki. Tekerlekli sandalyelileri, üstelik de hac mevsiminin en kalabalık anında polisler bırakmıyordu. Ben de gözyaşı döküyordum. Öyle çok istiyordum ki, ona yakın olmayı. İsa Hoca oradaki görevlilere şöyle söyledi; “bakın gözleri yaş içinde, burayı görmek için, yakınında olmak için perişan oldu” 

Görevli adam bize ters ters baktı, baktı ve eliyle geç işareti yaptı. Tüm bu olanlara inanamanıyordum. Bir anda aşağıda bulduk kendimizi, o halkanın içinde! 

İşte Kabe ile aramızda yalnızca 4 kişi vardı, o kadar yaklaştım ona. Bu müthiş bir şeydi benim için, inanılmayacak bir şeydi -tabi herkes için böyledir- 

Bir de İsa Hoca’nın tavaf boyunca arkamda sesli bir şekilde Kur’an-ı Kerîm okuması beni mahvetti. Yani o tavaftan zevk almak ayrı bir de Kur’an eşliğinde olması ayrı güzeldi. Benim için inanılmaz bir duyguydu. 

Dedim ki, rabbim şu anda benim ruhumu kabzetse, hiç gam değil! Ben muradıma erdim... 

Turuncu Dergisi: Muhteşem! Gerçekten inanılmaz bir hikaye. İnsanın etkilenmemesi mümkün değil.

Peki, Hac görevini yapmak isteyenler için neler söylemek istersiniz? 

Gonca Gülsel Şenler: Hakikaten anlatılması güç, çok değişik bir duygu. Her müslümanın muhakkak yaşaması lazım. Fakat Allah aşkına gençlerimiz, gençken yapsın bu vazifelerini. Herkesin bir şekilde nefsinden feragat edip, bu zevki, bu ibadet hazzını duyması lazım. Hac, bambaşka bir şeymiş. 

Açıkçası ben, bu hazzı duyabileceğimi de pek sanmıyordum. Benim diyordum, kalbim kurudu, katılaştı! Herhangi bir his duymuyordum. Arzu var ama his yok. Fakat Kabe’ye geldiğim anda ölecekmişim gibi oldu, o katılaşmış sandığım kalbim çarpıyor, titriyorum. Böyle bir şey olamaz, ben hayatımda hiç böyle bir şey yaşamadım. Böyle bir duygu hayatımda hiç hissetmedim. 

O yüzden gençlere tavsiyem; Allah rızası için önceliği hacca versinler. Çünkü yaşlandıktan sonra o kadar zor ki...

Tabi ben yaşlı olarak geldim ama bana iki melek yardım etti. Biri gerçekten Melek (kendisine refakat eden Melek hanımı göstererek) diğeri de İsa Hoca. Onların yardımı ile kuş gibi uçtum ben. Allah onlardan razı olsun. 

Turuncu Dergisi: Bu kutsal topraklara ilk gelişinizdi yani. Peki umreye gelmeyi düşünmediniz mi?

Gonca Gülsel Şenler: Hayır, hem de hiç! Hacı olmadan umreye gelmeyeceğim demiştim.

Turuncu Dergisi: Allah haccınızı kabul etsin, mebrur hac eylesin inşallah. Bize burada bu değerli günleriniz içinde vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Özellikle hac ile ilgili duygularınızı öğrenmeyi çok istemiştik. Diğer türlü çok röportaj yapılmıştır mutlaka. 

Gonca Gülsel Şenler: Oldu evet ama eğer İstanbul’da olsaydık ne olur yapmayalım derdim. Fakat o kadar röportajdan sonra hacda, yani Kabe’de, Mekke’de vereceğim röportaj sanırım çok isabetli oldu.

Turuncu Dergisi: Tekrar çok teşekkür ederiz, Allah haccınızı kabul etsin ve bu duyguyu yaşarken size vesile olanlardan da razı olsun.

 

Röportaj: Saliha Sağdıç

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum