PİYASALAR

  • BIST 1002.864-0.15%
  • ALTIN1037.1030.45%
  • DOLAR17.931-0.07%
  • EURO18.403-0.68%
  • STERLİN21.769-0.58%
  1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 2. Nesil Üniversiteler ile gelen büyük tehlike... Şenol Metin yazdı
2. Nesil Üniversiteler ile gelen büyük tehlike... Şenol Metin yazdı

2. Nesil Üniversiteler ile gelen büyük tehlike... Şenol Metin yazdı

Tarihi çok da eskiye dayanmayan ve araştırma üniversiteleri olarak hayatımıza giren 2. Nesil Üniversiteler yükseköğretimin bütününde sistemi bir açmaza sürükleyebilir... Eğitim-Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube Başkanı Şenol Metin yazdı.

A+A-

Hem küresel düzeyde hem de ulusal düzeyde üniversite büyük bir dönüşüm içinde. İlk üniversitelerin nerede kurulduğu tartışılsa da ne amaçla kurulduğuna dair anlayış birliği vardır. İlk üniversiteler eğitim-öğretim amacı ile kuruldu. Biz bu üniversitelere 1. Nesil Üniversite diyoruz. Halen dünyanın yükseköğretim sisteminin ağırlıklı yapısı 1. Nesil’dir ve eğitim-öğretim yapmaktadır.

Ardından 19. yüzyılda Berlin Üniversitesi ile birlikte araştırma üniversiteye girdi ve eğitim-öğretime ek olarak araştırma da yapan üniversite hayat buldu. Buna da 2. Nesil Üniversite diyoruz.

Bir süre sonra Araştırma Üniversitelerinin ürettiği bilgiyi, teknolojiye ve ürüne dönüştüren, sanayi ile iç içe örgütsel modelleri içeren üniversite yapılanmaları kurulmaya başladı. Tekno-Park’lar, Sanayi-Üniversite İşbirlikleri, Teknoloji Transfer Ofisi gibi yapılar bu üniversite modelinin yansımasıdır. Buna da 3. Nesil Üniversite diyoruz. Girişimcilik 3.Nesil Üniversitenin kritik kavramıdır.

4. Nesil Üniversite ise çok yeni...

Tematiklik, küresellik, sürdürebilirlik, toplumsal değişimin aktörü gibi başlıklar 4. Nesil Üniversite ile yeni yeni gündeme gelmeye başladı.

Bu 4 nesil üniversite birbiri ile rekabet içinde, biri gelirken diğerini tasfiye eden yapılar değildir. Biri olunca diğeri olmayan bir form doğru da değildir. Bu üniversite modelleri birbirini içeren modellerdir. Birini diğerine tercih edeceğimiz bir strateji ile değil, üzerine koyarak, aşarak yönetilmesi gerekmektedir.

Modern çağın kavramlarını anlamadan öykünme hastalığımız burada da nüksetti. 2.Nesil üniversitenin 19 ve 20.yüzyılın üniversite modeli olduğunu söylemiştik. Bugün kutsanan 2. Nesil üniversite (araştırma) yeterliliklerinin sadece bir kısmı olan YAYIN PERFORMANSI’na dayalı bir akademik yükselme sistemi bize ideal üniversite kurgusu olarak dayatılmaktadır. Bu kurgu, 1. Nesil üniversitenin asli işlevini, en önemli işlevini, varoluş nedeni olan eğitim-öğretim işlevini imha eden bir sonuç üretmektedir. Öyle ki yayın yapmak için ders görevlerini yapmak istemeyen bir akademisyen profili var olmaya başladı ve bu sürdürülebilir değil.

Strateji değişikliği yapmaz isek büyük bir kriz bizi bekliyor. Çözüm;

Üniversite, eğitim-öğretim için kurulmuştur, varlık nedeni budur. Ana üniversite sistemimizi, eğitim-öğretim işlevine odaklanarak istihdamı önceleyen bir görev tanımlaması yapmalıyız.

Az sayıda üniversite ise Araştırma Üniversitesi olarak reel sektörün AR-GE ihtiyacına çözüm bulması için görevlendirilmelidir. Bunu ulusal düzeyde tematik bir çerçevede kurgulamalıyız. Araştırma çıktılarını, reel sektöre transfer edecek örgütsel formlar kurmalıyız. Yani bilgiyi, teknolojiye ve katma değere dönüştürmek zorundayız.

Bu dönüşümü başarmak için üniversitelerin insan kaynakları politikalarına odaklanmak gerekir. Ve bu politikanın en önemli aracı Akademik Yükselme Sistematiğidir. Akademik yükselme sistemimiz yayın merkezlidir ve tesadüf değildir. Akademik yayıncılığın teknoloji devlerinin kontrolünde olması da tesadüf değildir,

Ticari akademik ranking şirketleri üniversite sıralamalarını belirlerken kullandığı ölçütler, aralarında küçük farklılıklar olsa da ağırlıklı olarak akademik yayın merkezlidir. Bunun bir arka planı olması gerektiğini değerlendirdiğimizde şu ortaya çıktı;

Türkiye gibi ülkelerin binbir güçlükle ürettiği, çağın en önemli güç kaynağı bilgi, uluslararası sisteme akademik yayın olarak difüze edilmektedir. Teknoloji devleri aldığı bu bilgiyi inove ederek tüm dünyaya teknoloji olarak satmakta ve bağımlılık sürekli kılınmaktadır.

Altını bir daha çizme adına;

Üniversite sıralamalarına etki eden en büyük faktör YAYIN'dır. %90'ı aşan etki faktörü ile Yayın, 2.Nesil üniversiteyi yani ARAŞTIRMA fonksiyonunu ölçen iyi bir araçtır. Ancak yükseköğretim sisteminin bütününü Araştırma Üniversitesi yeterliliklerine kurgulamaya dair ısrarımızda devam eder isek sistemi krize sokarız.

Küresel düzeyde 3. Nesil Üniversite yaygınlaşırken hatta 4. Nesil Üniversite konuşulurken Biz akademik yükselme sistemini yayın merkezli kurgulayarak 1.Nesil Üniversiteyi (EĞİTİM-ÖĞRETİM) imha ediyor, 3.Nesil Üniversiteyi (GİİRİŞİMCİLİK) ihmal ediyoruz.

Eğitim olmadan millet olamazsınız,

Öğretim olmadan araştırma olmaz, araştırma olmadan inovasyon olmaz, teknoloji üretimi olmaz. Teknoloji üretemezseniz bağımsız olamazsınız.

O zaman soralım;

Ne yapmaya çalışıyorsunuz!

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.